bilimkurgu kulubu

Edebiyat Yüksek Doz Gelecek

Tarih: 25 Şubat 2017 | Yazar: İsmail Yamanol

1

Beşi Bir Yerde: Yüksek Doz Gelecek

2017’nin Ocak ayında Altın Kitaplar etiketiyle piyasaya çıkan Yüksek Doz Gelecek, daha önce yerli yazınımızda pek fazla örneğini görmediğimiz bir çalışma. İçinde beş farklı yazardan beş kısa roman (novella) barındıran kitap, hayal gücünün başka başka diyarlarına yelken açmak isteyenler için tadına doyum olmaz bir ziyafet vaat ediyor. Zaten kısa romanların en güzel tarafı, okurunu içine çekecek kadar bonkör, tadını damakta bırakacak kadar da cimri olmasıdır. Yüksek Doz Gelecek bu dengeyi başarıyla yansıtıyor ve türü sevsin ya da sevmesin tüm okurların ilgisini çekebilecek nüveler barındırıyor.

Öte yandan projenin ortaya çıkış hikayesi de anlatılmaya değer. 8 Nisan 2015 tarihli Mutant Serçe programının konukları arasında Funda Özlem Şeran ve Serdar Yıldız vardır. İlerleyen saatlerde Orkun Uçar da programa bağlanır. Konu 2001 yılından beri birçok yazar yetiştirmiş Xasiork Ölümsüz Öyküler Kulübü‘ne ve o zamanlar grupça gerçekleştirilen çalışmalara gelir. Edebiyat tanrılarının bir lütfu olsa gerek ki, ekip eski günlerdeki gibi müşterek bir projeye imza atıp atamayacakları üzerine sohbete başlar. Tabii herkes bu kadar istekliyken, projenin ilk tuğlası da oracıkta atılmış olur. Her yazar kendine Güneş Sistemi’nden bir yer seçecek ve bu yeri merkez alan bir kurguya girişecektir. Yolculuk 25 yazarla başlar, ama birçoğu çeşitli nedenlerden dolayı projeden çekilince ipi 5 yazar göğüsler: Umut Altın, Funda Özlem Şeran, Orkun Uçar, Gökcan Şahin ve Serdar Yıldız. Özellikle başından sonuna dek projeyi sahiplenen ve olgunlaşmasına önayak olan Orkun Uçar’ın hakkını teslim etmek lazım.

Köprüaltı / Umut Altın

Köprüaltı

Kitabın açılışını, Umut Altın’ın Köprüaltı isimli kısa romanıyla yapıyoruz. Sürükleyici bir esere imza atan Altın, sıradan karakteriyle bizleri sıra dışı bir maceranın içine itiyor. Bir gök taşının çarpması sonucu, Dünya’nın toplumsal ve politik manzarası değişmiş, çok geçmeden de otoriter bir yönetim biçimi doğmuştur. Ex2, böylesi bir gelecek manzarası içinde yaşamaya çalışan alelade bir fabrika işçisidir. Ancak bir gün Sacaromy Cerviza adlı meçhul bir kişiden aldığı gizemli mesajla hayatı tepetaklak olur. Zira gelen mesaj, eğer bir an önce Köprüaltı’na ulaşmayı başaramazsa devlet tarafından öldürüleceğini söylemektedir.

Her aklı başında kişi gibi Ex2 de bunun bir tür şaka olduğunu düşünür; ta ki bir grup polis evinin kapısına dayanana dek… Olayın ciddiyetini kavrayan kahramanımızın kaçmaktan ve Köprüaltı isimli yere ulaşmaktan başka çaresi kalmaz. Çok geçmeden Ex2’nin bu soluk soluğa mücadelesine güzeller güzeli Kd de ortak olacak ve kendimizi Dünya’dan Asteroid Kuşağı‘nın ötesine dek uzanan bir koşuşturmacanın içinde bulacağız. Umut Altın, yarattığı yalın ama bir o kadar da inandırıcı karakterleriyle okuru mest etmeyi başarıyor. Zekice kurgusu, anlatımındaki derinliği, satır aralarına gizlenmiş politik göndermeleri ve yerinde mizahıyla Köprüaltı, kitabın öne çıkan kısa romanı olmayı kesinlikle hak ediyor.

