bilimkurgu kulubu

İnceleme istanbul

Tarih: 5 Nisan 2017 | Yazar: Orkun Uçar

0

Elektriksiz İstanbul Üzerine Bir Kurgu

Metropoller kent uygarlığının zirvesi… Ve teknolojiye en fazla bağımlı olduğumuz yaşam alanları. Oysa metropoller çok dar bir yaşam aralığına sahip. Mesela etkili bir sağanak, yoğun bir sis, birkaç gün süren kar yağışı yaşamı felç etmeye yetiyor. İnsanların yaşamları için önemli olanlardan birkaçını sıralayalım: su, yiyecek, ısınma, tuvalet, buzdolabı, teknolojik aletler (tv, bilgisayar, cep telefonu)… Bunları çoğaltabiliriz. Ama ne kadar çoğaltsak da hepsinin bağımlı olduğu bir tek şey var: elektrik

Gelin ortalama bir İstanbul sakininin elektriksiz gününe uyanalım: Mehmet ve Sema çifti üç yıllık evli. Daha çocukları yok. Bir site içindeki on katlı apartmanın en üst katında yaşıyorlar. Mehmet Bey bir televizyon kanalında montajcı, Sema Hanım bir markette yönetici. Sema Hanım kocasından erken kalkıyor. Tuvalete girerken elektriğin olmadığını anlıyor. Kapıyı açık tutarak, dışarıdan gelen loş ışıkta işini görüyor. Yüzünü yıkıyor, klozete oturuyor. Sonra kalkıp sifonu çekiyor. Su boşaldı ama hazneye yeniden su dolma sesi yok. Depo var ama bodrumda… Üst katlara su hidrofor ile çıkıyor. O da elektrikle çalışıyor. Yani elektrik kesilince, sular da kesildi.

Sema Hanım mutfağa gidiyor. O kahve seviyor, kocası çay. Su ısınsın diye Kettle’ın düğmesine basıyor, ah elektrik olmadığını unuttu. Dolapların birinde unutulmuş olan eski çaydanlık çıkıyor. Çaydanlığa bidondan su doldurup ocağın üzerine koyuyor. Ocak çalışmıyor, çünkü o da elektrikli. Çaresiz, midesini bastırsın diye bir parça ekmek atıyor ağzına. “İşe gidince poğaça yerim,” diye düşünüyor. O giyinirken kocası uyanıyor. “Elektrikler kesik,” diyor. “Su da yok, kettle, ocak çalışmıyor. Yüzünü bidondan aldığın suyla yıkayabilirsin.” Mehmet pufluyor. O da işe gidince tuvaletini yapabileceğini, bir şeyler atıştırabileceğini düşünüyor. İkisinin de iş yerinde jeneratör var.

Sema iş yerine arabasıyla gidiyor, kocasını da metrobüs durağına kadar bırakıyor. Yolda radyodan haber dinliyorlar. İstanbul’daki elektrik kesintisinin nedeni belirsiz, ne zaman geleceğine ilişkin bir bilgi de yok. Akıllı cep telefonlarının şarjı bitmek üzere. İş yerlerinde hemen şarja takıyorlar. İş yerlerinde jeneratör çalışıyor ama her yere elektrik sağlamıyor. Yine de şanslılar; İstanbul’da jeneratör olan yer sayısı az. Gün boyu birçok sıkıntı çekiliyor. Birçok iş yeri çalışmıyor. Cep telefonlarının, laptopların, notebook’ların şarjı bitiyor. “E-book büyük rahatlık, artık basılı kitap okumuyorum,” diyenler de e-kitap arşivlerine ulaşamıyor.

