bilimkurgu kulubu

İnceleme alien

Tarih: 11 Kasım 2017 | Yazar: Ufuk Cem Çakır

0

Bilimkurgu Yapımlarından 12 Korkunç Yaratık

İnsanlar hikaye anlatmayı sever, bunun en güzel yanlarından biri de ana kahramanınızı çarpıştıracağınız bir kötü adam yaratmaktır. Dünya geliştikçe insanoğlunun hayal gücü de genişliyor ve uzayın derinliklerinde daha büyük, daha korkutucu yaşam formlarıyla karşılaşıyoruz. Bu listede uzaylılara bireysel olarak değil de tür olarak bakıyoruz. Unutulmaz filmlerin unutulmaz uzaylı türlerini bu yazıda derledik; adlarını telaffuz etmenin bile korkuya sebep olduğu, dehşetleri galaksiyi aşan, yetenekleri kabuslara giren uzaylılar…

12. Bioraptor (Pitch Black)

BKK Yaratıklar - Bioraptor

Konuk sevmeyen bir ekosistemin avcı uzaylıları arasına düşmek gibisi yoktur. Riddick ve diğer yolcular Hunter Gratzner adlı uzay gemisiyle M6-117 isimli gezegene iniş yapmak zorunda kaldıklarında, gezegenin yaklaşan güneş tutulmasının nelere yol açabileceğinden tamamıyla bihaberlerdi. Üç güneşli dizilişin tuhaf bir getirisi olarak gezegen, yaklaşık yirmi iki yılda bir uzun bir güneş tutulmasına maruz kalıyordu.

Bu güneş tutulması gezegenin saldırgan ırkı Bioraptorların saklandıkları yerden çıkıp yemek arayışına başlamalarına sebep oluyordu. Film boyunca Bioraptorlar net bir şekilde görünmeseler de vahşi katliamlarının sonuçları gayet belli. Yeni doğmuş bir Bioraptor sürüsü, tıpkı bir yarasa sürüsü gibi, bir insanı saniyeler içinde parçalara ayırabilir. Yetişkin bir Bioraptor ise tek başına bir insanı darmadağın edebilir. Bu tutulma, gezegeni Bioraptorlar için ıssız bir hale getirdiğinden bazı Bioraptorlar kendi çocuklarını bile yiyor. M6-117’de geceleri dışarı çıkmamak için bir sebep daha.

11. ID4 (The Independence Day)

The Independence Day, uçan fincan kafalı uzaylıları yeniden korku kategorisine soktu. Uzaylıların devasa gemileri bulutları yarıp güneşi kapattığında ve her türlü iletişimi kestiğinde, Dünya’nın üzerine büyük bir dehşet çökmüştü. Daha da kötüsü, uzaylılar hiçbir şey yapmıyordu.

İşin aslı şuydu ki, uzaylılar daha koordine bir saldırı için hazırlanıyorlardı. Sonunda hücum ettiklerinde, yarattıkları yıkım herhangi birinin düşünebileceğinden çok daha fazlaydı. Tek bir saldırıda koca koca şehirler darmadağın oluyor, milyonlar hayatını kaybediyordu. Üstelik uzaylıların kalkan teknolojileri o kadar gelişmişti ki, nükleer silahlar bile işe yaramıyordu.

Sonra bu ucubeler göründü. Biyomekanik dış iskeletleri üçgen bir başlık şeklindeydi; kafatasına benzer yüzleri ve her biri bir insanı boğmaya yetebilecek sürüyle dokungaçları vardı. The Independence Day’i unutulmaz yapan şeylerden biri uzaylıların görünüşüne detaycı yaklaşmasıydı.

10. Yuuzhan Vong (Star Wars Genişletilmiş Evreni)

Yuuzhan Vong

Eski Star Wars Genişletilmiş Evreni günümüzde pek kullanılmıyor olabilir ama kırk yıllık edebiyat birikimi ve hayranlarının katkısının bir yere gittiği yok. Yuuzhan Vong, yazarların bütün prensiplerini bir kenara bırakıp kendilerine “Peki ya şöyle olsaydı?” diye sormalarının harikulade bir örneği.

Yuuzhan Vong, aslen galaksi dışında yaşayan bir ırktı; galaksiye gelişleri yaklaşık 4000 BBY’yi, galakside tanınmaları ise 26 ABY’yi buldu. Kendi galaksilerinin ölümünden kaçan Yuuzhan Vong, ilahi kumandanları Supreme Overlord tarafından Star Wars galaksisini yok etmekle görevlendirilmişti. Hiperuzayı ve Yeni Cumhuriyet’in teknoloji temelli toplumunu kendi genetiği değiştirilmiş organik gemilerinin ve silahlarının çirkin bir versiyonu olarak görüyorlardı.

