bilimkurgu kulubu

Sinema Stargate - yıldız geçidi

Tarih: 11 Mayıs 2017 | Yazar: İsmail Yamanol

0

Film ve Dizileriyle Stargate Evreni

“Tüm kalbimizle inandığımız bir film yapmak istedik. İzlemek istediğimiz bir film; uzun zamandır yapılmayan bir şey. Bilimkurgu türünde, ama aynı zamanda da Cecil B. DeMille filmleri gibi klasikleşecek bir destan yaratmak istedik.” – Roland Emmerich

Roland Emmerich ve Dean Devlin tarafından ilk taslakları 90’lı yılların başında yazılan ve esasen bir üçleme olarak planlanan Stargate, başlangıçta maliyeti fazla olacağı gerekçesiyle film şirketleri tarafından kabul edilmez. Ancak yapımcı Mario Kassar’ın senaryodaki cevheri görmesiyle her şey bir anda değişir ve ekip filmi hayata geçirebilmek için kolları sıvar. Çekimleri yaklaşık bir yıl süren ve Arizona’daki Yuma Çölü’nün zor şartları altında tamamlanabilen film, 1994 yılında nihayet vizyona girer.

Başrollerinde Kurt Russell, James Spader ve Jaye Davidson‘ın oynadığı yapımın gişede hatırı sayılır bir başarıya imza atmasıysa gecikmez. Mitolojik kurgusu, keşif dozu yüksek hikayesi ve epik anlatısıyla kısa sürede kült filmler arasına giren Stargate, kendisinden sonra çekilen dizilerle de uçsuz bucaksız bir evrene dönüşür.

roland-emmerich-dean-devlin

Dean Devlin (solda) ve Roland Emmerich (sağda)

“Çalıştığım ilk gün hava gerçekten de çok sıcaktı. Birine hava sıcaklığını sorduğumda ’52 derece’ yanıtı aldığımı hatırlıyorum. Uzun soluklu ve yorucu bir iş olacağının farkındaydım. Ancak set çalışanları için işler daha da zordu. Uzak mesafeler boyunca ve o sıcakta ekipmanı kumulların üzerinde taşımak zorunda kaldılar. Kısacası tam bir işkenceydi.” – Kurt Russell

Aslında filmin üzerine inşa edildiği konu, öteden beri Zecharia Sitchin, Alan Alford ve Erich von Däniken gibi yazarların kitaplarında ileri sürdükleri iddiaların bir benzerinden ibarettir; fakat bu kez devreye sinema sanatının gücü girmiş ve ortaya da uzun yıllar konuşulacak bir iş çıkmıştır. Tahmin edebileceğiniz gibi Stargate bize uzaylılardan bahseder. Ancak bu uzaylılar pek çok filmden aşina olduğumuz “uzaylılar” değildir. Onlar tanrılardır!

Eski toplumların mitolojilerinde yer alan tanrıların aslında birer uzaylı olduklarını söyleyen ve kurgusunu bunun üzerine oturtan film, işin içine bir de ışık yılları uzaklıktaki mesafeleri birkaç saniyede aşmayı sağlayan bir geçit teknolojisi katınca, çok geçmeden bilimkurgunun unutulmaz yapımları arasındaki yerini de almış olur. Hatta kimi sinema yazarları Star Wars filmini tahtından edebileceğini bile söylemekten çekinmez.

7. Sembol Kilitlendi!

stargate

Kurt Russell ve James Spader filmi sürükleyen isimler

“Daha önce buna benzer hiçbir şey okumadım. Filmde beni heyecanlandıran şey de buydu. Hikayede, kayda değer bir bilimkurgu eğiliminin olmasına ve sanki başka bir dünyadanmış izlenimi vermesine rağmen çok insancıl bir temel var. Asıl konu da bu temel zaten. Ve galiba bu nedenle projeye katılabildim.” – James Spader

Her şey 1928 yılında, Mısır‘ın Giza Platosu‘nda üstünde semboller olan ve dünya elementlerinden yapılmadığı anlaşılan halka şeklinde bir aygıtın bulunmasıyla başlar. Yer altındaki çok gizli bir askeri üsde nasıl çalıştığıyla ilgili olarak yıllarca çalışmalar yapılsa da, halkada ve üstündeki örtü taşında bulunan hiyeroglifler sırlarını açığa vurmazlar. Ancak yardım için çağrılan genç arkeolog ve dilbilimci Dr. Daniel Jackson, uzun zamandır yapılan araştırmaların tamamen yanlış olduğunu söyler ve incelemeye sıfırdan başlar. Örtü taşının anlattıklarının yıldızlarla ilgili bir yapıyı işaret ettiğini anlaması ve ordunun halka konusundaki şüphelerini doğrulaması uzun sürmeyecektir.

