bilimkurgu kulubu

Sinema

Tarih: 3 Aralık 2017 | Yazar: Gökhan Cılam

0

Türk Bilimkurgu Sinemasının Geleceği

Başlığı görünce şunu sormak isteyebilirsiniz: “Şu anda Türk bilimkurgu sineması var mı ki geleceği olsun?” Bu sorunun cevabı ise ne yazık ki hiç iç açıcı değil: Günümüzde komedinin içinde parodi unsuru olmanın dışına çıkamayan, geçmişte de yabancı eserlerden fazlasıyla esinlenilmiş, hatta yer yer alıntılanmış tek tük bilimkurgu filmlerimiz göze çarpıyor. Hepsi de topu topu bu kadar. Ve hatta bu filmlerden bazıları dünyanın en kötü filmleri oylamasında genelde ya ilk sırada ya da ilk onda kendine yer buluyor. Peki sinemamız bilimkurguya bu kadar uzakken bunun geleceğinden bahsedebilir miyiz?

Ülkemiz, yerli bilimkurgu sinemasının ilk örneklerini 70’li ve 80’li yıllarda verdi: Yabancı filmlerin etkileriyle “Turist Ömer Uzay Yolunda” “Süper Adam”, “Süpermen”, “Süpermenler”, “Dünyayı Kurtaran Adam” gibi filmler yapıldı. Bunlar içinde (birçok filmden etkilenilmiş olmasına rağmen) tamamen özgün senaryoya sahip olan tek film Çetin İnanç’ın yönetttiği ve Cüneyt Arkın ile Aytekin Akkaya’nın başrollerinde oynadığı “Dünyayı Kurtaran Adam” filmidir.

dunyayi-kurtaran-adam

Dünyayı Kurtaran Adam, aslında bir imkansızlıklar filmidir. Son derece düşük bütçeyle çalışılmasına karşın yaratıcı kostümler, makyajlar yapılmıştır. Filmin yapımcıları, talihsiz bir şekilde uzay sahneleri için Kilyos civarına kurulan setlerinin fırtınada yıkılmasıyla çareyi Star Wars filmlerinin uzay sahnelerini arka fon olarak filmde kullanmakta bulmuşlardır. Bu kadarla da kalmayıp “Görüntüleri almışken müziklerini de alalım madem” denmiş ve “Star Wars”, “Indiana Jones”, “Raiders Of The Lost Ark” gibi filmlerin müzikleri de bu filmde kullanılmıştır. Bu da filmi ne yazık ki birçok mecrada alay konusu haline getirmiştir. Tüm bunlara karşın film özellikle yurt dışında bir kült olma başarısı göstermiştir. Bunu da ne yazık ki çok iyi bir film olmasından dolayı değil, absürt bir film olmasından dolayı başarmıştır.

Birçoklarınız Cem Yılmaz’ın yazıp oynadığı G.O.R.A. ve A.R.O.G gibi gişede de epey iş yapmış filmleri niye eklemediğimi sorabilir. Yeri gelmişken bunu da cevaplayayım. Bu filmleri ne yazık ki bilimkurgudan sayamayız. Çünkü bu filmler yabancı, kült olmuş bilimkurgu filmlerini sadece parodi unsuru olarak kullanmıştır. Bu da G.O.R.A. ve A.R.O.G filmlerinde kullanılan bilimkurgu elementlerini filmde espri konusu yapılmasından öteye taşıyamamıştır.

gora

Bizim sinemamızda niye yaratıcı veya hiç alıntılanmamış bilimkurgu film örnekleri yok derseniz bunun cevabı çok açıktır: Tarihsel olarak baktığımızda bilime ve bilimkurguya uzak oluşumuzdan dolayıdır. Son yıllarda yapılmaya çalışılan bazı girişimler dışında Türk edebiyatında köklü bir bilimkurgu geçmişinin olmaması, ülkemizde bilimsel gelişmelerin pek de yaşanmaması bilimkurgu sinemasının temel olarak beslenebileceği bu kaynakları kapamıştır.