Phobos / Funda Özlem Şeran

Phobos

Kitabın ikinci kısa romanı Phobos, Ecel’in de yazarı olan Funda Özlem Şeran imzalı. Farklı bir kurgu ve anlatım ortaya koyan yazar, Star Trek’in Borg ırkını andıran bir uzaylı profili resmediyor. Akış adı verilen ortak zihin havuzundan kopan ve bir araştırma görevi sırasında kendini Mars’ın küçük uydusu Phobos’da kapana kısılmış halde bulan karakterimiz, bir yandan tekrar akışa bağlanmanın yollarını ararken, bir yandan da buradaki istasyonu incelemeye girişir. Kendilerine “insan” diyen yok olmuş bir türün inşa ettiği bu istasyonda bir başına kalan uzaylı kahramanımız, incelemelerini sürdürürken insan türüne ait bazı kitaplarla karşılaşır: Cthulhu’nun Çağrısı / H. P. Lovecraft, Frankenstein / Mary Shelley, O / Stephen King, Sonbahar Ülkesi / Ray Bradbury, Dracula / Bram Stokker, Dr. Jekyll ve Bay Hyde / Robert Louis Stevenson…

Kitap denilen şeyin ne olduğunu ve ne işe yaradığını öğrenmesi, hatta onları okuyabilir hale gelmesi uzun sürmez. Ancak fark edilebileceği üzere korku ve fantastik unsurlar barındıran bu kitaplar, uzaylı kahramanımızın akıl sağlığını gitgide bozmaya ve onu paranoyaklaştırmaya başlar. Funda Özlem Şeran, söz konusu eserleri kurgusuna öyle başarılı bir şekilde yedirmiş ki, kendimizi psikolojik bir gerilimin orta yerinde buluveriyoruz. Yine zihninde “ben” ve “benlik” gibi kavramlar barındırmayan karakterimizin değişim ve dönüşümü de ustaca bir anlatımla aktarılmış. Bu özellikleriyle Phobos, Yüksek Doz Gelecek’in en farklı eseri olmayı başarmış.

Demir Yıldız / Orkun Uçar

Demir Yıldız

Orkun Uçar‘ın Demir Yıldız‘ı, işlediği karanlık ve distopik manzarayla dikkat çeken bir kısa roman. Yüzyıl önce kanlı bir robotik isyan patlak vermiş ve bu olay insanlık tarihinde onulmaz yaralar açmıştır. Buna rağmen Dünya’nın nüfusu öylesine kabalıktır ki, deyim yerindeyse insanlar üst üste yaşam mücadelesi vermektedirler. Çaresiz yığınların en büyük hayali ise uzay kolonilerine yerleşerek daha insanca bir yaşam sürebilmektir. Ancak tahmin edilebileceği üzere bu o kadar da kolay değildir. Kahramanımız Damien, travmatik ve kimsesiz bir çocukluğun ardından pek çok yasa dışı işe bulaşmış bir kanun tanımazdır. Olağan seyrinde devam eden hayatı, Bay White ve Bay Boone‘un casusluk teklifiyle bir anda değişir. Zira kendisinden, Luxor adlı uzay kentine sızması ve orada dönen birtakım gizemli olayları aydınlatması istenmiştir.

Sonrasında gerçek adının Demir Yıldız olduğunu ve dahası Luxor’da doğduğunu öğrenen kahramanımız, çok geçmeden kendini bir ölüm kalım mücadelesinin içinde bulacaktır. Orkun Uçar, yarattığı bu distopik geleceği pek çok ilgi çekici temayla da beslemeyi başarmış. Kast sistemi, eşcinsel toplum modeli, yapay zeka ve kolonileşme bunlardan sadece birkaçı. Üç bölümden oluşan kısa roman, özellikle yarısından itibaren kanlı ve sert bir akışa bürünüyor. Biz okurlarsa, tüm bu süreç boyunca hem Luxor’u ve üzerindeki toplumu keşfediyor, hem de karakterimizin sır dolu geçmişiyle yüzleşiyoruz.

