bilimkurgu kulubu

Sinema fahrenheit 451

Tarih: 31 Mayıs 2018 | Yazar: Orkun Uçar

0

Yeni Nesil Fahrenheit 451 ve Düşündürdükleri

2018 yapımı Fahrenheit 451 filmi, daha çok George Orwell’ın 1984 distopyasındaki bazı fikirlerin katıldığı bir karışım olmuş. Biraz da Christian Bale’in oynadığı “Equilibrium” var. Senaryoyu da yazan yönetmen Ramin Bahrani, Shape of Water’dan Michael Shannon, Tom Cruise’lu Mumya’dan Sofia Boutella ve Black Panther’den Michael B. Jordan gibi isimlerden oluşan bir kadroyla çalışmış. Her ne kadar izlerken sıkılmıyorsak da eksikliği hissedilenler filmin iyi bir eser çıtasına taşınmasını engelliyor. Son zamanlarda bu tür filmlerdeki yapaylık, dekor önü sahne yapısı oluşturulan atmosferin içine girmeyi zorlaştırıyor. Kitapların yakıldığı bir dünyada nasıl yaşanılır hissedemiyorsun, empati kuramıyorsun.

Ayrıca senaryoda bir ritm bozukluğu var. Tek düze ilerleyiş ve sönük bir final ile notunu belirliyor. Girişte de belirttiğim gibi Ramin Bahrani, 1984’e bazı göndermeler yapmış; dil üzerinde oynama, tarihi değiştirme, 2 + 2 = 4… Sadece bu değil, Michael Shanon karakteri 1984’teki O’Brien ile aynı rolde. Ayrıca bu TV filmindeki itfaiye yapısı, ilaç kullanımı “Equilibrium” filmini hatırlatıyor. Ray Bradbury Fahrenheit 451’i ABD’deki meşhur McCharty döneminde yazmıştı. (Arthur Miller’in Cadı Kazanı’nı da hatırlamak lazım) Romanda itfaiyenin yangın söndürmek yerine kitap yaktığı bir gelecek anlatılıyordu. 2018 yapımı versiyonda hedef sadece kitaplar değil, müzik ve diğer sanat eserlerini de kapsıyor. Filmdeki üzerine konuşulması gereken emoji dili konusuna girmeden önce kitapların yakılması abartılı bir gelecek öngörüsü müdür ona bakalım…

Tarihsel Kitap Düşmanlığı

İnsanlığın tarihi boyunca karanlık ve aydınlık dönemlerden oluşan dalgalar vardır. Bazen karanlık yükselir, bazen aydınlık. Her karanlık dönemde kütüphaneler yakılır, kitaplar yasaklanır, eğitimli ve düşünen insanlar tehdit olarak görülür. İskenderiye Kütüphanesi birkaç kez yakıldı. Ortaçağ’da kilise antik çağın birçok eserini yok etmeyi başardı, bugüne kadar gelebilenlerin çoğu için Endülüs Emevileri’ne teşekkür borçluyuz. Umberto Eco’nun Gülün Adı romanında yazdığı gibi bazı eserleri bulundurmak, okumak ölümcül suçtu. Batı, Rönesans ve aydınlanma dönemlerini yaşarken İslam dünyası Gazali ile Ortaçağ’a giriyordu. Yine de ara ara Batı’da kitap yakıldığı dönemleri görüyoruz. Sonra en sistematik kitap düşmanlığı Nazi döneminde hortluyor. Kitaplardan oluşan piramitlerin yakılma gösterileri var. Yazarlar, ressamlar toplama kamplarında ölüyor. Hitler bunu faşizm adına yaparken, Sovyetler’de Stalin komünizm adına yapıyor.

Kamboçya’da Paris’te eğitim görmüş Pol Pot liderliğindeki Kızıl Kmerler işin temeline iniyor; kitapları okuyabilen insan kalmazsa sorun da kalmaz. Her şeyi baştan inşa etmek için şehirlerdeki insanları kırsala sürüyor, okuma yazma bilen insanları hedef alıyor. Mesela okuma yazma bildiğinin kanıtı olarak görüldüğünden gözlük takan insanlar öldürülüyor. Çin’de Kültür Devrimi sırasında yine kitaplar, sanat eserleri hedef alınıyor. Şansımıza ABD’de sanat ve akademi dünyasında cadı avı yapılan McCarthy ve ardından medyayı hedef alan Nixon dönemleri kısa sürüyor.