Bu esrarengiz halka aslında Jackson’ın adını “Yıldız Geçidi” olarak tercüme ettiği bir ulaşım aracıdır. Karşılıklı iki geçit arasında bir solucan deliği açarak aradaki binlerce ışık yılı mesafenin birkaç saniyede alınabilmesi amacıyla tasarlanmıştır. Yapılması gereken tek şey, gidilecek gezegenin üç boyutlu uzaydaki konumunu belirten doğru sembol dizilimini girmektir. Jackson’ın çözmeyi başardığı semboller halka üzerine uyarlanınca gezegenlerarası bir köprü kurulur ve bunun üzerine derhal bir ekip oluşturularak diğer gezegene keşif seferi düzenlenir. Ekibin bu yabancı gezegende karşılaşacağı şey ise, Antik Mısır medeniyetine benzeyen bir halk ve bu halka zulümle hükmeden Güneş Tanrısı Ra olacaktır.

Yalnızca Bir Tane Ra Olabilir!

Jaye Davidson - Ra

Jaye Davidson’dan 1 milyon dolarlık oturuş

“Stargate’in yapımcılarına ‘bir milyon dolar verirseniz oynarım’ dedim. Nasılsa bir milyon dolar alamayacağımdan emindim. Ama bir saat sonra arayıp ‘tamam, sana bir milyon dolar vereceğiz’ dediler. Çok şaşırmıştım.” – Jaye Davidson

Aksiyon filmlerinin unutulmaz aktörü Kurt Russel, Albay Jack O’Neil rolünde karşımıza çıkarken, pek çok filmde sergilediği başarılı oyunculuğuyla rüşdünü kanıtlamış olan James Spader da Dr. Daniel Jackson karakteriyle arzı endam eder. Oynadığı ilk film (The Crying Game, 1992) ile Oscar’a aday gösterilen Jaye Davidson’ı ise Ra rolünde görürüz. The Crying Game filminden sonra sinema sektöründen uzaklaşan ve modacılıkta yoluna devam etme kararı alan Davidson, artık herhangi bir filmde oynamayacağını duyurmuştur. Hatta film teklifi gelmesin diye menajerinin görevine bile son vermiştir. Fakat Roland Emmerich, filmde Jaye Davidson’ın da mutlaka yer almasını ister. Zira androjen uzaylı Mısır tanrısı Ra karakteri için Jaye Davidson biçilmiş kaftandır ve ne olursa olsun ikna edilmelidir.

Ancak Davidson’a götürülen teklifler bir türlü sonuç vermez. Zaten Davidson da gelen tekliflerden artık bunalmış durumdadır ve sırf buna bir son vermek ve karşı tarafın umudunu kırmak adına 1 Milyon dolar gibi, o zamanlar için astronomik sayılabilecek bir ücret talep eder. Bu ücretin kabul edilmeyeceğinden ve tekliflere bir son verileceğinden oldukça emindir. Ancak ummadığı bir şey olur ve yönetmenin de ısrarı üzerine filmin yapım şirketi bu ücreti kabul ettiğini açıklar. Jaye Davidson’ın artık filmde oynamaktan başka çaresi kalmaz. Olayın en ilginç tarafı ise, Jaye Davidson’ın bu filmde görüldüğü toplam sürenin sadece 5 dakika olmasıdır! Buna rağmen başarılı oyuncu filme damgasını vurmayı başarmıştır.

Geçit Nasıl Açıldı?