Karavanlar Çağı / Gökcan Şahin

karavanlar çağı

Başarılı öyküleriyle tanıdığımız Gökcan Şahin‘in Karavanlar Çağı adını taşıyan kısa romanı için, kitabın en özgün eseri demek mümkün. Çarpan bir göktaşı sonucu Ay’ın yörüngesi değişmiş ve bu durum da Dünya‘yı yaşanmaz bir gezegen haline getirmiştir. İnsan nüfusunun büyük bölümü yok olurken, geriye kalan bir grup zengin ise özel tasarım karavanlarıyla kapağı uzay boşluğuna atmıştır. Karavanlar Çağı’nın başlangıcı olarak kabul edilen bu olay, zaman içinde vahşi bir toplumsal düzenin oluşmasını sağlamıştır. Kuralların olmadığı ve sadece güçlülerin hayatta kalabildiği böylesi bir geleceğin içine doğan kahramanımız, henüz daha küçük bir çocukken ailesinin katledilmesi sonucu babannesiyle bir başına kalır.

Görmüş geçirmiş bir kadın olan babanne, torununu bu vahşi hayata hazırlamak için elinden geleni yapar; ama çok geçmeden o da hayata gözlerini yumacak ve kahramanımız uzay karavanında yapayalnız kalacaktır. Üstelik ailesinden geriye kalan tek miras, içinde yaşadığı bu karavan da değildir. Artık kahramanımız için geçmişle yüzleşme zamanı gelmiştir. Gökcan Şahin hayal gücü yüksek bir gelecek manzarası resmederken, aynı zamanda tekinsiz bir düzen yaratmayı da layıkıyla başarmış. Yalnızlık, çaresizlik, güvensizlik, mücadele, sevgi, keşif, gizem gibi duyguları tek kurguda harmanlayan Karavanlar Çağı, yazarın gelecekteki eserleri için de beklentiyi bir hayli artırıyor.

Alt ve Üst / Serdar Yıldız

Kitabın son hikayesi ise, Serdar Yıldız‘ın kaleme aldığı Alt ve Üst. Güneş Sistemi yüzyıllar önce kolonileştirilmiş, insanlık pek çok gezegene ve uyduya dağılmıştır. Kolonize edilen gezegenlerden biri de Venüs‘tür. Gezegenin üst atmosferi boyunca süzülen zeplin kentlerde milyonlarca venüslü yaşamaktadır. Gelişmiş Venüs uygarlığının merkezindeyse Posedyum-332 adı verilen ve sadece Venüs’te bulunan bir element vardır. Venüs, bu nadir element yüzünden diğer kolonilerin baş hedefi konumuna gelmekten kurtulamaz elbette. Ünlü bir bilim insanının oğlu olan kahramanımız Rayh Helos, Venüs’e gerçekleştirilen planlı bir saldırı girişiminin sonrasında ansızın kilit isim haline gelir.

Venüs’ün cehennemvari yüzeyine mahkum edilmiş Merkyenler ise bu çıkar savaşında piyon olarak kullanılacak ve Venüs’ün altı ile üstü arasındaki amansız savaş da böylece başlamış olacaktır. Özgün fikirler barındıran Alt ve Üst, sert bilimkurguya göz kırpan yapısıyla farkını belli etmekte gecikmiyor. Koloniler arası mücadele, kuantum teknolojisi, özdeştür, nanoteknoloji gibi birbirinden ilgi çekici konuları tek kurguda eriten eser, son derece keyifli ve sürükleyici anlatımıyla da güçlü bir final atmosferi yaratmayı başarıyor…

yüksek doz gelecek 2

“Gelecek dünden daha yakın, şimdiden daha gerçek” sloganıyla raflarındaki yerini alan kitap, hayal gücü yüksek gelecek tasvirleri ve unutulmaz karakterleriyle son zamanların en akılda kalıcı derlemelerinden biri. Yerli bilimkurgu edebiyatının ulaştığı çıtayı gözler önüne sermesi bir yana, Türk yazarların geleceğine dair umut ışığıyla dolmamızı da sağlıyor. Üstelik bu sadece bir başlangıç projesi. Eğer işler yolunda giderse, distopya ve post-apokaliptik temalı devam projeleri de hayata geçirilecek. Dolayısıyla Yüksek Doz Gelecek sadece bir derlemeden ibaret değil, aynı zamanda yerli bilimkurgu edebiyatının prestijini de omuzlama iddiasında. Hal böyle olunca bize de hem destek, hem sahip çıkmak düşüyor.

Ay’ın dâhi çocukları, asteroid madenci klanları, uzay korsanları, Mars çiftçileri, Venüs’ün uçan kentleri, Merkür’ün silah tüccarları, kuşak ötesinin cesur kâşifleri… Yüksek Doz Gelecek’te herkes için bir gelecek var.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…