bilimkurgu kulubu

Edebiyat

Tarih: 29 Mayıs 2015 | Yazar: Konuk Yazar

1

Bilimkurgu Edebiyatının Aristokratı: Stanislaw Lem

1921’de Polonya’da doğan Stanislaw Lem, uzun bir süre tıp eğitimi gördü. Doktor olarak mezun olmasına kısa bir süre kalmışken İkinci Dünya Savaşı başladı ve eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı. Almanların Polonya’yı işgal ettiği günlerde otomobil tamirciliği ve elektrik teknisyenliği yaptı. Tanınmış bir romancı olduktan sonra, otomobil tamirciliği ve elektrik teknisyenliği deneyimini bazı romanlarında kullandığını açıkladı. Kurguladığı kimi uzay gemilerinin teknik aksamını yazarken, aslında tamir ettiği otomobillerin güç aktarma sistemlerini yazdığını gülümseyerek itiraf etti. Aynı şekilde bazı romanlarındaki nükleer enerji betimlemeleri, gerçekte Lem’in çok iyi bildiği alternatif ya da doğrudan elektrik akım tablolarıydı.

Yahudi asıllı Lem, işgalden bir süre sonra tutuklandı ve toplama kampına gönderildi. Elektrikçiliği burada işine yaradı ve ötekilerden biraz daha iyice şartlarda yaşadı. Yine de sık sık bacasından ağır kokulu ve kapkara dumanların çıktığı krematoryum ile toplu dayak sahnelerini görmekten de kaçınamıyordu. Lem, toplama kampı yıllarında kazandığı kapalı yerde kalma korkusunu daha sonra kitaplarına da taşıdı. Öteki bilimkurgu yazarlarının aksine Lem, tüm olayların kapalı bir uzay gemisinde geçtiği konulardan büyük ölçüde kaçındı.

mg21829172-200-1_1200

Savaş sonrası Krakow’a yerleşen Lem, tıp eğitimini tamamladı ama toplama kamplarında gördüklerinden sonra, doktorluk yapmayı hiç düşünmüyordu artık. Şiir yazmaya ve bilimsel yöntem araştırmaları yapmaya başladı. Asıl ilgisi insanlar arasındaki iletişime ve felsefeyeydi. Lem, sırf bu konulara iyi birer dekor olacağına inandığı için bilimkurguya el attı. İlk romanı Marstan Gelen Adam, biçimsel olarak bir bilimkurgu eseriydi ama aslında Lem’in daha sonraki yıllarda da boğuşacağı birçok felsefi sorunu barındırıyordu.

Ardından Dönüşüm Hastanesi geldi. Bir çeşit otobiyografi sayılabilecek bu eserde Lem, savaşı, iktidarı, genel ahlakı ve uygarlığı sorguladı. Aldığı tıp eğitiminin sonuçlarını da bu kitaba koyan yazar, bir akıl hastanesinde görevli doktorların, kendi akıl sağlıklarını korumak için gösterdikleri umutsuz çabayı yazdı. Sonunda “içeride” tutulanlarla, “dışarıda” yaşayanlar arasında büyük farklar olmadığını, hatta yer yer içerinin daha “mantıklı” bir yer olduğunu öne sürdü. Dönem Stalin’in işbaşında olduğu dönemdi ve Stalinist yönetim, farklı düşünenlerin “akıl hastası” oldukları gerekçesiyle hastanelere kapatılmalarını bile olağan görebiliyordu. Stalin’e ters düşmekten korkan Polonya yöneticileri, Lem’in bu kitabının basılmasını tam sekiz yıl engellediler. Lem daha sonra o yıllar için “zavallı kitabım işkence gördü” dedi.

Stanisław Lem, pisarz, Krakow 1997

1955’de ilk gerçek bilimkurgu kitabı olan Astronotlar’ı yazdı. Kitap Lem’e ilk ününü kazandırdı. Sonraki yıllarda Lem iyice hızlandı. Aden, Yıldızlardan Dönüş, Yenilmez, Yıldız Güncesi, Ölümlü Makineler, Dünyada Barış gibi başyapıtlar kaleme aldı. Diğer yandan Lem’in ilk dönemlerdek uysal ve sosyalist yönetimi takdir eden görüşlerinden uzaklaşmaya başlaması, iktidarı rahatsız etti. Lem’in kitapları resmi olarak yasaklanmadı ama yayınevleri ile dağıtım şirketleri, Lem’in kitaplarıyla ilgili olarak sık sık uyarıldı. Lem hemen taktik değiştirdi ve bir çeşit fantezi edebiyata yöneldi. Ljon Tichy adını verdiği bir kahraman yarattı ve onun ağzından yönetimi, yöneticileri, sistemin bizzat kendisini hicvetmeye devam etti.