Yuuzhan Vong hakkındaki en ilginç şeylerden biri de Güç‘ün etkisinin dışında var olmalarıydı. Jedi’lar onların içindeki Güç’ü hissedemiyor ve onlara Güç ile doğrudan saldıramıyordu. Daha da kötüsü, Yuuzhan Vong amansız mazoşistlerden oluşuyordu. Acı ve fiziksel işkence onlar için Nirvana’ydı, bir dövüşte yaralanmak onları yavaşlatmıyor, tam tersine ateşliyordu.

9. Predator (Predator)

Predator

Eğer süper askerlerin savunmasız birer ergen misali avlandığı bir film yapmak istiyorsanız, ciddi bir tehdide ihtiyacınız var; Preadator’la tanışın. Var olma amaçları avlamak olan ve öldürmeyi tehlikeli bir oyun olarak gören galaksiler arası bir avcı tür. Evet, avları arasında insanlar da var.

İlk Predator filminde, Arnold Schwarzenegger ve ekibi kendilerini avlayan bu gelişmiş avcılara karşı tamamen hazırlıksızdı. Aktif kamuflaj özelliğiyle, bileklerindeki geri çekilebilir bıçaklarla, termal görüntülemeyle ve omuzlarındaki plazma silahıyla bu avcı, süper askerlerden oluşan ekibi neredeyse dövüşmeksizin alt ediyordu.

Arnie onun seviyesine yaklaşır gibi olduğunda Predator silahlarını atıyor, yüz maskesini çıkarıyor ve onunla adeta alay ediyordu; kurbanının ölümünden önce attığı iğrenç kahkaha da cabası. Üstelik bunlar diğer filmlerde gördüğümüz Predator teknolojilerinin ve özelliklerinin yanına bile yaklaşamıyor.

8. Zerg (Starcraft)

zerg

Böcekler uzaylı tasvirlerinin vazgeçilmezlerinden. Starcraft evreninin sürüsü Zerg, gelişmiş ırkları avlıyor ve işgal ediyor, kendi öldürücülüğünü geliştirmek için bulduğu evrimsel tehditleri ortadan kaldırıyor. Zergler o kadar büyük bir tehdit ki, antik ve gelişmiş Protosslar, sırf Zergler onları istila edip onlardan kazanç sağlamasın diye koca bir Terran kolonisini yok etmeye hazır.

Zerglerin en tehlikeli yanlarından biri de ezici sayılarını kullanmaktaki kurnazlıkları. Birçok Zerg birliği yerin altında yuva kurup masum kurbanlarını bekleyebilir. Kurban menzile girdiğinde ise her türden iğne, pençe, diş ve kıskaç onu tüyler ürpertici bir ölümle sonlandırmak için çalışır. Zergler aynı zamanda Terranlar gibi bireysel düşmanları sarıp sürpriz saldırılarla dağıtabilirler. Sarah Kerrigan bunun iyi bir örneğidir; akılsız bir piyondan çok daha fazlasıdır, Zerglerin devasa komuta yapısını değiştirip türün tüm psişik kontrolünü kendi üzerine almıştır. Kerrigan’ın kumandasındaki Zergler’in yaptığı iğrençlikler onları hatırı sayılır bir düşman haline getirmiştir.

7. Flood (Halo)

flood halo

Galaksinin dört bir yanındaki görkemli Halo halkaları, içlerinde korkunç bir güç barındırmaktadır. Covenant Savaşının ortasında Spartalı Master Chief, ilk Halo topraklarına çakılır ve kardeş gemilerini ele geçirip öldüren yeniden canlandırılmış korkunç düşmanlarla karşılaşır. Flood denen yaratıklar, ele geçirdikleri silahları ve araçları bile kullanabilmektedir.

Halo oyunlarının akışı boyunca, Forerunnerların yağmacı Flood’lara karşı galaksi çapında savaş verdiklerini öğreniriz. Öylesine ölümcül ve yıkıcıdırlar ki, hiçbir geleneksel savaş yöntemi işe yaramayacaktır. Sonunda Forerunnerlar 7 dev tesisten oluşan bir ağ inşa ettiler ve Floodları içinde tutmak için çetin bir savaş verdiler. Ama Forerunnerlar bununla yetinmedi. Flood’dan öyle korkuyorlardı ki, Haloları galaksideki her bir akıllı canlıyı öldüren bir sinyal yayacak şekilde tasarladılar. Flood’un yayılma riskine karşılık galaksideki yaşamı tamamen yok etmeyi göze almışlardı.

Hem anlatı hem de oyun olarak Flood, tüm uzay zombileri arasında belki de en korkuncudur. Gravemind‘ın ürpertici ve uğursuz sesinden bahsetmedik bile.

