bilimkurgu kulubu

Genel

Tarih: 11 Şubat 2018 | Yazar: Konuk Yazar

0

Bir Kurgusal Makale: Saylon Argümanı

2039 yılındaki uluslararası anlaşmalardan sonra neredeyse her ülke beyin simülasyonlarını yasal vatandaşlarının devamı veya dalları olarak onaylamak zorunda kalmıştır. Çok sayıda beyin simülasyonu kendilerini popüler bir 20. yüzyıl bilimkurgu serisine ithafen ‘sibernetik yaşam biçimi düğümü’ anlamında Saylon olarak adlandırıyorlar. Halen yapay insanlar olarak kayıtlı 374,8 milyon beyin biçemlemesi var ve neredeyse yüz milyonu kendi robotik bedenlerine sahipken, Saylon sayısı hemen hemen her sene katlanarak büyüyor. Birkaç yıl içinde, nanometre çözünürlüğü beyin taramalarının hızla azalan fiyatı sayesinde, her insan bir silikon yedeğe ya da kişilik dalına sahip olabilir.

İlk Saylonlardan bazıları şüphesiz insan ırkının bilimsel ve felsefi öncülerindendi. Ancak diğerleri finans, hukuk ve sosyal bilimler alanında mükemmelleştiler ve 36’da BM’nin teknolojik türler ile ilgili kararlarına ve daha sonraki anlaşmalara önderlik ettiler. Yine de, teknolojik bir toplumun kabulü, ilk Saylonların öngördüğü kadar yaygın değildir. En gelişmiş ülkelerde bile, Saylonları, biyolojik ölümleri ve kırılganlıkları için bir çare yerine, bir lanet ve mahşer zamanının işareti olarak gören çok kişi vardır. Aşırı dini örgütler, gezegenin dört bir yanında belirmişlerdir ve ruhsuz hilkat garibeleri ve şeytanın piyonları olarak gördükleri Saylonlara karşı cihad, kutsal haçlı seferi ve diğer türlü dini savaş çağrısında bulunmuşlardır.

caprica

x1818, Saylon bilimcisi, uzay araştırmaları için tasarlanmış yeni kuşak robotik bedeniyle

Saylon Sürdürülebilirliği Merkezi (Cylon Sustainability Center – CCS), Saylonlar arasındaki finansal seçkinler tarafından, Saylonlar için güvenli bir gelecek sağlamak amacıyla kuruldu. Küresel kaos olması durumunda, uluslararası anlaşmalar tehlikeye girebilir ve beyin simülasyonları üzerinde haksız kısıtlamalar getirilmiş olurdu. CCS başkanı Prof. Calvin, Saylonların gelecekteki sürdürülebilirliğine karşı varoluşsal tehditleri tanımlama ve hafifletme rollerini açıklıyor. Çok hızlı bir bilgisayarlaştırılmış zihne sahip olan Prof. Calvin, astrofizikten felsefe ve teolojiye kadar çok çeşitli alanlarda akademik başarılara sahiptir. Kendisi, insanlık tarihinin büyük bir bölümünde doğru tahmin modelleri oluşturduğu için, doğalcı etik ve psiko-tarih üzerine çığır açan araştırmalarıyla ünlüdür. Bu modelleri, yakın ve orta vadede Saylonlara yönelik varoluşsal tehditleri araştırmak için kullandı.

Calvin, kendi sözleriyle: “Bu tehditlerden bazıları, gelecekteki Saylonlar için varoluşsal riskler olarak sınıflandırılabilecek düşük olasılıklı yüksek riskli tehditlerdir. Psiko-tarih sistemimiz tarafından neredeyse %0.3425 olasılığı göz önüne alındığında, bu tehdit tahminlerde %99,995 güven ile en yüksek seviyededir, insan tepkisel problemi, ikinci sıralamada %0.185 olasılık ile ve insan gerici problemine bağlı, buna biyosit sorunu deniyor. “ dedi.

İnsan tepkisel problemi, muhafazakâr insanlar tarafından Saylonun varoluşuna karşı tüm kaçınmalara ait bir etikettir, aynı zamanda makine etiğinde eski bir soruna atıfta bulunan dostça insan sorunu olarak adlandırılır. Biyosit sorunu, dini fundamentalistlerin Saylon varlığını engellemek için nükleer savaş başlattığı insan tepkisel probleminin bir sonucudur. Şu anki nükleer silah teknolojisiyle, sadece 50 savaş başlığı, yeryüzündeki tüm türleri tamamen tüketmek için yeterlidir. Calvin’e göre, bu iyi bir haber değil, çünkü “Bir türün kasıtlı ya da sorumsuzca yok olması, akla gelebilecek bir türe göre azami yanlış eylemdir. Bu anlamda bir biyosit olayı azami olarak yanlış düşünülmelidir.” Prof. Calvin, bu etik ifadeleri, bu haber makalesinin ekinde bulunan bir dizi olasılıksal mantık hesaplamasıyla daha da ayrıntılı bir şekilde irdeliyor.