Peki Türkiye’de bilimkurgu sineması mümkün değil midir? Birçoklarına, hatta bu işin ehli büyük üstadların, sinemacıların çoğuna göre bu böyledir. Ama son yıllarda ülkemizde bu kanıyı hızla değiştirebilecek olan gelişmeler yaşanmaktadır. Öncelikle dünyada gişelerinde son derece başarılı olmuş bilimkurgu filmleri ülkemizde de yüksek hasılatlar elde etmiş, televizyonda da reytinglerde yüksek izlenme oranları kazanmıştır. İnternetin yaygınlaşmasıyla insanlarımız bilimsel yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri ilk elden duymaya ve öğrenmeye başlamıştır. İlk defa ülkemizden bir bilim kişisi Kimya dalında Nobel Ödülü kazanmıştır (Aziz Sancar). En önemlisi de Türkiye Bilişim Derneği (TBD)’nin 1998 yılında başlayıp günümüze kadar devan eden bilimkurgu öykü yarışması edebiyatımıza önemli bilimkurgu yazarları kazandırmaya başlamıştır.

eski-dunyanin-ordulari

Ülkemizde 2000’li yıllarda çeşitli bilimkurgu, fantastik, korku romanları ve öyküleri için çeşitli yarışmalar düzenlenmiştir. FABİSAD son 5 yıldır bilimkurgu, korku ve fantastik türlerinde öykü, roman, illüstrasyon, kısa film dallarında usta sinemacımız ve yazarımız Giovanni Scognamillo anısına Gio ödülleri vermektedir. Tüm bunlar Türk bilimkurgu sineması için güzel bir altyapı oluşturmuş, hatta genç yönetmenler bu sayede hiç değilse kısa bilimkurgu filmlerle güzel işler yapmaya başlamıştır. Ama yeterli değildir. Türk sinemasının ilk uzun metrajlı bilimkurgu denemelerinde olduğu gibi filmlerimiz yabancı kaynakların ötesine geçebilmelidir ki yerli, özgün bir bilimkurgu sinemasından bahsedebilelim. Bunu da bir sinemacı olarak kendi kültürümüz ve yaşadığımız coğrafyadan esinlenerek başarabileceğimize inanıyorum.

Örnek vermek gerekirse, Dünya’da antik kentlerin en çok olduğu coğrafyalardan birinde, hatta ilk insan yerleşkelerinin bulunduğu ülkede yaşamamıza rağmen hiç antik medeniyetlerden günümüze gelen bir icat, geçmişte yüksek medeniyet kurmuş bir uzaylı, antik zaman yolcusu vb. konularda filmimiz yok. Tengrici ve Şaman geçmişimizden yola çıkarak bunları bir fantazyaya, hatta oradan da bilimkurguya bağlayacak bir senaryomuz olmamış. Hiç olmadı ülkemiz gibi sayısız darbe görmüş bir toplumda George Orwell’in “1984” romanı gibi bir distopya da yapılmamıştır. Bunun gibi daha da pek çok örnek verilebilir.

istanbul post apokaliptik

Cihan Engin

Tüm bunların dışında, yapımcılarımızın bilimkurgu sinemasına destek vermek istemesini beklemek ilk başta hayalcilik olur. Zira hiçbir yapımcı risk alıp da parasını daha önce hiç denenmemiş bir işe yatırmak istemez. Bunun için de bilimkurgu yapmak isteyen yönetmenlerimizin minimal ölçekli ama son derece başarılı filmlerle bunu yavaş yavaş aşmaları gerekmektedir. Dünyada bu tarzda pek çok film örneği mevcuttur (The Man From Earth, Moon, Primer… gibi).

Umarım keyifli bir yazı olmuştur. Vaktini ayırıp okuyan herkese teşekkürler.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Yeryüzünde verdiği savaşlarla yaralı düşmüş uzay gezgini bir yazar,
uzay ve zaman çizgisinin ötesine çıkmaya çalışan maceraperest bir yönetmen, kara deliğin derinliklerinde senfoni yazmaya çalışan tutkulu bir müzisyen. Dünyayı ele geçirme planlarını rafa kaldırıp Mars, Europa ve Titan’ı boyunduruğu altına almaya uğraşan çılgın bir hayalperest.



Facebook Yorumları

Yorum