bilimkurgu kulubu

Dizi

Tarih: 9 Haziran 2018 | Yazar: Cem Can

0

The Expanse Uzay Gemisi Teknolojisi

SyFy tarafından iptal edildiği açıklanan The Expanse dizisi, kararın ardından yürütülen başarılı bir kampanya ile Amazon tarafından satın alınarak 4. sezonun da olacağını garantiledi. Dünyanın her tarafında hayranları bulunan dizi, günümüzden belki birkaç yüzyıl sonra insanların ay, mars ve asteroid kuşağında kolonileşmesini anlatan bir uzay operası olarak adlandırılabilir.

Bu kolonileşme, dünyalar arası uzay yolculuklarını, asteroidleri yaşanabilir uzay istasyonlarına dönüştüren karmaşık mühendislik projelerini, uzay devletlerini ve uzay korsanlarını da ortaya çıkarıyor. Bu noktada, hem kitaplarda hem de dizide sunulan uzay gemisi teknolojileri önemli bir rol oynuyor ve kitabın yazarları Daniel Abraham ve Ty Franck, uzay gemileri hakkında bizi kendilerine hayran bırakıyorlar.

Epstein Sürücüsü

Kitaplara göre, bir çeşit füzyon motoru olan Epstein Sürücüsü, Solomon Epstein tarafından geliştiriliyor ve The Expanse evreninde insanların bir yerden bir yere gitmesini oldukça kolaylaştırıyor. Bu teknoloji, gemilerin sürekli olarak bir gezegenden veya asteroidden diğerine itilmesine, yolculuğun yarısında sürekli hızlanılmasına ve diğer yarısı için sürekli olarak yavaşlatılmasına izin veriyor. Motorun sağladığı itme gücü sayesinde uzay gemilerine yer çekimi de sağlanmış oluyor. Dizide görülebileceği üzere gemiler, epstein sürücüsünden çıkıp savaş moduna geçtiklerinde oluşan yapay yer çekimi ortadan kalkıyor.

Füzyon enerjisi ve o enerjiyi kullanan bir  füzyon motoru aslında çok çılgınca bir fikir değil. Günümüz bilim insanları hali hazırda bu teknolojiler üzerine çalışmayı sürdürüyor. Asıl sorun ise yakıt. Günümüz roketlerinde kullanılan kimyasal yakıtlar güçlü bir itiş gücü sağlıyor ve mekikleri uzaya çıkarıyor. Mekikler de depoladıkları yakıtların kapasitesi kadar uzayda yolculuk ediyor. Yazarların tasarladığı füzyon enerjili Epstein Sürücüsü sayesinde kitapları okurken veya diziyi izlerken yakıtlarının hangi seviyede olduğunu, ne kadar güç kullandıklarını bilmiyoruz. Bu sayede tasarlanan uzay gemileri kafamızdaki gerçekçiliklerinden bir şey kaybetmiyor.

Uzay Gemilerinin Hareket Şekli

The Expanse evreninde uzay gemileri, kendinden önceki birçok bilimkurgu kitabında ve dizisinde olduğu gibi iticileri sayesinde dönerler. İticilerin belli bir yönde ateşlenmesiyle ters yönde bir hareket kazanılır. Gerçekte ise uydular ve mekiklerde genellikle reaksiyon tekerlekleri kullanılır. Bu tekerlekler Newton’un 3. yasasına göre çalışır. Tekerleği saat yönünde döndürdüğünüzde buna eşit ve zıt bir tepki olarak uzay aracı saat yönünün tersine dönmeye başlayacaktır. Yine bu evrende defalarca gördüğümüz “kütleçekimsel sapan hareketi”, gerçekte de kullanılan bir yöntemdir.  Kütleçekimsel sapan veya çekim etkili manevra, yakıt, zaman ve gider açısından tasarruf yapmak için uzay araçlarının hız ve yönünün bir gezegenin veya başka bir astronomik aracın çekim etkisiyle değiştirilmesidir. Çekim etkisi, uzay araçlarının ivmelendirilmesi, hızlarının artırılıp veya azaltılması ve yönlerinin değiştirilmesi için kullanılabilir.

Örnek olarak, Dünya-Güneş arasında dolanan bir iç gezegene yolculuk yapacak bir araç, minimum hızla hareket etse de, Güneşin kütleçekimi onu hızlandırır. Bu aracın hedefindeki gezegenin yörüngesine sokulmak istenmesi durumunda bir şekilde frenlenmesi gerekir. Bu durum, Dünya-ötesi bir gezegene yolculukta tersine işler. Uzay aracının hedef gezegene ulaşabilmesi için, ayrıca hızlandırılması gerekir. Ancak, araç yolculuğunun başında, yolculuk için gerekli hızdan daha büyük bir hıza hızlandırılabilirse, hedefindeki gezegenin yörüngesine girebilmesi için, yolculuk zamanından sağlanacak tasarrufun yanında, daha az yakıt tüketmesi de gerekecektir. Dizide ve kitapta Rocinante pilotu Alex Kamal, bu tekniği kullanarak hızlı bir şekilde ekiptekileri kurtaracak bir rota çiziyordu. Ayrıca bazı kuşaklıların kütleçekimsel sapan hareketi kullanarak yaptığı uzay yarışlarını okuyup, izleyebildik. Gerçekte ise, “Cassini” aracı Satürn yolculuğunda Venüs’ün kütleçekimi desteğini iki defa, Dünya’nın ve Jüpiter’inkini de birer defa kullandı. Aracın 6.7 yıl süren yolculuğu “Hohmann transfer yörüngesi” için gereken altı yıllık yolculuk süresinden biraz uzun olsa da, o tarihte mevcut en güçlü roket olan Titan IV ve Hohman Transfer Yörüngesi ile Satürn’e ulaşmak mümkün olamayacaktı. Kütleçekimi yardımıyla hızlandırma tek seçenekti ve kullanıldı.