Dorothy Eady

1981 yılında yaşamını yitiren ünlü mısırbilimci Dorothy Eady

“Stargate fikri şu şekilde ortaya çıktı: Roland ile mısırbilimci bir kadın hakkında belgesel izlemiştik. Kadın hayatını Krallar Vadisi’nde geçirmişti. Genç bir kızken oraya gelmiş ve yaşlı bir kadın olarak orada ölmüştü. Tüm ömrünü Mısır’daki tek bir yeri incelemekle geçirmişti. Ve biz bu insana aşık olduk. Ona benzer bir karakterin filmimizde de yer almasını istedik. Bu yüzden 1928 yılındaki giriş sahnesi Giza platosu’nda geçiyor.” – Dean Devlin

Roland Emmerich ve Dean Devlin ikilisinin yolları ilk kez 1992 tarihli Universal Soldier filminde kesişir. Senaryosunu birlikte yazdıkları ve başrolünde Jean-Claude Van Damme‘ı barındıran filmin Hollywood’da yankı uyandırması uzun sürmez. Kanlarının uyuştuğunu fark eden ikili, yeni bir proje üzerinde düşünmeye koyulur tabii. Onlara ilham veren şey ise, izledikleri bir belgesel olur. Halen “Mısır’ın Annesi” lakabıyla anılan ünlü mısırbilimci Dorothy Eady‘in ilginç yaşam öyküsünü anlatan bu belgesel, ikiliye öteden beri aradıkları epik hikayeyi bahşedince kollar tekrar sıvanır. Gerçekten de İngiliz kökenli mısırbilimci Dorothy Eady’in hayatı bir hayli ilgi çekicidir.

1904 yılında Londra’da doğan Eady, henüz üç yaşındayken kaza geçirip tekerlekli sandalyeye mahkum kaldıktan sonra, yabancı aksan sendorumu başta olmak üzere bir yığın mental değişim yaşar. Zaman geçtikçe Eady’nin davranışları daha da tuhaflaşır. Evinde olduğu halde sürekli “eve gitmekten” bahseder, Mısır’a duyduğu ilgi önlemez şekilde artar ve nihayet Britanya Müzesi’ni gezdiği bir gün Eski Mısır Salonu’ndayken bir tabloya bakıp “İşte benim evim” der. 1931 yılında Mısır’a yerleşen Eady, ömrünün sonuna kadar burada kendini Eski Mısır’ın gizemlerini çözmeye adar. Stargate filmindeki Catherine Langford karakteri, aslen Dorothy Eady’ye bir saygı duruş niteliğindedir.

stargate yuma

Filmin Yuma Çölü’ndeki çekimlerinden bir kare

“Yuma’yı çeşitli sebeplerden dolayı seçtik. En önemlisi Fas, Mısır veya Sahra Çölü’ne gitmek zorunda kalmadan film için çok değerli sahnelerde bize çöl hizmeti verebilecek yeterlilikte olmasıydı. Los Angeles’tan Yuma’ya uçuş süresi bir saatti ve bu da bizim için büyük bir avantaj demekti.” – Mario Kassar

Senaryonun tamamlanmasının ardından sıra çekimlere gelir. Hikayenin öngördüğü uçsuz bucaksız çöl manzarasını başarıyla yansıtmak isteyen ekip, çekimlerin ilk başta Fas ve Mısır gibi ülkelerde yapılması gerektiği fikrindedir. Ancak bu durum filmin maliyetini daha da şişireceğinden en son Arizona‘daki Yuma Çölü‘nde karar kılınır. Burası aynen Roland Emmerich’in hayal ettiği gibidir ve çok geçmeden setin kurulumuna başlanır.

Kısa süre içinde Yuma gerçek bir şehre dönüşür; çadırlar, araçlar, mobil tuvaletler ve beslenme istasyonları kurulur. Aylar süren çekimler esnasında Yuma Çölü, ekibimize yabancı bir gezegen tasviri için gerekli olan her türlü atmosferi ziyadesiyle sunar. Göz alabildiğine kumullar, tehditkar bir ortam ve birbirinden garip canlılar… Keşif ekibinin bu yabancı gezegende karşılaştığı ve bir çeşit evcil binek hayvanı olduğu anlaşılan yaratıkların tasarımı içinse, üzerlerine kostüm giydirilmiş gerçek atlar kullanılır.

