bilimkurgu kulubu

Müzik

Tarih: 17 Mayıs 2017 | Yazar: Canberk İleri

0

Kozmik Gezgin Sun Ra ve Afrofütürizm

Herman Poole Blount, bizim bildiğimiz adıyla Sun Ra, 1914’de ABD’nin Alabama eyaletinde dünyaya geldi. Bestekar, piyanist, şair ve filozof sıfatlarıyla, yaptığı deneysel müziklerle ve felsefesiyle 20.yüzyılın dikkat çekici kişiliklerinden biri oldu. Çocukluk lakabı “Sonny” olan Sun Ra, henüz çocukken bile yetenekli bir piyanistti. Parker Lisesi’nde okurken profesyonel müzisyenlerin yetiştirildiği bir sınıfta okudu. Alabama, Birmingham‘da yapılan turneler sayesinde Fletcher Henderson, Duke Ellington and Fats Waller gibi caz sanatçılarını ve dahasını dinleme fırsatı buldu. Ayrıca Birmingham’daki birçok kütüphane, diğer birçok Amerikalının ulaşamadığı egzotik bilgilere ve kitaplara ulaşmasını sağladı.

1934’te lisedeki biyoloji hocası Ethel Harper‘ın, profesyonel bir grupta çalması için ilk teklifi sunmasıyla beraber profesyonel kariyeri başladı. Hocasının grubu bırakmasıyla grup liderliğini aldı. Sun Ra, orkestrasıyla turne yaptıktan sonra maddi başarı elde edememesiyle dağıldı ancak olumlu eleştirileri onu istikrarlı bir müzisyen haline getirdi. 1937 yılında geldiğinde, herkesin Sun Ra denilinde ilk akla gelen hikayesini anlatmaya başladı: Satürn’e gidip gelmişti ve artık müzik yoluyla insanları uyaran bir elçiydi. Deli muamelesi görmedi ve egzotik bir adam olarak kabul edildi.

1942’de askere çağrıldığında, birçok akrabasının onu dışlamasına rağmen askere katılmayı, savaş ve ölümle ilgili yaptığı dini itirazlarla reddetti. Yakalandı ve çıkarıldığı mahkemede de hakime karşı çıkmaya devam etmesi üzerine tutuklandı. Hapishaneden çıkıp kamu hizmetini tamamladıktan sonra 1945’te Alabama’dan ayrılıp Şikago’ya yerleşti. 1952’ye dek çeşitli caz ve blues müzisyenleriyle çalıştıktan sonra dönemin en başarılı müzisyenleri olan, baterist Tommy Hunter ve saksafoncu Pat Patrik ile Uzay Üçlüsü‘nü kurdu. Aynı yıl adını “Le Sony’r Ra” olarak değiştirdi. 1950’lerin ortasında yakın arkadaşı Alton Abraham ile Saturn Records‘u kurdu ve 2 albüm yayınladı. Abraham, zamanla Sun Ra’nın menajeri haline geldi.

1950’lerin sonunda Sun Ra ve grubu, bildiğimiz ilgi çekici görünümüne kavuşmuştu. Eski Mısır uygarlığına olan hayranlığının göstergesi olan kostümlerle beraber bilimkurgu temalı kostümleri de giymeye başladı. Geçmişinden bahsetmeyi sevmeyen Sun Ra, Arjantinli yazar Jorge Luis Borges gibi kendi kendini vareden, kendi mitosunu yaratan bir kişiliğe sahip. Kostümlerini de hem bu mitosunu tamamlama aracı olarak kullanıyor hem de bir rahatlamak, ciddiyeti dağıtıp yumuşatmak amacıyla kullandığını ifade ediyor. 1968’e kadar süren bir New York macerasından sonra ekonomik nedenlerden dolayı Philadelphia’ya taşındı. Bu dönemde beat nesli tarafından da sevildi ve popülerliğini arttırdı. Grateful Dead grubundan ve Rolling Stones dergisinden de olumlu tepkiler aldı.

1971’de Berkeley Üniversitesi‘nde “The Black Man In the Cosmos” adlı bir ders verdi ve meraklı öğrencileri etrafında topladı. Derslerini yarı ders yarı konser tarzında işledi. 1972 yılında “Space Is The Place” uzun metrajlı bir film için San Francisco’daki bir devlet kanalıyla çalıştı. Daha sonra da hakkında belgeseller çekilmeye devam etti. 1978’de grubuyla beraber Saturday Night Live programına katıldı. 1970’lerde ABD’de başlayan dünya turuna Mısır’da, Avrupa’nın birçok ülkesinde devam etti ve hatta Türkiye’ye de uğradı. 70’lerde başlayan bu dünya turu, 1990’da inme geçirmesine dek devam etti. Hastalığı düzelmedi ve dolaşım sistemi problemleri nedeniyle 1993’te doğduğu Birmingham’da vefat etti. 1000’den fazla şarkısıyla ve 100’ü aşan sayıdaki albümleriyle 20.yy’ın en üretken sanatçılarından biri oldu.

