bilimkurgu kulubu

Film İncelemeleri

Tarih: 6 Ocak 2018 | Yazar: Bahri Doğukan Şahin

1

Cem Yılmaz Mizahıyla Zamanda Yolculuk: Arif v 216

Seyircisine her zaman farklı şeyler deneyimleten Cem Yılmaz son filmi Arif v 216 ile de bu iddiasını sürdürüyor.  Filmografisindeki ilginç filmlerle her zaman sıra dışı işler yapmayı amaçlamış olan Cem Yılmaz, yine daha önce Türkiye’de çok fazla örneği bulunmayan bir konuya odaklanıyor: Zamanda Yolculuk.

Dünya sinemasında Back to the Future, Twelve Monkeys, Predestination, Terminator, The Butterfly Effect, Los Cronocrimenes gibi oldukça kaliteli örnekleri bulunan bu tema kimi filmlerde dram yönüyle ön plana çıkarken, kimi filmlerde ise komedi yönüyle izleyicileri etkisi altına almayı başarmıştır. Cem Yılmaz’ın yoğun emeklerle ortaya çıkardığı son filmi ise izleyicisine içinde hem komedi hem de dram öğeleri barındıran izlemesi keyifli bir zaman yolculuğu vaat ediyor.

2004’te vizyona giren GORA (Bir Uzay Filmi) ve akabinde 4 yıl sonra 2008’de vizyona giren A.R.O.G. (Bir Yontma Taş Filmi) filmlerinin devamı niteliğinde olan Arif V 216, klasik Cem Yılmaz mizahını da içinde barındırıyor ve şimdilik hoş bir film üçlemesinin oluşmasına katkıda bulunuyor. İlerleyen yıllarda devamının geleceği ihtimalini de hesaba katarsak, Arif ve 216’nın maceralarının burada son bulmayıp devam edecek olması bilimkurgu izleyicilerini sevindiriyor.

Ömer Faruk Sorak’ın yönetmen koltuğunda oturduğu GORA’nın ardından AROG’u ise Ali Taner Baltacı ile Cem Yılmaz beraber yönetmişti. Arif v 216’da ise GORA’da Görsel Efekt sorumlusu olan Kıvanç Boruönü’nün ismini filmin yönetmeni kısmında görmekteyiz. “Yazarken hiçbir detayı atlamadım,” diyen Cem Yılmaz tıpkı önceki filmlerde olduğu gibi senaryonun tamamını kendisi kaleme aldı. Filmin oyuncu kadrosu ise kalabalık ve oldukça da iddialı isimlerden oluşuyor. Cem Yılmaz’ın Ozan Güven, Özkan Uğur ve Zafer Algöz gibi kemikleşen kadrosuna ek olarak, Seda Bakan, Mert Fırat, Farah Zeynep Abdullah, Çağlar Çorumlu, Ediz Hun, Özge Özberk, Kerem Alışık, Mustafa Sandal gibi oyuncular da kısa rolleriyle filme renk katıyorlar.

Klasik bir Türk tiplemesi olan Arif’in GORA’da uzaylılar tarafından kaçırılması ve uzayda yaşadığı absürd maceraları izlememizin ardından AROG’da Komutan Logar trafından 1 milyon yıl önceye gönderildiği ve tarih öncesi çağlarda yaşadığı absürd maceraları izleme fırsatı bulmuştuk. Şimdiki film ise önceki her iki filme de bir sürü gönderme yaparak çok daha farklı bir konseptle çıkıyor karşımıza.

Arif’in GORA’da tanıştığı robot 216’nın izlediği Türk filmlerinden etkilenerek bir uzay aracına atlayarak insan olmak amacıyla Dünya’ya gelmesiyle başlayan film, bir süre sonra bu eski iki dostun yaşayacağı beklenmedik maceralarla devam eder. Arif’in Ceku’dan kalan zaman makinesi ile 216’yı geri göndermeyi planlaması fikri aceleyle ortaya çıkan her fikir gibi başarısızlığa uğrar ve fikir ters teper. Yalnızca birkaç saat geriye gitmeyi planyalan kafadarlar kendilerini bir anda 1969 yılında bulurlar.

Bu andan sonra film bir yandan Yeşilçam sinamasının klasiklerine ve ünlü oyuncularına saygı duruşunda bulunurken bir yandan da kendi öyküsüne odaklanmaya devam ediyor. Back to the Future esintileri de taşıyan film dünya sinemasından daha pek çok filme göz kırpıyor. Bununla da yetinmeyen ve emen hemen önceki bütün filmlerine atıflarda bulunan Cem Yılmaz’ın sinemaya verdiği değeri anlamak göndermelerin bolluğundan rahatlıkla anlaşılıyor. Her izleyicinin bütün göndermeleri algılaması ise bir hayli zor.

1969’da karşılaşılan tablo o dönemleri yaşamış olan insanların zihinlerinde yeniden tezahür ederken, günümüz gençlerine de sıcacık bir atmosferi yaşama imkanı sağlıyor. Hepimizin bildiği ve zaman zaman severek izlediği klasik Yeşilçam filmlerindeki artık klişeleşen ama yine de izlenmeye devam edilen senaryoları hatırlatan Cem Yılmaz tıpkı Pek Yakında filminde olduğu gibi yine bu anlamda Türk izleyicisinin gönlünü kazanmayı başarıyor.