Yıldız Geçidi

Görselde 3 geçit türü de birlikte gösterilmiştir. Dışarıdan içe doğru: Kader Gemisi Geçidi, Pegasus Geçidi ve Samanyolu Geçidi.

Filmin asıl kahramanı Yıldız Geçidi‘nin ta kendisidir aslında. Oldukça ileri bir uygarlığın eseri olan bu cihaz, film boyunca her daim kurgunun merkezinde yer alır. Onun sayesinde yabancı bir gezegene adım atarken, aynı zamanda kendimize yeni düşmanlar da ediniriz. Kurulan ittifaklar da girişilen savaşlar da hep onun sayesindedir. İçine atacağınız bir adımla sonsuzluğa da ulaşabilir, ölümle de tanışabilirsiniz. Kurgudaki bu kilit önemiyle Yıldız Geçidi, sadece bilimkurgudan hoşlananlar için değil, her türlü keşfe ve serüvene kucak açmak isteyenler için de bulunmaz bir nimettir. Zaten bunca yıl Stargate evrenini ayakta tutmuş olan da odur. Peki ama tam olarak nedir bu cihaz?

Yıldız Geçidi, 29 ton ağırlığında, 6.7 metre çapındadır. Basitçe amacı, 2 geçit arasında kararlı bir solucan deliği kurarak madde ve enerji iletimi sağlamaktır. Ancak iletim tek yönlüdür ve bu yön çeviren geçitten, çevrilen geçide doğrudur. Buna rağmen radyo dalgaları iki yönlü hareket edebilir. Yıldız Geçidi, sürekli enerji iletimi durumunda en fazla 38 dakika açık kalabilir. İstisnai olarak, kara delikler veya muazzam enerji akımları cihazın daha uzun süre aktif kalmasına neden olabilmektedir. Asıl görevi olmasa da güneş patlaması, solucan deliğinin yolunda bir kara delik bulunması gibi nedenlerle zaman ve evrenler arasında yolculuğa da sebep olabilmektedir. Stargate evreninde galaksi içi seyahatler için 7, galaksilerarası seyahatler için 8, Destiny gemisine ulaşmak içinse 9 sembol gerekmektedir.

Stargate Evreni

Stargate dizileri SG-1- Atlantis ve Universe

Stargate dizileri SG-1- Atlantis ve Universe

Stargate’in bilimkurguya kazandırdığı vizyon öylesine geniştir ki tek bir sinema filmiyle sınırlı kalması beklenemezdi bile. Öyle de olur. Filmin gösterime girmesinden üç yıl sonra, tam on sezon boyunca milyonlarca seyirciyi peşinden sürükleyecek olan bir devam dizisi yayın hayatına merhaba der: Stargate SG-1… 27 Temmuz 1997 tarihinde “Children of Gods” (Tanrıların Çocukları) adlı ilk bölümüyle Showtime kanalında yayın hayatına başlayan dizi, tamamen Stargate filminin senaryosu üzerine oturtulmuştur. Ancak daha ilk bölümünde, filmin mitolojisiyle yetinmeyeceğinin sinyallerini verir. Beklenen gerçekleşir ve çok geçmeden Yıldız Geçidi sisteminin tüm galaksiye yayılmış bir ağ olduğu keşfedilir. Artık dizinin önünde, keşfe çıkılacak bambaşka dünyalar ve tanışılacak yepyeni uygarlıklar duruyordur.

Dizideki karakterle birlikte biz izleyenler de her hafta galaktik bir yolculuğa çıkarız. Bazen kendimizi kara delik tarafından yutulmak üzere olan bir gezegende, bazen anlaşılması güç bulmacaların orta yerinde, bazen yabancı bir uzay gemisinin soğuk koridorlarında, bazen misafirlerini dostça karşılayan gelişmiş uygarlıkların arasında ve tabii bazen de merhametsiz bir düşmanın ölümcül kollarında buluruz… Dizinin bizi götürebileceği yerlerin bir sınırı yoktur, artık tek sınır insanın hayal gücüdür. Solucan delikleri, paralel evrenler, zaman yolculukları, hayal aşırı varlıklar, akıl sır ermeyen teknolojiler, muazzam savaşlar ve destansı ittifaklar…

