bilimkurgu kulubu

Edebiyat new wave

Tarih: 12 Haziran 2016 | Yazar: Canberk İleri

0

Bilimkurguda Yeni Dalga Akımı

Yeni Dalga (New Wave), 1960 ve 1970’lerde bilimkurguya yeni bakış açılarının getirildiği, deneysel metinlerin öne çıktığı bir akımdır. İçinde birçok tema ve türden eser bulundurur ancak bunlar genelde hard sci-fi çerçevesinde olmaz. Yeni dalgacılar teknolojik gelişmelerin değil; politika, psikoloji, toplum bilim gibi sosyal bilimlerin ya da felsefenin öne çıktığı ve genelde alternatif toplum biçimlerinin sorgulandığı kurgulara önem verirler. Bu teknoloji karşıtlığında, doğaya dönüşün kurtuluş olduğunu söyleyen William Morris’in etkisi de yadsınamaz. Akımın en önemli temsilcisi J. G. Ballard, bilimkurgunun uzaya sıkışıp kalmaması gerektiğini savunur. “Asıl yabancı gezegen dünyamızdır.” der ve geleceğin bugünü anlamakta geçmişten daha etkili bir araç olduğunu vurgular. Böylelikle feminizm, LGBTİ, beat, punk ve anarşizm gibi birçok alt kültürü de içinde barındırır. Bu dönemde bilimkurgunun tanımı genişlemiş ve farklı bir boyuta evrilmiştir.

Ballard’ın ağzından çıkmasını umacağımız, Calvino’nun 1961’de kaleme aldığı Bunalımdaki İki Yazarın Konuşması isimli denemesindeki şu sözler, akımın ruhunu iyi yansıtıyor:

“Yarının edebiyatı, bizden -biz, sürekli olarak dikkati dağılmış, kaygılı, gazete düşkünü, trafik tıkanıklıklarından sinirleri yıpranmış kişilerden- doğabilecek edebiyat olacaktır…”

Yeni Dalga, ismini Fransız film akımı La Nouvelle Vague‘den alır. Kurucusu Andre Bazin olan akım, hiçbir zaman örgütlü hale gelememiştir. En önemli temsilcisi Jean-Luc Godard’dır. Akımın Bradbury, Huxley ve Bester gibi isimlerden etkilenmiş olduğunu söylemek mümkündür. Bu etkinin görüldüğü önemli yapıtlardan birine Godard’ın Alphaville filmini örnek verebiliriz. Terimin bilimkurgu edebiyatı için kullanılması ise 1966 senesine dayanıyor: ilk kez Judith Merril’in ünlü Magazine of Fantasy & Science Fiction dergisi için yazdığı makalesinde, Roosevelt Üniversitesi’nde beşeri bilimler profesörü olan Gary K. Wolfe tarafından tanımlanır. Terim başta deneysel ve spekülatif kurguyu yorumlamak için kullanıldı. Merril ise bu terimi kullandığını hiçbir zaman kabul etmedi.

James Graham Ballard ve Ursula K. Le Guin, dönemden şu cümlelerle bahsederler:

Ballard:Resim, müzik ve sinemayı son kırk yıl boyunca şekillendiren deneysel heyecanın bilimkurguda neden bu kadar az yer bulduğunu her zaman merak etmişimdir. Üstelik bunların tamamen spekülatif , yeni düşünsel yapıların oluşturulmasıyla giderek daha yakından ilgili olduğu ve eskileri silip yerlerini alan yepyeni semboller ve ifade biçimleri yarattığı göz önüne alındığında… Yakın geleceğin en büyük gelişmeleri Ay’ın veya Mars’ın üzerinde değil, dünya üzerinde olacaktır ve keşfedilmesi gereken yer de Dünya’nın dışı değil, içidir. Gerçekten yabancı olan tek gezegen dünyadır. Geçmişte bilimkurgunun eğilimi her zaman fiziksel bilimler – roketler, elektronik donanım, sibernetik – yönünde olmuş ise de bilimkurgunun vurgusu artık biyolojik bilimlere kaymalıdır. Hayal gücünden yoksun kişilerin son sığınağı olan gerçeğe uygunluğun en ufak bir anlamı yoktur. … Gereksinimimiz olan şey işte bu iç uzay elbisesidir ve bunu geliştirmek de bilimkurgunun görevidir!

