Mikail Boz

Ömrünün yarısını ne yapacağını, kalan yarısını da ne yaptığını düşünerek geçirmek istemeyen bir yersiz yurtsuz... Bilimkurguyu da bu yüzden seviyor...

Kasvetli Bir Dünyada Umut Işığı: Vesper

vesper

Kristina Buožytė ve Bruno Samper’in yönetmenliğini yaptığı Vesper (2022), bir başka post-apokaliptik bilimkurgu olarak karşımıza çıkıyor. Litvanya, Belçika ve Fransa ortak yapımı olan eser, “kıyamet” fikrini ve onun getirdiği sonluluk hissiyatını oldukça güncel ve duyarlılık içinde ele almaya çalışan bir film. Türsel külliyatın ABD ağırlıklı oluşu dikkate alındığında, Avrupalı yönetmenlerin çabası çok değerli ve açıkçası kıyamet sonrası dünyayı oldukça gerçekçi …

Devamını gör »

Hakikate Dair Rüyalar: Vanilla Sky

vanilla sky

Cameron Crowe’un yönetmenliğini yaptığı Vanilla Sky, yakın gelecekte gerçekleşmesi muhtemel bir konu etrafında bilimkurguyu psikoloji ve gerilim ile harmanlayan bir film. Eser aslında bir yeniden çevrim. İspanyol yönetmen Alejandro Amenábar‘ın 1997’de yazıp yönettiği Abre los ojos adlı film, 2002 yılında Hollywood’da yeniden ele alındı. Amenábar, Hollywood uyarlamasının senarist ekibinde de bulundu. Bir medya patronunun oğlu olan David Aames (Tom Cruise), …

Devamını gör »

Stanislaw Lem’den Bir Bilimkurgu Klasiği: Solaris

solaris

“Kozmosa çıkıyoruz, her şeye hazırız: Yalnızlığa, zorluğa, tükenişe, ölüme… Alçak gönüllülükten söylemeye dilimiz varmıyor ama, kendimize hayran hayran baktığımız oluyor. Ama çok, çok yazık! Birazcık yakından baktığımızda bütün o şevkin aslında düzmece olduğunu görüyoruz. Aslında kozmosu ele geçirmek değil istediğimiz, yalnızca Yer’in sınırlarını kozmosun sınırlarına dek genişletmek” (86). Bilimkurgunun “atılım” çağının aydınlanma, modernleşme ve kapitalizmin yükselişine denk gelmesi tesadüf değildir. …

Devamını gör »

Varoluş Krizleri ve Göçmenlik: Everything Everywhere All at Once

Everything Everywhere All at Once

Bilimkurguda son dönemin öne çıkan temalarından biri de paralel evrenler. Bilimin gelişmesi gözetildiğinde, dünya merkezli bir evren anlayışından çoklu evrenler fikrine geçiş, yaşamımızı sorgulatacak kadar sarsıcı bir düşünce. Dünya merkezli evren görüşünü terk etmek insanlığın biricikliğini sarstığı gibi, evrenin merkezinde yer almadığı gerçeğini de yüzüne vurdu. Bunu yeni yeni hazmetmeye başlamışken, karşımıza bir de yepyeni olasılıklara kapı aralayan çoklu evrenler …

Devamını gör »

Zamanın Sonsuz Travmaları: The Adam Project

the-adam-project

Zaman yolculuğu son dönemde bilimkurgu sinemasının en fazla ilgi duyduğu tematik başlık diyebiliriz. Bu bir yanıyla normal çünkü zor anladığımız bir fenomendir zaman. Zamanı gündelik yaşamda mekân ve mekândaki nesnelerin değişimiyle kavrıyor, hissediyoruz, ancak zaman bunlardan çok daha fazlası. Bunun yanı sıra içinde bulunduğumuz şu günler, çok çeşitli ekonomik, siyasal, pandemik sorunların daha da belirginleştiği, sık sık umutsuzluğa düştüğümüz bir …

Devamını gör »

Gümüş Küre’nin “Acısı”

the silver globe - Na srebrnym globie kapak

Gümüş Küre (Na srebrnym globie, 1988) bilimkurgu sinemasının en nadide örneklerinden biri. Bunun en büyük nedeni de yönetmen Andrzej Zulawski’nin klasik yönetmenlerden farklı olması. Zulawski, Polonya sinemasının “üçüncü kuşak” yönetmenleri arasında sayılır. Yani 2. Dünya Savaşı sonrası Polonya sinemasının önemli figürleri arasındadır. Zulawski, Ukrayna’nın Lviv kentinde 1940’ta doğar. Sinema kariyerine Andrzej Wajda’nın asistanı olarak atılır. Çektiği ikinci film olan Diabeł …

Devamını gör »

Bilimkurguda Müdahalesizlik Olarak “Birinci Emir”

first-contact-day

Her ne kadar uzaylı türlerle (bizim bildiğimiz kamusal) bir ilk temas gerçeklemişse de, bilimkurgunun sorunsallaştırdığı konulardan biri de farklı türde gelişmişlik seviyelerine sahip uygarlıklar arasındaki ilişkinin nasıl olacağı ya da nasıl olması gerektiğidir. Evren çok büyük. Yaşam her yerde aynı anda başlamıyor. Biz dünyalılar heyecanla ve umutla uzaylı ziyaretlerini gözleyip rutinleşmiş yaşamımıza bir hareket getirmelerini bekliyoruz. Bununla birlikte, ziyaret edilmesek …

Devamını gör »

Stalker’ın İzinde

stalker kapak

Andrei Tarkovsky, Stalker‘ı (İz Sürücü, 1979) “bilimsiz bir bilimkurgu” filmi olarak tanımlar (Sjömen, 1977). Arkady ve Boris Strugatsky kardeşlerin Piknik na obochine (Uzayda Piknik, 1972) adlı kısa bilimkurgu romanından uyarlanan film, pek çok tartışmanın da merkezine oturmuştur. Öncelikle Stalker iki kez çekilen bir filmdir. Tarkovsky ilk filmi çekip laboratuvara gönderir, ama gönderilen renkli Kodak filmlere uygun olmayan Mosfilm Stüdyoları negatif …

Devamını gör »

Göçebe Kimlikler: The Host

the host

Bilimkurgu sinemasında beden işgallerini konu alan filmler oldukça eskiye dayanır. Özellikle 1940’ların sonu ile 1950’lerde ABD’de başlayan ve “komünist avı” olarak ifade edilen MacCarty’cilik ve Sovyetler’e dönük işgal korkusu bu türün yükselişe geçmesine neden olmuştur. Susan Sontag’ın vurguladığı gibi bilimkurgu sinemasındaki karakterler sürekli “götürülmeye” karşı mücadele edip insan olma ayrıcalıklarını ve hallerini korumak isterler. Beden öznenin kendini yapılandırdığı uzamdır. Bu …

Devamını gör »

Feminist Bir Kült Film: Tank Girl

Sinemadaki kadın imgeleri hep tartışılagelmiştir. Bilimkurgu türünün ve sinemasının, genellikle eril uğraşlar olarak görülen teknoloji, uzak diyarlara sefer, uzaylı istilası gibi fenomenlere karşı direniş ve savaş gibi konularla ilgili görünmesi kadınların bilimkurguda temsilini her zaman tartışmalı hale getirmiştir. Genellikle erkeklerin yazdığı ve çektiği eserler olduğu için bilimkurgudaki kadın imgesi büyük ölçüde kadının kendi mevcudiyetini sunması biçiminde değil, erkeklerin kadına ilişkin …

Devamını gör »