Mesela Gelecekbilim Kongresi kitabında, yöneticilerin halka “memnuniyet gazı”, “iyimserijin”, “melekel” adlı ilaçları bedava verdiğini yazdı. Kitaba göre yönetim, halkı teselli etmek istediği zaman “tesellim”, köleleştirmek istediği zaman “kölemisin”, bir olaya odaklanmalarını istediğinde de “dikkatonamid” ilaçları veriyordu. Bütün bunlara rağmen yine de gösteri yapmaya kalkışanların üzerine ise polis “komsev” yani “komşunu sev” bombaları yağdırıyordu. Lem bu yönetime “Farmakokrasi” adını vermişti. Bu bir rastlantı değildi. Polonya yönetimi o sıralarda çok geniş bir greve gitmeye hazırlanan işçi sendikası yöneticilerine bedava olarak Doğu Almanya malı pahalı ilaçlar dağıtıyordu. Yönetim, batının tepkisinden çekindiği için Lem’e bir ceza veremedi ama kitabın okunmaması için de her türlü baskıyı uyguladı.

solaris-1972

Yönetmenliğini Andrei Tarkovski’nin üstlendiği 1972 yapımı Solaris filminden bir sahne.

Stanislaw Lem’in 1961 yılında kaleme aldığı Solaris, onu tüm dünyaya tanıtan bir kitap oldu. Lem kitabını, James Lovelock’un ünlü Gaia Hipotezi’ne dayandırmıştı. Bu hipoteze göre Dünya aslında canlı bir organizmaydı ve bu yaşamın adı da Gaia idi. Stanislaw Lem’in Solaris’i de bir gezegen; ama aynı zamanda canlı bir organizmaydı. Gizemini çözmek için incelemeler yapan insanlara, onların hayallerini canlandırarak kendince bazı iletiler gönderiyordu. İnsanlar ise bu hayalleri anlayabilmek için kendi zihinlerine, beyinlerine doğru bir yolculuk yapmak zorunda kalıyorlardı ve bu durumda en uzak gezegense insanın kendi beyni oluyordu. Lem, Solaris’te bir bilimkurgu dekoru kullanarak, insanın bir okyanus kadar derin ve bilinmez olan kendi bilinçaltına yaptığı zor ve tehlikeli yolculuğu anlatmıştı aslında ve insan ile bilinçaltı aynı alfabeyi kullanmadıkları için bir türlü iletişim kuramıyorlardı. Daha sonra Rus yönetmen Andrei Tarkovski tarafından sinemaya da aktarılan Solaris’te, Freud’den Jung’a kadar birçok ruhbilimcinin ele aldığı konular da inceleniyordu.

Solaris’in getirdiği büyük ün, Lem’in kötü niyetle de izlenmesine yol açtı. Ursula K. LeGuin ve Stanislaw Lem ile birlikte bilimkurguyu yüksek edebiyat seviyesine taşıyan üç kişiden biri olarak gösterilen Philip K. Dick, Lem hakkında bir kötüleme kampanyası başlattı. Dick bu saldırıyı o kadar ileriye götürdü ki, sonunda Amerikan Federal Haber Alma Bürosu FBI’a bir ihbar mektubu bile yazdı. Dick mektupta, Stanislaw Lem’in gerçek bir insan olmayıp, Amerikan bilimkurgu edebiyatına zarar vermek amacıyla kurulmuş komünist bir örgütün “kod adı” olduğunu iddia etti. Dick ayrıca Solaris’in asla bir insan tarafından yazılamayacağını da öne sürdü. Ona göre, Stanislaw Lem adıyla yayımlanan kitaplar, ABD vatandaşlarının beyinlerini ele geçirmek amacıyla Sovyetler Birliği tarafından binlerce kişilik bir bilim ordusuna hazırlattırılan kitaplardı ve onların kullandığı takma isim de Stanislaw Lem’di.

stanislaw_lem_3

Belki bu tip saçmalıklar ve belki de iyice kendini göstermeye başlayan kalp rahatsızlığı nedeniyle Lem yazmayı bıraktı. Varşova’nın uzak bir banliyösünde elektriği bile olmayan bir eve taşındı. O dönemde sadece bir kez İranlı bir gazeteciye konuşmayı kabul etti ve ona; “Bilimkurgu okumayı bıraktım, çünkü hazmedemiyorum. Kendimi bir genelevde, düşmüş kadınları kurtarmaya çalışan bir misyoner gibi hissediyorum. Kitaplarımın çoğu ‘bilimkurgu’ olarak sınıflandırılmayı hak etmiyor. Gençliğimde birkaç kötü bilimkurgu yazdım, sonra başka alanlara yöneldim; ama eleştirmenler beni hep bilimkurgu çukuruna geri itti. Bilimkurgu bende alerji yaratıyor.” dedi.

YAZARIN DİLİMİZE ÇEVRİLMİŞ ESERLERİ

Kitap AdıYayınevi
Adenİletişim Yayınları
Dönüşüm Hastanesiİletişim Yayınları
Dünya'da Barışİletişim Yayınları
Fiyaskoİletişim Yayınları
Gelecekbilim Kongresi İletişim, Cem
Hayali BüyüklükPinhan Yayınları
İnsanın Bir Dakikasıİletişim Yayınları
Kör Talihİletişim Yayınları
Küvette Bulunan Günceİletişim Yayınları
Ölümlü Makinelerİletişim Yayınları
Mükemmel BoşlukCem Yayınları
Sahibinin SesiCem Yayınları
SiberyaCem Yayınları
Solarisİletişim, Maya, Kavram
Soruşturmaİletişim Yayınları
Yenilmezİletişim Yayınları
Yıldız Güncesiİletişim Yayınları
Yıldızlardan Dönüşİletişim, Baskan

Hazırlayan: Lemi Özgen

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...