Le Guin:Daha önceki yazar ve eserlere hiçbir biçimde haksızlık etmek veya bunları küçümsemek istemem, fakat bilimkurgunun 1960’larda değişim geçirdiğini söylemek yanlış olmaz. Bu değişim genel olarak yazar ve okurların sayısında, konuların çeşitliliğinde, bunların ele alınışındaki derinlikte, kullanılan dil ve tekniğin olgunluğunda ve eserlerdeki politik ve edebi bilinçte izlenmiştir. Altmışlı yıllar hem tanınmış ve yeni yazarlar, hem de okurlar için bilimkurguda heyecan verici bir dönemdi. Tüm kapılar açılıyor gibiydi…

new wave

Hareketin ilk eseri, derginin Moorcock’lu ilk sayısı ve altta bahsi geçen önemli derleme

Akımın yükselişe geçmesi, daha çok fantastik Elric serisi ile tanınan Michael Moorcock’un New Worlds dergisinin başına gelmesi ile olur. Aynı zamanda bir müzisyen olan Moorcock, New Worlds’ü yeni dalgacılar için bir yuva ve merkez haline getirir. William S. Burroughs’un da yazılarıyla dergiye ve akıma çok katkısı olur. Öncülleri bir kenara bırakırsak, akım ve dergi için en önemli isimler Ballard, Moorcock ve Burroughs diyebiliriz. Başka önemli bir katkı olarak, türün tanımlanmasında etkili olan, Harlan Ellison’un derlediği Dangerous Visions’ı gösterebiliriz. 1967’de spekülatif kurgu etiketiyle çıkan derleme, 20 ödüllü yazarın 33 öyküsünü içeriyor. Bu yazarlar içinde Asimov, Frederik Pohl, J. G. Ballard, Philip K. Dick, Robert Silverberg, Zelazny, Delany, Theodore Sturgeon, John Brunner, Philip Jose Farmer, Fritz Lieber, Larry Niven, Poul Anderson ve Damon Knight gibi isimler yer alıyor.

“Bilimkurgunun bir yan dal olmaktan çok 20. yüzyılın esas edebi geleneği olduğuna inanıyorum.”

-J. G. Ballard

Yeni Dalga hareketinin başlangıcını Moorcock’ın New Worlds’ün editörlüğüne geldiği tarihi, yani 1964’ü kabul etsek yanlış olmaz sanıyorum. Bu bağlamda hareketin ilk eseri The Burning World’dür. Su kıtlığının yaşandığı bir dünyada, insanlar su bulmak için okyanusa yönelirler; kuraklığın sebebi denizlere boşaltılan endüstriyel atıkların suyun buharlaşmasını engellemesidir. Eser, bir üçlemenin ikinci kitabıdır; ilk eser The Drowned World ve sonuncu kitap da The Crystal World’dür. Yine aynı yıl çıkan Philip K. Dick’in Mars’ta Zaman Kayması ve Willam S. Burroughs’un Nova Ekspresi eserleri hareketin ilklerindendir.

Michael Moorcock, Brian Aldiss, Mike Mustow ve J. G. Ballard, 1968 Brighton Sanat Festivali’nde

Michael Moorcock, Brian Aldiss, Mike Mustow ve J. G. Ballard, 1968 Brighton Sanat Festivali’nde

Hareketin öncüllerinden bahsedecek olursak, herhalde en önemlisi -bazıları için başlatıcısı- Alfred Bester olur. 1952 ve 1956 yıllarında yazdığı Yıkım’a Giden Adam ve Kaplan! Kaplan! romanlarıyla insan bilinci üzerine farklı fikirler sunarken sayısız yenilik katmıştır bilimkurguya. Aynı zamanda bu iki eseriyle 80’lerin ikinci yarısı ve 90’larda çıkışa geçen cyberpunk akımının öncüsü olarak gösterilir. 1984’de yazdığı Neuromancer ile cyberpunk hareketinin başlatıcısı olarak gösterilen William Gibson, Bester için şöyle der: “Benim Bester’e duyduğum hayranlığı, aynı heyecanla paylaşmayan bir bilimkurgu yazarıyla henüz karşılaşmadım.” Spekülatif kurgu yazarı James Lovegrove da ekler: “William Gibson okulda arkadaşlarıyla oyuncak ışın tabancasıyla oynarken, Bester siberpunk yazmakla meşguldü.” Hem yeni dalga hem de cyberpunk hareketini etkileyen diğer önemli isim ise Philip K. Dick’tir. Yüksek Şatodaki Adam’la yarattığı alternatif tarihte, siyaset ve tarihi ön planda kullanarak yeni dalga için öncül bir eser vermiştir. Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? gibi eserleriyle ise yeni dalganın saygın örneklerinden ortaya koyup, cyberpunk için de öncül olur.

“Bilimkurgu uzayda değil insanın kendi içindedir, gelecekte değil bugünde aranmalıdır.”

-J. G. Ballard

Daha eski öncüllere, hareketi etkilemiş olan eserlere değinmek gerekirse Orwell’ın 1984’üne kadar gidebiliriz. Aynı şekilde Bradbury’nin Fahrenheit 451’i ve Mars Yıllıkları da etkili olmuştur. Resimli Adam’daki bazı öyküler de tam yeni dalga tarzındadır. New Worlds’e katkısının bol olduğunu söylediğimiz Burroughs’un Çıplak Şölen’i de bir örnektir. Yaban Diyarlardaki Yabancı, beat kuşağını ve hippileri etkilemiş, yeni dalgacılar üzerinde tesir etmiştir. Lem’in Solaris’i, 1962’de yazılan Otomatik Portakal, İthaki’nin bilimkurgu klasiklerinden yeni baskısı çıkan Maymunlar Gezegeni ve Vonnegut’un Kedi Beşiği verilebilecek önemli örneklerdendir.