Stargate SG-1 Kapak

Tam 10 sezon boyunca yayın hayatına devam eden Stargate SG-1, bugüne dek çekilmiş en uzun soluklu bilimkurgu dizilerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Kuşkusuz arka plandaki isimlerin sağlam oluşu, dizinin uzun yıllar boyunca yayın hayatına devam etmesindeki en büyük etkenlerden biridir. Bunun yanı sıra dizi, oyuncu kadrosu açısından da oldukça tatminkârdır. 80’lerin ünlü MacGyver tiplesiyle akıllara kazınan Richard Dean Anderson‘a, Amanda Tapping, Michael Shanks, Christopher Judge ve Don S. Davis gibi başarılı isimler eşlik eder.

Yıldız Geçidi’nin yalnız iki gezegenle sınırlı olmadığını; tam aksine tüm galaksiye yayıldığını fark eden Hava Kuvvetleri, diğer gezegenlerin araştırılması amacıyla Yıldız Geçidi Komutanlığı’na bağlı olarak Yıldız Geçidi Programı’nı devreye sokar ve program kapsamında toplam 25 tane SG ekibi oluşturulur. Diziyi de adını veren SG-1 ekibi, Albay Jack O’Neill, Dr. Daniel Jackson, Samantha Carter ve Teal’c’dan mütevellittir. Öte yandan Stargate SG-1’in bitmesine müteakip Stargate: The Ark of Truth (2008) ve Stargate: Continuum (2008) adında iki devam filmine de imza atılır. Stargate: The Ark of Truth, Ori‘lar ile yapılan savaşın sonunu gösterirken Stargate: Continuum ise, hayatta kalan son Sistem Lordu Baal‘ın kurduğu zekice bir planın etrafında dönen konuları ele almaktadır.

Atlantis Kapak

Tüm bu başarısına rağmen, SG-1’in beşinci ve altıncı sezonda sonlandırılması ihtimaline karşı yapımcılar, sezon finallerini başka serilere başlanacak şekilde kurgularlar. Asıl istedikleri ise Stargate SG-1’i bir filmle sonlandırıp, kayıp şehir Atlantis’in hikayesine odaklanmaktır. Ancak Stargate SG-1’in popülerliğinin artması ve kadrosundaki sürpriz değişiklikler sonucu manzara değişir. Hiç hesapta yokken SG-1’in sekizinci sezonuyla birlikte yeni bir Stargate dizisinin daha çekilmesine karar verilir. Bu dizi Stargate Atlantis‘tir…

Bu iki dizi üç sezon boyunca eş zamanlı olarak ekranlara gelir ve deyim yerindeyse Stargate hayranlarına tam bir dizi şöleni yaşatır. SG-1 onuncu sezonun ardından ekranlara veda ederken, Atlantis ise dördüncü sezonunun hazırlıklarını yapıyordur. SG-1’den farklı olarak Atlantis, Pegasus Galaksisi’ne ulaşmayı başaran çok uluslu bir ekibin başından geçen beş sezonluk olayları konu alır. Kahramanlarımız, Atlantis uçan şehrinin sırlarını çözmeye ve Wraith ırkını mağlup etmeye çalışır.

stargate-universe

Beşinci sezona yelken açan Stargate Atlantis ekibi, bunun son sezonları olacağını asla tahmin edemezdi. İzlenme oranları çok yüksek değilse de iyi bir seviyenin altına düşmüyordu. DVD satışları da gayet istikrarlıydı. Ne var ki henüz beşinci sezonun başındayken, dizinin iptal edileceği duyurulur. Hal böyle olunca, beşinci sezonun sonuyla birlikte diziye de final yapılır. Bu beklenmedik durum nedeniyle Wraith’lar ile yapılan savaşın sonu anlatılamaz ve bir devam filmi beklentisi oluşur. Ne var ki bu devam filmi hiç gelmez.

