bilimkurgu kulubu

Sinema

Tarih: 13 Mayıs 2018 | Yazar: Kadri Kerem Karanfil

0

Sinemanın Erken Döneminden 10 Bilimkurgu Filmi

7. sanat olarak görülen sinema, daha ilk döneminden itibaren seyirciyi etkilemeyi başaran büyülü bir alan. Bir asırdan uzun süredir beyaz perdeye yansıyan görüntüler milyonlarca insan tarafından kah heyecanla kah hüzünle kah korku içinde izlendi. Sinema bu süre boyunca müthiş bir yol aldı. Bir trenin istasyona yanaşması ya da bahçesini sulayan bir adamın görüntüsünden günümüzdeki dev bütçeli ve şaşalı yapımlara doğru yelken açan bu sihirli sanat dalının, bilimkurgu türü ile arası her zaman iyi oldu.

Listemizde yer alan bu filmler yalnız bilimkurgunun değil sinema tarihinin de ilk örnekleri olarak çıkıyor karşımıza…

1. The Mechanical Butcher (1895)

1895 tarihli bu film belki de sinema tarihinin ilk bilimkurgu filmi sayılabilir. 45 saniyelik filmde bir kasap canlı bir domuzu kesim makinesinin bir tarafından sokar. Domuz diğer taraftan kesilmiş, paketlenmiş ve satışa hazır halde çıkar.

2. A Trip to the Moon (1902)

Kariyerine bir sihirbaz olarak başlayan Georges Méliès sinemanın gelişmesine ön ayak olan isimlerin başında yer almakta. A Trip to the Moon ise, sinemanın ilk döneminde büyülü filmlere imza atan bu Fransız yönetmenin en bilinen eseri diyebiliriz. Ay’a ayak basılmasından altmış yedi sene önce çekilen bu sessiz siyah beyaz bilimkurgu filmi, dev bir mermi ile Ay’a gönderilen altı kişinin yaşadığı fantastik serüvenleri konu ediniyor.

Jules Verne‘in From the Earth to the Moon ve H.G. Wells‘in The First Men in the Moon adlı romanlarından esinlenen film, her ne kadar günümüz seyircisi için çok basit kalsa ve bilimsel hatalarla dolu olsa da kendi dönemini aşan, yenilikçi ve ilham verici bir iş olarak çıkıyor karşımıza.

3. 20,000 Leagues Under the Sea (1907)

Fransız yazar Jules Verne’in 1870 tarihli belki de en meşhur romanı  20,000 Leagues Under the Sea‘den uyarlanan bu Georges Méliès imzalı film, romanla pek de ilgisi olmayan ve denizin altında geçen bir serüveni anlatan siyaz beyaz sessiz bir kısa filmdir. Tüm Méliès filmi gibi yine görselliği ile dikkat çeken film, sinema tarihinin önemli ilk örneklerinden biri olarak listemizde yer alıyor.

4. A Trip to Mars (1910)

A Trip to Mars yerçekimini yenen bir toz keşfeden bir  bilim adamının başından geçenleri anlatıyor. Bilim adamımız tozu önce eşyalar üzerinde, sonra da kendi üzerinde deniyor. Tozu kafasından aşağı döken adam pencereden uçup gidiyor ve soluğu Mars’ta alıyor. Burada birtakım maceralar yaşadıktan sonra da soluğu yeniden evinde alıyor.

Bir Thomas Edison yapımı olan bu erken dönem siyah beyaz sessiz filmi, bilimkurgudan çok fantastik bir macera ya da çılgın bir düş olarak tanıtlamak daha doğru olacaktır.

5. Frankenstein (1910)

Frankenstein Ya da Modern Prometheus her ne kadar korku ve dehşet edebiyatına dâhil edilse de, kökleri bilimkurgu edebiyatının topraklarında kök salmış bir eserdir. Mary Shelley‘in başyapıtı ve bilimkurgu edebiyatının köşe taşlarından biri olan Frankenstein gibi bir eserin, daha sinemanın ilk yıllarında kendisine beyaz perdede yer bulması şaşırtıcı olmasa gerek.

