bilimkurgu kulubu

Dizi

Tarih: 29 Nisan 2017 | Yazar: Agah Tuğrulhan Polat

0

Netflix’den Bir Zamanda Yolculuk Dizisi: Travelers

Televizyonun zaman yolculuğu ile olan ilişkisi çok eski zamanlara dayanmaktadır. Tabii ki Doktor Who, türün ilk temsilcilerinden biriydi ve o zamandan beri ekranlara zaman yolculuğu konseptini getiren birçok başarılı dizi oldu. Quantum Leap bilimi, mizah, drama ve insanlıkla birleştirdi; Continuum gerçek anlamda önemli fikirleri masaya yatırdı ve Legends Of Tomorrow bir sürü farklı kahramanı ekranlara taşıdı. Geçtiğimiz yıl boyunca zaman yolculuğu Timeless, Frequency ve mini dizi 11.22.63 gibi yapımların durak noktası oldu. Bu dizilerin hepsi zaman yolculuğu hakkında yeni konseptler ve teoriler ortaya attı.

Travelers, Netflix tarafından satın alınmadan önce 12 bölümlük bir Kanada dizisi olarak varlığı pek fark edilmemiş bir çalışmadan ibaretti. Oyuncu kadrosunda Will & Grace’ten tanıdığımız Eric McCormack‘ı da barındıran Travelers, bilimkurgu türüne katacak yeni bir şeyi olmasa da, eğlenceli senaryosuyla izleyicileri ekran başına toplamayı başardı. İkinci sezonu için gün saydığını da düşünürsek, Travelers’i izlenilmesi gereken bir dizi olarak derecelendirebiliriz. Ama her şeyden önemlisi, yapımın mutfağında Stargate serilerinin beyni diyebileceğimiz kişiler bulunuyor. Andy Mikita, Martin Wood, Amanda Tapping, Brad Wright bu isimlerden bazıları.

travelers

McCormack’i, FBI ajanı Grant MacClaren rolünde görüyoruz, ama durumlar biraz farklı… Zira MacClaren’in vücudu, aslında gizemli bir “Yönetici” emri ile görevleri yerine getirmek için 21. yüzyıla geri gönderilen Gezgin 3468’in zihnine ev sahipliği yapmaktadır. Bu konuda yalnız da değildir. Dizinin ilk bölümünde, Gezgin 3569, 3465, 3326 ve 0115’in becerilerini de görme şansı yakalarız. Biri doktor, biri mühendis, biri stratejist ve sonuncusu da o zaman çizelgesinde meydana gelen olayların tüm bilgisiyle donanmış bir tarihçidir. Zihinleri, aslında başka bir insanın bedeninde barındığı için onların kimliğini de üstlenmek zorunda kalmaktadırlar.

Neyse ki Gezgin’lere ev sahipliği yapan vücutlar, ölecekleri zaten bilindiği için spesifik olarak seçilmiştir. Bu nedenle onlar için üzülme gibi bir derdimiz yoktur. Zaten ölecek olan insanların vücudunu konakçı olarak kullanma olgusu daha ilk bölümde konakçının nasıl öldüğü gösterilerek bizlere aktarılır. İlk önce ölüme kadar olan zamanı, daha sonraysa vücudun konakçı olarak kullanılmaya başlandıktan sonraki dilimi sayan grafiksel bir cihaz yardımıyla, zihin değişimi süreci oldukça tatminkar bir şekilde rayına oturtulur. Bu, başka gezginler ortaya çıktıkça dizide kendisini sürekli tekrarlayan bir anlatıdır ve her defasında izleyiciyi etkilemeyi başarır. Ayrıca taşıyıcı olmaktan konakçı olmaya geçiş işlemleri unutulmayacak anlar yaşatırken, aynı zamanda biz seyircileri de diziye bağlayan can alıcı noktalar olarak belirir.

Eric-McCormack

Gezgin’lere ev sahipliği yapan konakçılarla ilgili olarak dikkati çeken bir başka nokta da, daha yüksek güçler tarafından önceden araştırılmalarıdır. Bu yüksek güçler 21. yüzyılın sosyal medyasını ve teknolojisini kullanarak, konakçılar hakkında mümkün olduğunca bilgi edinmeye çalışırlar. Böylece Gezginler, şüphe uyandırmadan hayatlarını sürdürürler. Dijital ayak izlerimizi tanımak çok da ileri teknoloji bir şey değil, ancak bu cihaz dizinin aslında çok güzel şeyler başarmak istediğinin de bir kanıtı. Quantum Leap gibi, Travelers’in da net bir bilimkurgu dizisi olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda karakterlerin kendisi ve onların yeni hayatlarını nasıl özümsediği konusu, dizinin drama tarafını besleyen en büyük unsur.