Karanlığın yükselme çabaları hız kesmiyor. Soğuk Savaş’ın bitiminden sonra ikinci ortaçağ denilen dönem başlıyor. Güçlü ve demokrasiye saygı duymayan iktidarlar ve liderler ülkelerin başına gelmeye başlıyor. Bu liderler genel olarak cahil ve eğitim düşmanı kesimlerin desteğini alıyor. ABD’de Trump’ın yazarları, aktörleri, gazeteleri hedef aldığını görüyoruz. Türkiye’de de özel üniversitede çalışan bir akademisyenin, “Bize cahil nesil lazım. Okumuşlar tehlikeli” açıklamasını duyuyoruz. Bu akademisyen tepkiler üzerine üniversitesinden istifa ediyor ama bütün üniversiteler üzerinde söz sahibi olan YÖK’de göreve atanıyor. “Kindar ve dindar nesil yetiştireceğiz” açıklamasını yapan Recep Tayyip Erdoğan kitap okumamakla övünüyor, “Çok okuyan arkadaşlar şimdi sefilleri oynuyor,” diye gençlere uyarıda bulunuyor.

İktidar, medya üzerinde tam denetim çabasını sürdürüyor. Sıra edebiyata geliyor. Ülkede kitap satışında tekel olan bir satış zinciri havuz medyası denilen bir oluşumun yan şirketi tarafından (oldukça da ucuza) satın alınıyor. Bu satın alma sonrası kitap satışları yüzde 40-50 düşüyor, dövizin artışı nedeniyle kitap basabilmek için ithal kağıda muhtaç olan yayınevlerinin maliyetleri artıyor, kitaplar insanlar için lüks hale geliyor. (Bakalım insanlar okumasın diye daha ne stratejiler yürütecekler.) Bütün bu sürece baktığımızda kitapları yakmak, yasaklamak, sansürlemek, pahalı hale getirmek, yazarları işsiz bırakmak, hapse atmak, öldürmek daha önce de denenen ve başarılı olmayan yöntemler. Ama daha tehlikelisi geliyor… İşte 2018 Fahrenheit 451’i buna değinen yönüyle ele almak lazım.

Teknolojinin Karanlık Yüzü

Karikatür: Yiğit Özgür

Daha önce yazdığım bir yazıda e-kitabın tehlikelerine değinmiştim. Özetlemek gerekirse:

  • E-kitabı zorunlu bir hale getirebilirler. Çevreci bir anlayışla, ağaçlar kesiliyor, ormanlar yok ediliyor gibi bir argümanla baskı kitap yasaklanabilir veya alım gücü için çok pahalı bir hale getirilebilir.
  • Kitaplar tamamen dijital ortama aktarılırsa; silinmesi, yasaklanması, sansürlenmesi, değiştirilmesi çok kolay hale gelebilir. Her iktidar kendi hoşuna gitmeyen türdeki eserleri bir tuşla siler. Mesela Stephen King romanları içine Barbara Cartland romanları koyarsanız bunu kim bilecek…

Bu yazıyı yazarken ABD’de yapılmış bir sokak röportajı videosuna denk geldim. İnsanlara, “Bir kitap ismi söyleyebilir misiniz?” diye soruyorlardı. Okuduğunuz bir kitabı söyleyin değil, duyduğunuz, aklınızda olan bir kitap ismi de olabilir. Ve şok: İnsanların çoğu bir kitap ismi bile söyleyemiyordu.

Emoji Dili

Bilgisayar ve internet değil ama akıllı cep telefonları okuma alışkanlığına büyük darbe vurdu. İnsanlar seyahat ederken veya bir kafede otururken kitap okuyabiliyordu ama şimdi herkes elindeki teknolojik aletin ekranına bakıyor, internete giriyor, oyun oynuyor, video ve fotoğraf çekiyor. İletişim giderek daha çok görsele kayıyor. Yıllar önce yazar ve tespit adamı Reşat Çalışlar, “İnsanlar gün gelecek emojilerle iletişim kuracak, bu bir dil olacak,” demişti. Bu gerçekten korkutucu ve sarsıcı derece sağlam bir öngörüydü.

Daha sonra neler gördük? “3 Adam”da emojilerle ile şarkı ismi bulma oyunu yapıldı. Bilimkurgu sevenlerin üye olduğu bir Facebook grubunda emojilerle öykü anlatma başlığı gördüm. Evet, insanlık teknoloji ile gelişiyor mu, ilkelleşiyor mu diye düşünme vakti geldi. Emoji küresel bir dil olma yolunda. Hatta dilin evrimine değinen bir görsel hatırlıyorum. Çivi yazı, hiyeroglif, alfabeler, edebiyat ve son olarak ulaşılan yer: Emoji… Fahrenheit 451 filminde de basılı kitaplar yasaklanıyor, sadece emojilerden oluşan bir yazı ve ifade dilinin küresel tek dil olmasına çalışılıyor. İşte bu yeni versiyonda altı çizilmesi ve “Quo Vadis”diye bağırarak üzerine düşünülmesi gereken fikri bu.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Yazar



Facebook Yorumları

Yorum