6. Araknidler (Yıldızgemisi Askerleri)

araknid

Robert Heinlein‘ın meşhur romanı Yıldızgemisi Askerleri‘nin modern bilimkurguya olan etkisi şüphe götürmez. Kitap, uzay donanmasını ve güç zırhı birliklerini sistemleştirmiş, uzaylılarla olan yıldızlararası çatışma temasının gidişatını belirlemiştir. Aynı zamanda okuru Araknidler gibi son derece ürkütücü bir uzaylı ırkıyla tanıştırmıştır.

Bu böcekler asıl güçlerine kitabın 1997 tarihli sinema uyarlamasında kavuştu ve bu, filmin hicvetmeyip geliştirdiği birkaç şeyden biri oldu. Bu böceklerin en sıradan savaşçıları bile, pençelerin ve kıskaçların karmaşık bir birleşimidir; askerleri parçalayan birer ölüm makinesidir. Grupta beyin işlevi görüp koloniyi kontrol edenlerinin ise insanların kafatasına bir tür hortum sokarak beyinlerini emmek gibi ilginç zevkleri vardır. Sizi göz açıp kapayıncaya kadar eritebilecek asitler tüküren tank böceklerinden hiç bahsetmeyelim isterseniz.

5. Borg (Star Trek)

Borg

“Biz Borg’uz. Asimile edileceksiniz. Direnmek nafile.”

Eğer bir Star Trek bölümünde bu sözleri duyarsanız, neyin yaklaşmakta olduğunu bilirsiniz. İlk kez Star Trek: The Next Generation‘da karşımıza çıkan Borg, mükemmelliğe ulaşmaya çalışan kolektif bir sibernetik topluluktur. Bu amaçlarına ulaşmak için de diğer dünyaları ve türleri ele geçirerek teknolojik ve fizyolojik birikimlerini artırırlar.

Borg inanılmaz yeteneklidir. Gemileri, herhangi bir yerinden ateş edebilecek şekilde tasarlanmış basit geometrik şekillerdedir. Teknolojisi o kadar kapsamlıdır ki, kendilerine karşı kullanılan her türlü mühimmata karşı hızlıca savunma geliştirebilir.

Borg’u bu kadar korkutucu yapan eşsiz şeylerden biri de dizi ve film boyunca bir Borg olmanın nasıl bir şey olduğuna yakından tanık olmamız. Aklınızda bulunsun, Borg aslında kendilerine özgü bir ırk değil; tam tersine, çeşitli ırkları asimile edip Kolektiflerine katan bir tür. Seride bu asimilasyona maruz kalan birçok ana karakter var. Borg nanobotları vücutlarını ele geçirip Borg’a özel bir görünüm oluşturmak amacıyla DNA’sını değiştirirken, karakterlerinin hafızaları ve kişilikleri yavaş yavaş siliniyor.

4. Dalekler (Doctor Who)

dalekler

EXTERMINATE!

Tüm Doctor Who evreninin en korkulan türüdür Dalekler. Düşük bütçeli kökenleri tehditkar görünmelerini engelliyor olabilir ama Doctor Who‘nun elli küsur yıllık geçmişinde Dalekler galaksideki yaşamın daima ciddi bir tehdidi olmuştur.

Dalekler aslen küçük, genetiği değiştirilmiş mutantlardır; hepsinde silahlı ve neredeyse delinmez bir zırh bulunur. Tepelerindeki lazer silahı hemen hemen her şeyi tek bir vuruşla öldürebilecek kadar güçlüdür. Tek amaçlarının kendi türlerinden olmayan tüm canlıları yok etmek olduğu düşünüldüğünde, bu silah aslında tam Dalekliktir. Üstelik bu soykırım çılgınlığından zevk alırlar. Nefret ve kötülük onlar için güzel şeylerdir.

Soykırıma duydukları bu bitmek bilmez arzunun kaynağı bir kere olsun yenilmemiş olmalarıdır. Tehlikeli türleri alt etmek için zamanın kendisini ve başka bazı doğaüstü güçleri kullanabilen Zaman Lordları‘yla karşı karşıya geldikleri bir seride Dalekler, tekrarlanan yok oluştan bile her seferinde geri dönmüşlerdir.

3. Tyranidler (Warhammer 40K)

Tyranidler

Uzak geleceğin korkunç karanlığında terörden bol bir şey yok. Imperium of Man’den Eldar’a, Nekronlar’dan Orklar’a hemen her topluluk devasa yıkıcı savaş aletlerine sahip. Ama Tyranidler, savaşta hepsinden daha tehlikeli ve belki de hepsini alt edebilecek güçtedir. Tyranidler temelde aynı genetik temanın çok sayıda özelleştirilmiş evriminin birleşiminden oluşan bir biyoformdur. Kaynaklarla ve genetik materyalle dolu gezegenlere sızan, onları istila eden ve tüketen Hive Mind‘a bağlı amansız ölüm makineleridirler.

