bilimkurgu kulubu

Araştırma robot android siborg

Tarih: 15 Mayıs 2018 | Yazar: Bülent Akkoç

0

Bilimkurguda Robotlar, Androidler ve Siborglar #2

1930 ve 1940’lı yıllarda Hollywood çocuklara hitap eden tüm filmlerinde vazgeçilmez kahraman olarak robotları kullanmıştır. Örneğin “Flash Gordon” ve “Denizaltı Krallığı” filmlerinde robotlar kahramanların vazgeçilmez yardımcılarıydılar. 1926 yılında ise Edmond Hamilton bugünkü tanımlara uygun elektronik bir beyni olan, atom gücü ile çalışan ve uzaktan kumanda edilebilen bir robotun varlığından “The Metal Giants” adlı eserinde söz etti. Bir başka yazar ise David H. Keller‘dir.

1928 yılında yayınlanan “The Psychophonic Nurse” adlı eserinde gelecekte doğan çocukların birer robot olan hemşireler tarafından büyütüleceğinden bahsetmiştir. Ama aslında bu konuda öncü olan kişi yine iyi bilinen bir başka ünlü bilimkurgu yazarı Herbeıt George Wells‘tir. 1899 yılında yayımlanan When the Sleeper Wakes (Efendi Uyanıyor) adlı eserinde yine robot bir hemşireden söz etmiştir. David H. Keller, 1929 yılında yine bir başka robotlu bilimkurgu romanı yazmıştır: “The Threat of the Robot“. Bu eser, kapağında ilk kez ‘robot’ sözcüğüne yer veren eserdi. Bu öyküde ise robotlar birtakım özellikler kazanırlar ve sonunda amerikan futbolu oynamaya başlarlar.

The Colossus of New York, 1958

İnsanlar gibi duyularının olmaması robotları bazen insanüstü doktor olarak kullanmamıza olanak sağlar. 1953 yılında yayınlanan F.L. Wallace’in “Seasoned Traveller” ile Ron Goulart tarafından 1965 yılında yayımlanan “Calling Dr. Clockvvork” ve 1973 yılında yayımlanan “Regarding Patient 724” bu tür eserlere iyi birer örnektir. Bu arada sinemalarda da robotlar üzerine filmler devam ediyordu. 1954 yılında kızgın bir robot üzerine bir film yapıldı: “GOG“. Herbert Strock filminde Gog ve Magog adlı iki robotu Novac adını verdiği bir bilgisayar yardımıyla kontrol ederek dünyanın ilk uzay istasyonunun çalışması sağlanır.

Bu arada düşman ajanları ışın saçan silahları ile New Mexico’daki üsse saldırıp Novac’ı parçalar. Her iki metal yardımcı bu kez bilim insanlarını öldürürler ama sonunda kendileri de parçalanırlar. Çok güçlü yok etme imkanlarına sahip robotlarla ilgili bir başka film ise Sherman A. Rose’nin “Target Earth – Hedef Dünya” adlı filmidir. Buradaki robotlar ışın saçan silahları ile Mars’tan gelip dünyalıları öldürürler. Yalnız bir çift aşık kalır. Yine aynı yıllarda yapılan bir başka film de “The Colossus of New York“‘tur. Bu filmde yine aynı konuyu, kontrol altında tutulamayan robotlar anlatılır.

Bilimkurguda robot kullanımının öncü ismi Isaac Asimov

Robotlar konusunda en sevilen ve en beğenilen öyküler ise ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov‘dan gelmiştir. Kendisi yazdığı öykülerin içine robotların sürekli insanlara hizmet etmelerini sağlayabilmek için gerekli emirleri içeren komutlar yerleştirmeyi düşünmüş ve bunlar tüm dünyaca ünlü robot kanunlarının oluşmasını sağlamıştır. İlk robot yasası üç maddeden oluşmakla birlikte zaman içerisinde Isaac Asimov bunların yetmediğini görünce bir başka madde daha eklemiş ve yasayı dört maddeye çıkarmıştır.

Isaac Asimov, 1939 yılı Mayıs ayında yazdığı bir öyküde çocukları seven ve onlara bakabilen bir robottan, “Robbie”den söz etmiş ve robot yasasının birinci maddesinden ilk kez bu öyküde bahsetmiştir. Bu öykü 1940 yılı Eylül ayında ‘Super Science Stories’ dergisinde Strange Playfellow (Yeni Oyun Arkadaşı) adı ile yayımlanmıştır. Isaac Asimov daha sonra yazdığı “Reason” adlı öyküde ise robot kanunlarının diğer maddelerinden de kabataslak şöyle bir bahseder. Isaac Asimov, bu robot kanunları hakkındaki fikirlerini ünlü bilimkurgu yayıncısı John W. Campbell‘e açar. Onun da fikirlerini alır ve daha sonra yazdığı öykülerde bu robot yasaları iyice belirginleşir ve artık yazdığı eserlerindeki çoğu robot bu maddelere göre iş görür hale gelir.

Robot yasaları John W. Campbell ile ortak olarak hazırlanmasına karşılık ‘robotik‘ sözcüğü ise tamamen Isaac Asimov’un kendisine aittir. Robot yasaları üç maddeden oluşup şu şekildedir:

  1. Bir robot, bir insana zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz.
  2. Bir robot, birinci kuralla çelişmediği sürece bir insanın emirlerine uymak zorundadır.
  3. Bir robot, birinci ve ikinci kuralla çelişmediği sürece kendi varlığını korumakla mükelleftir.

Isaac Asimov yıllar sonra yazdığı eserlerde bazı zor problemlerle karşılaşınca bir yasa daha icat etmek zorunda kalmış ve bunu birinci yasanın da önüne koyma zorunluluğundan dolayı “sıfırıncı yasa” olarak adlandırmıştır. Bu kural da şöyledir:

  • Bir robot insanlığa zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz.

Bu yasanın literatüre girmesiyle, ilk yasa doğal olarak şöyle değişiyordu:

  • Bir robot, sıfırıncı yasayla çelişmediği sürece bir insana zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz.

Forbidden Planet, 1956

Isaac Asimov’un yazdığı romanların çoğu birbirine bağlı olup, ilerde insanın evrene açılması ve yeni sömürge dünyalar kurarak insanlığın oralara kadar yayılmasını anlatır. Zamanla genişleyen insan uygarlığının kurduğu imparatorluklar yıkılmış, yerlerini daha değişik hükümranlıklar almıştır. Evrene yayılan ve genişleyen insanın en büyük yardımcısı ise robotlardır. Isaac Asimov’un sözünü ettiği bu robotlar, ilk olarak dünyada tek bir merkezde üretilmekte ve pozitronik beyinlerine de bu robot kanunları yerleştirilmekteydi. Bazıları insan görünümünde olan bu robotlar, zamanla evrendeki bazı gezegenlerde de üretilmeye başlandı. Asimov kurgularında robotlar, evrenin fethinde insanoğluna çok yardımcı olmuşlardır.

Hafızalarda yer eden bir başka robot kullanımı ise Forbidden Planet (Yasak Gezegen) filminde karşımıza çıkar. 1956 yapımı bu ünlü bilimkurgu filmindeki Robby isimli robot o kadar çok tutulur ki, devam eden yıllarda birçok birçok benzeri görülür.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Yarım asırdır bilimkurgunun peşinden koşan bir âdemoğlu...



Facebook Yorumları

Yorum