MacClaren eşi Kat ile ev hayatını idame ettirmeye çalışırken, Gezgin 3465 (Carly) de küfürbaz polis kocasından bir bebeğe sahip oluyor. Gezgin 3326 ve 0115 (Philip ve Trevor) ise daha genç konakçılarda yaşamaya çalışıyorlar. Ha keza Philip, bir eroin bağımlısının vücudunda bulunmaktadır. Daha sonra Gezgin 3569, yani Marcy karşımıza çıkıyor. Dizinin ana noktası olan Marcy için, en ilgi çeken karakterler arasında zirveyi oynuyor diyebiliriz. Zaten dizide, kütüphanenin dışında gaddarca dövülmüş bir şekilde ilk onunla tanışıyoruz. Konakçısı öğrenme bozuklukları yaşayan bir kişiyken, söz konusu bozuklukların ansızın ortadan kaybolmasıyla Marcy’yi açıklama yapmakta güçlük çekerken görüyoruz.

room 101

Kısacası elinizde kısmen bilimkurgu, kısmen dram, kısmen de Outer Limits‘vari bir dizi var. Ve iş bir karar vermeye geldiğinde, Travelers kurgunun karanlık tarafına geçme konusunda oldukça hevesli. Özellikle ekibin Testere filmlerindekine benzer bir tehlike içine atılarak mezara konulduğu ve gizemlerin üst üste yığıldığı Room 101 isimli bölüm, bu konuda çok başarılı . Ekip, birbirlerine bile tam manasıyla güvenemezken gizemli “Yönetici”ye neden güvenmelidir? Kanlı ve şiddetli sahneler oldukça az tutulmasına rağmen, bölümdeki tehlike hissi barizdir. Dizinin yapımcısı Brad Wright’ın ününü borçlu olduğu Stargate SG-1 dizisi kadar, The Outer Limits’in de yapımını ve senaryosunu üstlenmiş olması bu açıdan çok şaşırtıcı gelmiyor aslında.

Bu bölüm ayrıca Jared Abrahamson’un canlandırdığı, yüksek gerilimli bir olay örgüsü içerisinde dikkatleri üzerine çeken Trevor Holden karakteri açısından da gerçek bir dönüm noktasıdır. Genç bir adamın bedenindeki yaşlı adam rolü, dizinin tüm bölümleri boyunca sürekli karşımıza çıkmasa da, bu bölümde layıkıyla işlendiği kuşkusuzdur. Kendine özgü öykülere sahip her bölüm, diziye yüksek bir ivme kazandırıyor. Ayrıca dizi, ilk sezonu boyunca kapsayıcı bir anlatıma müsaade etmekten sakınmayan yaklaşımının da faydasını görüyor. Philip’in eroin bağımlılığı ve Marcy’nin bakıcısı David (Patrick Gilmore) ile olan ilişkisi gibi tekrarlayan konular, herhangi bir zorlama hissi uyandırmadan öykünün doğal bir şekilde gelişimini sağlarken, seyirciyi de nefes alma imkanı sunuyor.

Netflix-Travelers

Dizinin aksaklıkları da yok değil. Nesta Cooper’ın canlandırdığı Carly karakteri oldukça zayıf yazılmış. Carly’nin yeni keşfettiği annelik yetenekleri ve babasıyla sürdürdüğü test ilişkisi, olması gerektiği kadar irdelenmiyor. Yine ekibe öncülük etmesine (ve başrol olmasına) rağmen, MacClaren’in hayatındaki kişisel sorunlar, ekibindeki kişilerin sorunları yanında sönük kalıyor. Dizinin sezon finali ise bir başka hayal kırıklığı. Pek çok gizem hiç açıklanmamış, tam aksine daha da derinleştirilmiştir. İnsan en azından finalde birkaç sırra vakıf olmayı bekliyor. Ayrıca hikaye akışındaki bazı noktaların da havada bırakıldığını görüyoruz. Örneğin Trevor Holden’in sorunlu okul ve ev hayatı asla tam anlamıyla aydınlatılmıyor. Üstelik yan rollerdeki tekrarlayan karakterler de fark edilmeden diziden çıkmış gibiler.

Yine de her şeyi hesaba kattığımızda, yaratıcı Brad Wright gerçekten taze ve ilginç bir görüş sergilemesinden dolayı alkışlanmayı hak ediyor. Tüm ekibin, özellikle Abrahamson’ın ve Philip karakterini canlandıran Reilly Dolman’ın oyunculukları muhteşem. Biraz daha karanlık ve kasvetli bir atmosfere bürünürse, Travelers son yılların öne çıkan dizilerinden biri olmayı başaracak gibi. Karanlık eğilimlerine rağmen çok fazla hafif temalar barındırıyor. Umarız ikinci sezonuyla bu açığı da gidererek, bizlere unutulmaz bir seyir zevki yaşatmayı başarır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

İstanbul /Fatih doğumlu. Arel Üniversitesi Tercümanlık bölümünde okuyor. Her alanda sıkı bir bilim takipçisi. Bilimkurgu Kulübü ile sosyal medya yazarlığına soyundu. Gerisi şimdilik belirsiz...



Facebook Yorumları

Yorum