J. Searle Dawley tarafından yazılıp yönetilen ve yapımcılığını Edison Stüdyoları‘nın üstlendiği 1910 tarihli 16 dakikalık sessiz film Frankenstein, günümüze kadar gelen ardı arkası kesilmez uyarlamaların ilki olarak dikkat çekiyor.

6. The Hands of Orloc (1924)

Paul Orlac korkunç bir kaza sonucu ellerini kaybeder. Bir cerrah ünlü piyaniste ölen bir katilin ellerini nakleder. Durumu öğrenen piyanist bunu takıntı haline getirir ve ellerinin hala katilin hizmetinde olduğu düşüncesi altında ezilmeye başlar.

Fransız yazar Maurice Renard‘ın  Les Mains d’Orlac adlı romanından uyarlanan bu sessiz filmin yönetmen koltuğunda, dışavurumcu sinemanın köşe taşlarından biri olan The Cabinet of Dr. Caligari ile hatırladığımız  Robert Wiene oturuyor.

7. Metropolis (1927)

metropolis

Alman dışavurumcu sinemasının en meşhur örneği olan Metropolis, fütüristik bir şehirde gökyüzüne uzanan gökdelenlerin tepesinde yaşayan işverenler ile aşağıda onların refahı için çalışan ve ezilen işçiler arasındaki çatışmayı konu edinir. Fritz Lang‘in yönetmenliğini üstlendiği, döneminin çok ötesinde bir görselliğe sahip bu yapım, sinema tarihinin en önemli filmleri arasında ölümsüzleşmiştir.

8. Frankenstein (1931)

Shelley’nin yaratığının belki de bu kadar popüler hale gelmesini, bir metaya dönüşmesini sağlayan ve ona bildiğimiz yüzünü veren uyarlama 1931 tarihinde buluşur seyirciyle. Film, yaratığı canlandıran Boris Karloff’a büyük ün kazandırır. Ancak senaryosu, romanla birlikte romanın bir sahne uyarlamasına dayanan bu filmin, romanın gerçek ruhunu yansıttığını söylemek pek de mümkün değildir. Film ölü bir bedene hayat vermeyi kafaya takmış hırslı bir bilim insanının başından geçenleri konu edinir.

9. The Invisible Man (1933)

H.G Wells’in 1897 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan bu film, büyük bir başarıya imza atıp görünmez olmanın sırrına ulaşan Dr. Jack Griffin‘in gittikçe yoldan çıkmasını anlatıyor. Görünmez Adam pek çok kez sinemaya uyarlanmış ve tıpkı Frankenstein’ın canavarı ya da Dracula gibi ölümsüz bir karakter haline gelmiştir.

10. King Kong (1933)

Defalarca kez beyaz perdede boy gösteren ve bir güzel ile çirkin hikayesi olan King Kong, belgesel çekmek için efsanelere konu olan Kurukafa Adası‘nın yolunu tutan macerperestlerin serüvenlerini konu ediniyor. Kahramanlarımız bu gizemli adayı buluyorlar bulmasına ama onları burada tarih öncesi bir dünya ve Kral Kong karşılıyor. Böylece belgesel çekimi ikinci plana düşerken asıl amaç hayatta kalmaya dönüşüyor. Kong’un yakalanıp medeni dünyaya getirilmesiyle ise macera başka bir boyuta taşınıyor.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilimkurgu Kulübü emektarı. Yalnız bilimkurguyla değil, korku ve çocuk edebiyatıyla da ilgili. Stephen King'in sadık okuyucusu. Ray Bradbury'nin büyük hayranı. 80'lere ait korku filmlerinin tutkunu.



Facebook Yorumları

Yorum