Herkes bu iptalin Stargate Universe adlı yeni dizi projesiyle ilgili olduğunu tahmin ediyordur. Nitekim tahminler doğru çıkar ve Atlantis’in bitmesiyle birlikte hayatlarımıza Stargate Universe girer. Hayranlar en azından ekranlarda bir Stargate dizisi olmasından hoşnuttur; fakat yapımcıların alışılagelmiş Stargate konseptinden sapmaları sonucu Universe’ün izlenme oranları hızla düşmeye başlar ve beklenildiği gibi ikinci sezonun ardından da iptal edilir. Dean Devlin, birkaç yıl önce Stargate’in bir üçleme olarak geri döneceği müjdesini verse de, daha sonra bu projenin rafa kaldırıldığı açıklanmıştır. Kısacası Stargate hayranlarının hüzünlü bekleyişi sürmektedir. Mutlu haberlerde görüşmek dileğiyle…

Bunları Biliyor Muydunuz?

stargate

  • Stargate, hakkında resmi internet sitesi açılmış dünyanın ilk sinema filmidir.
  • Stargate filminde Albay Jack O’Neil’ın adı tek “L” ile yazılırken, karakterin Stargate SG-1 dizisindeki adı iki “L” ile yazılmıştır.
  • Neil deGrasse Tyson, dünyanın en ünlü bilim insanlarından biri olmasının yanı sıra sağlam bir Stargate hayranıdır da. Hatta Bill Nye ile birlikte Stargate Atlantis dizisinin ‘Brain Storm‘ isimli 5. sezon 16. bölümünde de rol almıştır.
  • Tüm Stargate yapımlarını izlemek isteyen birinin harcayacağı toplam süre 259 saat 34 dakikadır.
  • Stargate’in kurgusuna göre Jack O’Neill bir dönem Türkiye‘de de bulunmuştur. Kendisi, Körfez Harekatı sırasında İncirlik‘deki “Kanıtlanmış Güç Operasyonu”na katılmıştır.
  • Jack O’Neill karakterini canlandıran Richard Dean Anderson ile Teal’c karakterini canlandıran Christopher Judge, Stargate SG-1’den yıllar önce MacGyver dizisinin bir bölümünde de beraber rol almışlardır.
  • Erick Avari ve Alexis Cruz, hem Stargate filminde hem de Stargate SG-1 dizisinde aynı karakterleri canlandıran yegane iki oyuncudur.
  • Stargate, ülkemiz televizyonlarında ilk kez 19 Kasım 1995 tarihinde Interstar tarafından yayınlanmıştır.
  • Stargate SG-1 dizisinde Daniel Jackson karakterini canlandıran Michael Shanks ile Sha’re karakterini canlandıran Vaitiare Hirshon bir dönem ilişki yaşamışlar ve bu ilişkilerinden 1998 doğumlu Tatiana adında bir de kız çocukları dünyaya gelmiştir.
  • Stargate SG-1 dizisini yayınlayan ilk Türk televizyon kanalı TGRT olmuştur. 2009 yılında TRT‘de de ilk sezonu yayınlanan dizi, daha sonra yayından kaldırılmıştır.
  • Kuşkusuz Stargate denince akla ilk olarak Colorado’daki Cheyenne Dağı Askeri Kompleksi gelmektedir (Cheyenne Mountain Complex). Çünkü Stargate mitolojisine göre hem Yıldız Geçidi’nin kendisi ve hem de Yıldız Geçidi Komutanlığı bu kompleks içinde yer almaktadır. Söz konusu kompleks, günümüzde de Amerikan Ordusu tarafından faal olarak kullanılmaktadır; ancak içerisinde ne yazık ki Yıldız Geçidi yoktur ve yörüngedeki uzay çöplerinin takip edildiği bir merkez görevi görmektedir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Otuz yıllık amatör bir düş gezgini, saplantılı bir bilimkurgu hayranı ve Nietzsche ile başbaşa iki kadeh tokuşturamadığı için tanrıya atarlanan şizofrenik bir peygamberdir. Müziğin karanlık ve habis dehlislerinde dolaşmaktan sapıkça bir zevk duyar. Son olarak, dağa kaldırdığı kızın profesyonel dağcı çıkması sonucu hayata küstüğü rivayet edilmektedir.



Facebook Yorumları

Yorum