MoebiusTheAirtight

Moebius’un The Airtight Garage adlı çizgiromanından

Ayrıca feminist kurgunun ikinci dalgası olarak tanımlanan dönem de yeni dalga içinde yer alır; böylelikle bilimkurguya birçok kadın yazar kazandırılmış olur. Bu yazarların bayrak taşıyıcısı Ursula K. Le Guin, 1969’da yazdığı Karanlığın Sol Eli ile bizlere cinsiyet kavramının olmadığı bir toplumun sosyolojik yapısını düşündürür. Joanna Russ yazdığı Dişi Adam’la(1970), Marge Piercy ise Zamanın Kıyısındaki Kadın(1976) isimli eseriyle akımı devam ettirir. Akımın 80’lerdeki devam ettiricisi Margaret Atwood, Damızlık Kızın Öyküsü’nde(1985) kadınların tüm haklarının ellerinden alındığı ve yalnızca birer nesne haline getirildikleri bir geleceği anlatır. Türkçede çevirilerini pek göremediğimiz Octavia E. Butler ve James Tiptree Jr. (Alice Bradley Sheldon), akımın feminist tarafında önemli yer tutarlar.

mary-evans.jg-ballard.william-burroughs.1988La Nouvelle Vague’nün başlattığı kıvılcımı büyüten yeni dalgacılar, bilimkurgu dışında birçok sanat dalını da etkilediler. Özellikle J. G. Ballard ve William S. Burroughs etkisiyle müzik dünyası fazlasıyla etkilendi bu hareketten. Müzik dünyasında etkiledikleri en bilinen isimler için David Bowie, Hawkwind, Radiohead, Soft Machine ve The Buggles’ı söyleyebilirim. Tüm bunların haricinde uzun yıllar dışlanan ve yüksek edebiyat olarak görülmeyen bilimkurgunun, edebiyat dünyası ve okurlar tarafından kabullenilmesinde büyük rol oynandı.

Listede ismi geçen yazarların yeni dalga hareketi dahilinde başka birçok eseri var. Daha da fazlası mevcut ancak yazıda ismi geçmeyen bazı önemli isimleri şöyle sıralayabilirim:

  • Dune – Frank Herbert (1965)
  • Babel 17- Samuel R. Delany (1966)
  • Now Wait for Last Year – Philip K. Dick (1966)
  • Işık Tanrısı – Roger Zelazny (1967)
  • Stand on Zanzibar – John Brunner (1968)
  • The Final Programme – Michael Moorcock (1968)
  • Kobaylar Kampı – Thomas M. Disch (1968)
  • Mezbaha No:5 – Kurt Vonnegut (1969)
  • Barefoot in the Head – Brian Aldiss (1969)
  • Tau Zero – Poul Anderson (1970)
  • Vahşetin Sergisi – J. G. Ballard (1970)
  • İçeriden Ölmek – Robert Silverberg (1972)
  • Çarpışma – J. G. Ballard (1973)
  • Mülksüzler – Ursula K. Le Guin (1974)
  • Aksın Göz Yaşlarım Dedi Polis – Philip K. Dick (1974)
  • Beton Ada – J. G. Ballard (1974)
  • Dhalgeren – Samuel R. Delany (1975)
  • Gökdelen – J. G. Ballard (1975)
  • Şok Dalgası Süvarisi – John Brunner (1975)
  • Warm Worlds and Otherwise – James Tiptree Jr. (1975)
  • The Airtight Garage – Moebius (1976–1979)
  • Triton – Samuel R. Delany (1976)
  • Karanlığı Taramak – Philip K. Dick (1977)
  • Çıkış Kapısı – Frederik Pohl (1977)
  • Kindred – Octavia E. Butler (1979)
  • Sınırsız Rüyalar Diyarı – J. G. Ballard (1979)
  • Otostopçunun Galaksi Rehberi – Douglas Adams (1979)
  • V For Vendetta – Alan Moore (1982)
  • Blood Music – Greg Bear (1983)

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

İstanbul doğumlu. Bilgisayar mühendisi olmaya çalışıyor. Çoğunlukla progressive rock ve jazz-fusion dinliyor. Bilimkurgunun en çok “New Wave” akımını seviyor. En sevdiği bilimkurgu yazarları Ballard, Lem, Bester ve Le Guin. Ayrıca Latin Amerika Edebiyatı ve onunla özdeşleşmiş Büyülü Gerçekçilik akımına ilgi duyuyor. Latin Amerika’dan da en çok Borges okumaktan zevk alıyor.