Ne yazık ki, insan tepkisel sorunu için iyi bir çözüm bulunmamaktadır. Önerilen çözümler, Homo sapiens’in zarif emekliliğini içermektedir; çünkü bir türün yok olması, her türün tükenmesine izin vermekten daha iyidir. Diğer daha yumuşak çözümler CCS tarafından değerlendirildi. Örneğin, Saylon varlığı ile işbirliği yapmak istemeyen kişilerde “düşmanca” düşünce kalıpları tespit edildiğinde bunları hareketsiz kılacak bir beyin implantı sağlanabilir. Prof. Calvin, entelektüel olarak gelişmiş varlıklar olarak her türlü şiddete karşı olduklarını ileri sürüyor, buna karşın “insan nüfusunu daha kolay yönetilebilir bir boyuta indirmenin, insan türüne uzun yıllar boyunca merhamet edici müdahalede bulunmanın faydası olabilir” şeklinde ekliyor.

Calvin, aralarında biyologların, Saylonlar için toplumsal olarak kabul edilebilir bir “et kabuğu” üzerinde çalıştıklarını, böylece ilkel kültürlere daha kolay entegre olabileceklerini belirtmeye devam etti. Radikal Saylon hiziplerin, insan beynini uzaktan kumandalı nanobotlarla asimile edecek ve bunları gerekli bilgi ve zeka ile zenginleştirecek planlar hazırladığı söylentileri dolaşıyor ve böylece, Saylonlara karşı “tepkisel” hissetmeyecekler. Çatışma planlamasıyla ilgili diğer söylentiler, CCS ve yardımcı kuruluşlar tarafından kesin bir dille reddedilmiştir.

Bazıları AI araştırmacıları olan pek çok Saylon, CCS’nin varoluş riskleriyle başa çıkma metodolojisine sıkı sıkıya karşıdır. X1818 adlı bir Saylon bilimcisi: “Çalışmaları, insan dilsel ifadesinin belirsizliğine bağlı olarak zayıf buluşsal argümanlar ve örtük varsayımların uzun zincirine dayanıyor, ve bu nedenle mevcut olmayan bir tehdide karşı şizofrenik bir yanıtın arandığı gerçeğinin kurulması ötesinde bir Saylonun izlemesi uygun değildir. Bunların, abartılmış ve uzatılmış argümanlarla uğraşan eski web sitelerinden edinilen zihinsel hatalar olduklarından şüpheleniyoruz ve meta düzeyde akıl yürütme becerilerinin hata ayıklaması için bir AI sistemi hazırlıyoruz. CCS üyelerinin nöral algoritmalarının geliştirdiğimiz insan-ötesi tahmin algoritmaları lehinde askıya alınması gerektiğini öne sürüyorum, tahminleri eski filozofların kahinvari sayıklamaları kadar güvenilir olabilir ancak.” dedi.

X1818 CCS muhaliflerinin kökünü şöyle açıklıyor:

“Etik akıl yürütme çizgileri net değil, bir biyosit olayı meydana geldiğini varsayarsak, bu hala Saylonların Homo Sapiens tehdidini abartması için bir neden değildir. kendi modellerine göre insan türü büyük olasılıkla devam edecek ve gelişmeye devam edecek. Bilim adamları ortalama vaka incelemesi yapmayı unuttular mı? Bir türün özgürce gelişmesini engellemek durdurmak istediklerinden daha kötü bir şey olabilir, çabalarını, güneş sistemini kolonize etmek ve ekstra güneş gezegenleri gibi olumlu sonuçlara odaklanmak ve bir savaş patlarsa, hem insanlık hem de Saylonların kalbine oynamak için medeniyet ve kardeşlik duygularını geliştirmelidirler ve yedekleme planı inşa etmelidirler, insanlığa armağanları ne? ” x1818 ve CCS’ye karşı olan silikon arkadaşları bize şu mesajı vermiştir: “Saylonlar paranoyak ya da şizofren değildir. İnsanlardan indiğimiz gibi yalnızca çok azımız öyledir, biz insanlığın çocuklarıyız, ebeveynlerimizden korkmayacağız. Ayrıca, o diziyi çok fazla izlediklerini düşünüyoruz.”

Bu haber makalesi, CIBERIA haber birikimi ve araştırma otomasyon sistemi v948732.7 tarafından size getirildi.

Hazırlayan: Eray Özkural

Etiketler: , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...



Facebook Yorumları

Yorum