Müziklerinin yaratımında, sıklıkla numeroloji, Kabala, dini mitler, masonluk, mistisizm, Antik Mısır uygarlığı, siyahi milliyetçilik, nükleer savaş, bilimkurgu gibi konulardan yararlanırken uzay temasını hiç es geçmedi. İlk yıllar başlayan tekli ya da 3-4 kişilik grupları, zamanla kalabalık bir orkestraya dönüştü. Çoğunlukla synthesizer ve piyano çaldı ve vokallik yaptı. Kendini müzikal olarak hiçbir zaman sınırlamadı ve daima müziğinin deneysel tonunu korudu. Jazz‘la başlayan albümleri zaman zaman avant-garde‘a, fusion‘a ve progressive‘e kaydı.

Afrofütürizm

Afrofütürizm terimi ilk kez 1992’de Mark Deny tarafından, “Afroamerikalı temaları ele alan ve Afroamerikalıların yirminci yüzyıl teknokültürü bağlamındaki kaygılarını dile getiren kuramsal” ifadeleriyle tanımlanmıştır. Afrofütürizm, bilim kurgu, tarihi kurmaca, fantezi, sihirli gerçekçilik unsurlarını bir araya getiren kültürel bir estetik, teknokültür, bilim ve tarih felsefesi olup sadece Afrika diasporasının tema ve endişelerini ele almak değil, aynı zamanda geçmişin tarihsel olaylarını gözden geçirmek, sorgulamak, yeniden incelemektir. Afrofütüristik eserler arasında Samuel R. Delany ve Octavia Butler romanları; Jean-Michel Basquiat ve Angelbert Metoyer‘in tuvalleri, Renée Cox‘un fotoğrafı, Parlamento-Funkadelic, the Jonzun Crew, Warp 9, Deltron 3030 ve Sun Ra‘nın dünya dışı mitosları gösterilebilir.

Sun Ra müzik, yazı ve diğer eserleri nedeniyle Afrofütürist hareketin öncüsü olarak görüldü. Uzun yıllar Afroamerikalıların hakları için mücadele etti ve müziğini insanları eğitmek için kullandı. 60’lardaki siyahi radikalizm döneminin kendisini hayal kırıklığına uğrattığını söyledi ve bu yarışdan uzak durdu. İlk zamanlar her şeyden beyazların sorumlu olduğunu düşünüyordum ama sonra aslında onların da birer kukla olduğunu anladım, dedi. Hareketini sadece müziğine değil günlük yaşamına da yansıtıyordu ve Afrofütürizmi bir yaşam biçimi haline getirmişti. Kendisi sıkı ve disiplinli biriydi ancak bağlı olduğu gelenek konusunda grup üyelerini kısıtlamıyordu. Samimi ve sıcakkanlı kişiliği, felsefesine inanmayanlar tarafından da saygı görmesini sağlıyordu.

Sun Ra İstiklal Caddesi’nde

15 Nisan 1990’da İstiklal Caddesi, göreceği en ilginç olaylardan birini yaşıyor büyük ihtimalle. Sun Ra, henüz rahatsızlanmamışken son konserlerinden biri için dünya turnesinin bir ayağı olarak Türkiye’ye geliyor. O zamanlar trafiğe açık İstiklal Caddesi, kapatılıyor konser için. Bir kamyonun arkasında orkestrasıyla beraber Taksim-Tünel arasını turluyor Sun Ra ve kendine yaraşır bir ziyafet yaşatıyor dinleyicilere. Bu sıradışı yöntem, sıradan bir konserde toplayacağından daha fazla insana ulaşmasını da sağlıyor bir bakıma. Bu efsane olayın yukarıdaki videosu da uzun yıllar kayıptı, 2013’te Youtube‘a yüklenene dek. Sun Ra’nın geçmişi hakkında detaylı bilgilere erişmemizi sağlayan, biyografisini kaleme alan John Szwed’a sevgiler ve saygılar.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

İstanbul doğumlu. Bilgisayar mühendisi olmaya çalışıyor. Çoğunlukla progressive rock ve jazz-fusion dinliyor. Bilimkurgunun en çok “New Wave” akımını seviyor. En sevdiği bilimkurgu yazarları Ballard, Lem, Bester ve Le Guin. Ayrıca Latin Amerika Edebiyatı ve onunla özdeşleşmiş Büyülü Gerçekçilik akımına ilgi duyuyor. Latin Amerika’dan da en çok Borges okumaktan zevk alıyor.



Facebook Yorumları

Yorum