Savaşlar

Uzay savaşları hem kitapta hem de dizide oldukça önemli bir yere sahip. Buradaki taktikler ve teknoloji gerçek fizik bilgisi ile büyük oranda örtüşüyor. Gemiler genellikle füzeler ve silahlar ile birbirlerine ateş ediyorlar, füzelerin menzili düşman gemisinin onu vuracak zamanı olmayacak şekilde belirleniyor ve genelde kaçış çözümü olarak keskin manevralar kullanılıyor. Bir çok defa gemilerin birbirine tüm otomatik silahlarıyla ateş ettiğini görüyoruz ve genelde isabet alan gemilerin fazla şansı olmuyor. Yani uzayda vurulmanın sonuçları her zaman yıkıcıdır. İşte bu sebepten kaçış manevraları iyi bir yöntemdir ve uzayda savaşın en temel kuralı vurulmamak olacaktır.

The Expanse’de yapılan keskin manevralar gerçekte çok fazla G kuvvetine sebep olabileceğinden, mürettebatın bayılmaması veya ölmemesi bir mucize olabilir. Yazarlar bu mucizeyi “şerbet” adını verdikleri bir sıvı ile gerçekleştiriyorlar. Savaş sırasında veya yüksek hızla yapılacak manevralarda mürettebatın koltukları onlara “şerbet” enjekte ederek G Kuvvetine dayanmalarını sağlıyor. Gelecekte, uzayda yapılacak savaşlar The Expanse’in tasvir ettiğine benzeyecektir ancak yüksek hızlarda keskin manevralar yapılamayacağı için muhtemelen şimdi bize gösterilenden daha uzun sürecektir.

Gizlenme Teknolojisi

İlk sezonda ve ilk kitapta anlatıldığı üzere, aniden ortaya çıkan bir uzay gemisi tüm olayların gidişatını değiştiriyor. Buradaki gizlilik teknolojisi Star Trek evrenindenki gibi bir gizleme aygıtına bağlı değil. Aslında burada anlatılan, görünür spektrumda gemiyi gizleyen siyah boya, radyo dalga boylarında radarı absorbe eden gövde yüzeyi ve kızılötesinden kaçmak için kullanılan ısı azaltıcı bir maddedir.

Bu teknolojilerin bir çoğu, hayalet uçak olarak adlandırılan savaş uçaklarında kullanılır. Hayalet uçakların kaplamaları radar dalgalarını içine almakta ve iç yüzeyleri arasında yansıtarak enerjisini azaltmaktadır. Bu şekilde gönderilen dalgalar emilmektedir. Ayrıca Yalıtkan malzemeler kullanılarak uçağın radara görünülürlüğü düşürülmektedir. The Expanse’de birden fazla defa yapılan başka bir görünmezlik şekli ise Rocinante’yi olmadığı bir şeymiş gibi göstermekti. Diğer gemilerin dikkatini çekmemek için sensörleri şaşırtarak aslında bir çeşit görünmezlik elde edilmesi sağlanıyordu.

Dönüş Çekimi

The Expanse içinde yer alan bazı uzay istasyonları, asteroitler içine gömülmüşler de dahil olmak üzere, santrifüjlü yerçekimi kullanarak insanları kendilerine çeker. Bu çeşit bir çekim kuvveti, havacılık ve bilimkurgu toplulukları tarafından yıllardır tartışılan bir konudur. Dizide ve kitapta yer alan, dönüş çekim kuvvetini kullanan tüm istasyonlar büyüktür. Bu sayede, ortalama seviyede çekim kuvveti oluşturabilmek  için süper hızlarla dönmelerine gerek kalmaz. Gerçekte bu şekilde çalışan ve yapay çekim kuvveti yaratan bir uzay aracı bulunmamaktadır. Kitap ve dizide çok fazla detaya girmediği için de bu çekimin nasıl oluştuğuna dair bilgi sahibi de olunamıyor.

Sonuç olarak, The Expanse bilime yaklaşımı ile mevcut diziler içerisinde ayrı bir öneme sahiptir. Yazarlar, bilimsel boşlukları çok iyi doldurarak tüm okuyuculara ve izleyicilere gerçeklik duygusunu hissettirmeyi başarıyor. Belki de bu his, diziyi ve kitabı başarılı kılan en önemli faktör olabilir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Üniversite tezini robotlar üzerine vermiş bir bilgisayar mühendisi. Kılıcın yolunda ilerleyen, an itibariyle 2. Dan bir kendocu. Müzik tutkunu ve bilim kurgu hayranı. Kurduğu hayalleri yazıya dökmeye çalışan bir hayalperest."Ben bu dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyordum; o yüzden başka dünyalara gittim." - PKD



Facebook Yorumları

Yorum