24-ankara-zombi-istilası

İstanbul, Isaac Asimov’un Vakıf romanındaki Trantor gibi yaşamın sürmesi için her gün kamyonlarca taze yiyecek gelmeli. Ama elektrik kesintisi hem nakliyeyi, hem korumayı zorlaştırıyor. Acil işi olmayan ve elektrik olan illerde akrabası, evi, yazlığı olanlar yavaş yavaş gitmeye başlıyor. İlk günlerde fazla değil ama bir hafta sonra kaçan kaçana. Jeneratör olanlar da yakıta bağlı. Yakıt bulmak da sorun olmaya başlıyor. En önemli sorun su yokluğu. Şehre su taşıyan sistem elektriğe bağlı, binaların çoğunda üst katlara hidrofor ile çıkıyor. Günlük hayatı sürdüren her şey elektriğe bağlı. Üretim, hizmet, bürokrasi işleri aksıyor. Su temin edemeyen lokantaların çoğu bir süreliğine kapanıyor.

İmkanı olanlar artık akın akın kaçıyor. Hırsızlık, yağma olayları artıyor. Polis de büyük oranda elektriğe bağlı. Bir ay sonra Mehmet ve Sema çifti zor durumda. İzmir’deki Sema’nın annesinin evine gidiyorlar. Mehmet’in çalıştığı kanaldaki jeneratör zor iş görüyor. Zaten İstanbul’da televizyonlar çalışmıyor. O nedenle elemanların çoğuna izin verildi, kanal kısa süreliğine merkezini Ankara’daki bürolarına taşıdı. Sema’nın çalıştığı market yağmalandı, kapalı. İki ay sonra İstanbul harabeye dönmüş durumda. Birçok yangın çıktı. İtfaiye su bulamıyor.

istanbul kıyamet

Elektrik kış aylarında kesilse birçok sorun çıkacak ama yaz aylarında kesilmesi de sorunsuz demek değil. Çöpler birikti, temizlik için su yok, hastaneler de elektrik ve suya bağlı. Hastalıklar yayıldı. Artık İstanbul’da güvenlik sağlanamıyor. Zengin semtlerindeki evler yağmalandı. Çoğu ev sahibi İstanbul’dan kaçtı ama kalanlar öldürüldü, tecavüze uğradı. Hala İstanbul’da milyonlarca insan yaşıyor. Yağmalamalar, yangınlar, cinayet ve tecavüzler günlerce sürüyor. Yiyecek bulma imkanı azalınca yamyamlık görülmeye başlanıyor, İstanbul’daki kalabalık çevreye yayılmaya başlıyor. Şehrin dışında güvenlik noktaları kuruluyor. Kimsenin geçmesine izin verilmiyor ama şehir halkı silahlanmış durumda. Kontrol edilemeyen noktalardan kaçıyorlar veya bazı güvenlik noktalarını saldırarak ele geçiriyorlar.

Trakya’da sınıra kadar her yer kısa sürede saldırıya uğruyor. İzmit körfezi üzerinden de Anadolu. Üç aylık elektrik kesintisi ile İstanbul birkaç yüzyıl geriye dönüyor. Şehirde yaşayan insan sayısı birkaç yüz bin. Kuyulardan su sağlayan, toprağın geri döndüğü yerlerde yiyecek yetiştirenler var. Herkes silahla güvenliğini sağlıyor. Eskiden hizmet, bürokrasi, üretimde çalışanlar çevre illere yayılarak yağmalama ve suçlara devam ettiler. Bazı kalabalık gruplar, lider buldu. Ellerine geçirdikleri silahlarla bazı bölgeleri ele geçirdi. İstanbul’u bitirmeye sadece bir aylık elektrik kesintisi yetti. Ardı ardına yükselen gökdelenlerin çoğunda yaşam kalmadı. Her katı yağmalandı veya gruplar tarafından ele geçirildi. Bu kurgu sadece İstanbul’da elektrik kesilmesi üzerine, ülke veya dünya çapında bir elektrik kesintisi olursa bir ay günümüz uygarlığının yıkılmasına, birkaç yüzyıl geriye dönmeye yeter de artar bile…

Etiketler: , , , , ,


Yazar Hakkında

Yazar



Facebook Yorumları

Yorum