Ve sayıca çok fazlalar! Bir Tyranid filosu, hepsiyle sürekli konuşup onları kontrol eden bir Nord Kraliçesi‘ne bağlı trilyonlarca biyoform taşıyabilir. Her ne kadar Warhammer 40K‘daki diğer türler birbirleriyle binlerce yıldır didişiyorsa da, oyun bize yalnızca üç Tyranid istilasından detaylıca bahsediyor. Her birini püskürtmek, hedef alınan türün kendisini sınırlarına kadar zorlamasıyla mümkündür. Ayrıca oyundan edinilen bir başka izlenim de, bu istilaların galaksiyi saran Tyranid filolarının bir fragmanı niteliğinde olduğudur.

2. Reaperlar (Mass Effect)

reaper

Mass Effect oyununa Kumandan Shepard olarak başladığınızda galaksinin en büyük tehdidinin Turian Spectre Saren olduğunu sanıyorsunuz; o ve uzayda dolaşan çeşitli türlerin birbiriyle kavgası. Ancak Shepard’ın galaktik işlerle ilgili dehşet verici bir gerçeği açığa çıkarması uzun sürmüyor. Saren, galaksinin kendisi kadar yaşlı, devasa, çirkin bir uzaylı türü olan Reaperlar‘ın beyni yıkanmış bir elçisi sadece. İşin aslı şu ki, Reaperlar çok uzun süredir kendi tasarladıkları evrimsel ve teknolojik bir yolda ilerleyen çeşitli duyusal yaşam formları yetiştiriyorlar ve her elli yılda bir yeterince evrimleşmiş türleri adeta toplayıp kendilerine katıyorlar.

Galaksiyi devasa bir bahçeye dönüştürdükleri yetmiyormuş gibi, Reaperlar’ın olası isyanları bastırmak için de son derece sinsi ve sarsıcı yolları vardır. Beyin yıkama adı verilen, zihinlere içgüdüsel bir korkuyla karışık itaat duygusu işleyen bilinçaltı sinyalleri salarlar. Bu sinyal, ona uzun süre maruz kalanların Reaperlara tapmalarını ve bu dönüşlerini akla yatkın göstermelerini sağlar. Ayrıca Reaperlar, hedef türleri askeri direniş gösterebilirse, kurbanlarının bedenlerini gelişmiş sibernetik canavarlara dönüştürme yetisine de sahiptir. Fakat biz sade insanlar Reaperlar için, galaktik toprak işlenene kadar pervasızca yok edilen solucanlarızdır sadece.

1. Xenomorphlar (Alien)

Xenomorph

Orijinal filme göre en gelişmiş ırk veya en büyük fatihler olmayabilirler ama söz konusu şey korku yaratmaksa, Xenomorphlar kendilerine has bir tür kesinlikle. USCSS Nostromo mürettebatı Xenomorphlarla ilk karşılaştıklarında onların parazit, yüze yapışan ve göğüs patlatan yıkıcı doğalarına çoktan tanık olmuşlardı.

Xenomorphlarla ilgili her şey öldürme ile uzaktan veya yakından mutlaka alakalı. Sahte kitinden oluşan dış iskeletleri yanmaya son derece dayanıklıdır, bir şekilde zarar vermeyi başarsanız bile savunma olarak salgıladığı asitler bir yıldız gemisini eritebilecek kadar güçlüdür. Bacakları ve kolları uzun mesafeleri kat etmesine yardımcı olur. Ucunda hançer büyüklüğünde bir dikeni bulunan uzun ve kaslı bir kuyruğu vardır. Saldırırken kullandıkları dilleri kabuslarınıza girer. Xenomorphlar kuyruklarını kurbanlarına saplamayı severler. Onlarla yüz yüze gelir, uzunlamasına ağızlarından çıkan ufak gırtlaklarıyla kurbanlarını ısırırlar. Esnek, siyah vücutlarını eğerek bir gemide kamufle olabilirler ve çok geç olana dek görünmezler.

Ünlü sürrealist sanatçı H. R. Giger‘ın tasarladığı ve Ridley Scott‘ın filme uyarladığı Xenomorphlar, kesinlikle korkunç birer yaratıktırlar. İlk Alien filminden bu yana 37 yıl geçmesine rağmen Xenomorphlar’ın bu filmde yarattığı dehşeti ve korkuyu başka hiçbir uzaylı ırkı yaratamadı.

Mükemmel bir organizma… vicdandan, pişmanlıktan veya ahlakın sanrılarından etkilenmeyen.

Kaynak: Screen Rant

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

polymath



Facebook Yorumları

Yorum