Eski zamanların İstanbul’u da hikayeye olumlu yönde etkisi olan noktalardan biri. Sahne geçişlerinde kullanılan görüntüler o zamanlarda yaşama isteği uyandırıyor. Zaman makinesine basılmasıyla birlikte yeniden 2017 yılına giden Arif ve Pembeşeker, geçmişle oynamaları sonucunda alternatif bir gelecek oluştuğunu görüyorlar. Distopik bir gelecek tasvirinin yer aldığı 2017’nin İstanbul’u ise izleyicilere korku verecek cinsten. Boğazın sularınıın çekildiği, Kız Kulesi’nin harap bir hale geldiği, etraftaki hemen her canlının birer robot olması ve 216’nın karanlık tarafa geçerek dünyayı ele geçirmesi Arif’in bu gelecek tablosunu değiştirmek için yeniden geçmişe dönmesi adına yeterli bir sebeptir.

Oyunculuklar anlamında da üst düzey bir film Arif v 216. Özellikle Zeki Müren’i canlandıran Çağlar Çorumlu’ya farklı bir paragraf açmak gerekiyor. Usta sanatçıyı çok başarılı bir şekilde oynayan Çorumlu’ya ek olarak Farah Zeynep Abdullah, Mert Fırat, Kerem Alışık ve Seda Bakan gibi oyuncular da filmin kalitesini yükseltiyor. Cem Yılmaz, Zafer Algöz, Ozan Güven ve Özkan Uğur dörtlüsü de yine bilindik oyunculuklarıyla bizlere GORA ve AROG esintileri sunuyor. Filmin çok başarılı olan bir diğer yanı ise sanat yönetimi. Mekanlar ve oyuncuların kostümlerine ek olarak görsel efektlerin de sırıtmaması filmi bambaşka bir noktaya taşımaya yetmiş. Müzikleri de yine hikayeye uygun bir şekilde beslenen Arif v 216’yı önceki Cem Yılmaz filmlerinden ayıran bir başka nokta ise şarkıların bolluğu. Türk pop müziğinin çeşitli dönemlerinden bir sürü şarkının eşlik ettiği film müzikale yakın bir tarza da bürünmüş durumda.

“İyi insanlar yalnızca filmlerde mi?” olur diye soruyor Cem Yılmaz bu filminde ve cevabını da iyi bir senaryo ve başarılı bir kurgu eşliğinde izleyicisine aksettiriyor. İyi insanların yalnızca filmlerde olmadığını, aslında her insanın içinde iyilik barındırdığını ve çevremizdeki her insanda bunu görebileceğimizi yine kendine has mizah anlayışı ve anlatım tekniğiyle veriyor Cem Yılmaz. Tıpkı üçlemenin ilk 2 filminde olduğu gibi bu filmin sonunda da yer alan Arif’in monologundan da filmde verilmek istenen mesaj çok net aktarılıyor. Artık bir klasik haline gelen Arif monoloğu yine bir Cem Yılmaz filminin daha bitişini haber verirken, izleyici olarak keyifle geçen dakikalar adına seviniyoruz.

Arif v 216’nın, Cem Yılmaz’ın filmografisinde yer alan ve nispeten daha fazla sevilen GORA, AROG ve Yahşi Batı gibi filmlerin mizah seviyesine yakın bir film olduğunu belirtmek gerek. Nostalji hayranlığı yaparak eski filmlerini yenisinden üstün tutmak tutarsız bir eleştiri gibi görünüyor zira her filminde farklı konseptler deneyen Cem Yılmaz bu filmde de istediğini başarıyor. GORA’daki hazır konsept olan uzay temasını devam ettirdiğinde bu sefer gelecek eleştiriler kendisini tekrar ettiği yönünde olacağından, daha cesurca bir film yapmış olması bir kez daha kendisini tebrik etmemizi sağlıyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin geniş kitlelerce en beğenilen komedyeni olan Cem Yılmaz’ın kaleminden çıkan Arif ve 216 için başarılı bir film demek pekala mümkün. Yıllarca çalışıp didinen, her zaman farklı şeyler yapma gayesiyle yola çıkan, geçmişe olan büyük saygısını filmlerine yansıtan Cem Yılmaz’ın nihayetinde “Cem Yılmaz Sineması” oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz.

Filmi henüz izlememiş olanlara da ufak bir not: GORA ve AROG filmlerinin kalitesine takılıp kalmadan izlendiğinde Arif v 216’yı sevme ihtimaliniz artacak, hatta onlardan bir farklı olmadığını anlayacaksınız. Karakterler aynı, konsept farklı. Türkiye sınırları içinde “bilimkurgu”ya hizmet eden az sayıda insandan biri olan Cem Yılmaz’a, türe katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Umarız yeni devam filmleriyle birlikte GORA evreni daha fazla genişler.

Etiketler: , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1995, Erzurum. Adrianist hayalperest. Kitap okur, belgesel izler, sinema ve bilimkurguyla ilgilenir, öykü yazar. Kayıp Rıhtım'da başladığı yazarlık serüvenine, Fantastik Canavarlar ve Bilimkurgu Kulübü'nde devam etmekte. bahridogukan@gmail.com



Facebook Yorumları

Yorum