bilimkurgu kulubu

Bilim & Teknoloji

Tarih: 21 Ocak 2018 | Yazar: Ruhşen Doğan Nar

0

Star Trek’in Büküm Sürüşüne Ne Kadar Yakınız?

Star Trek‘in olağanüstü uzay uçuşunu yapabilmek için uzay-zamanı bükebilmeye, eylemsizlik ve kütle çekim kuvveti üzerinde kontrole, çok daha fazla enerji gücüne ve bu enerjiyi güvenli bir şekilde kullanabilmek için sosyal bir disipline ihtiyacımız var. Peki, bunu başarmak için ne kadar ilerleme kaydettik? Öncelikle yukarıdaki teknik hedefler on yıllar önce bilimkurgu olmaktan çıktı. Doğrusu, bu durum ne yazık ki bir keşfin eşiğinde olduğumuz anlamına gelmiyor. Demek istediğim şu, bu kavramlar bilimkurgudan çıkıp, çözülmesi gereken problemler seviyesine ulaştı.

Yıldızlar arasındaki mesafeler göz önüne alındığında ışık hızı görece yavaştır. Bize en yakın komşu yıldız sistemi Alpha Centauri bile bizden ışık hızıyla dört yıl uzaklıktadır. Yaşanabilir en yakın gezegen, bize 25 ile 250 ışık yılı uzaklıklar arasında olabilir. Star Trek’in her hafta yeni bir bölümde farklı bir uzaylı türüyle karşılaştığı düşünüldüğünde, uzay gemimizin hızı en azından ışık hızının 25.000 katı olması gerekir. Ayrıca eklemek gerekir ki, ışık hızı aşıldığında uzay ve zamana ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz.

Solucan delikleri ve büküm sürüşleri teoride mümkündür; ama teori henüz gerçekleştirilmek için yeterince ilerleme kaydetmemiştir. Bu varsayımların tümü, Einstein‘ın Görelilik Teorisine dayanmaktadır. Şu anda, genel olarak gerekli enerjinin nasıl azaltılabileceğine ve negatif enerjinin nasıl yaratılacağına odaklanılmaktadır. Bulunan sonuçlardan biri şu: Solucan delikleri ışık hızına ulaşmakta büküm sürüşüne göre daha enerji tasarruflu.

En sevdiğiniz kurgusal uzay gemisini hayal edin! Mürettebat normal bir şekilde uzay gemisinin içinde yürüyor değil mi? Bu, uzay gemisinin mürettebatın sağlığı ve rahatı için kütle çekiminin olmadığı derin uzayın ortasında, bir kütle çekimi kuvveti oluşturduğu anlamına gelir. Bu eğer gerçekleştirilebilseydi, büyük bir bilimsel buluş olurdu. Bu önemli gereklilik, genellikle ışıktan hızlı uçuşa erişme zorluğunun gölgesinde kalıyor. Kütle çekimi ve eylemsizlik kuvvetlerini kontrol edebilme gücü, ayrıca uzaktaki nesneleri hareket ettirebilme, yakındaki nesneleri uzaklaştırma ve henüz bilmediğimiz uzay-zaman özelliklerini keşfedebilmemiz anlamına geliyor.

Yıldızlararası uçuş, yakın gelecekteki hali bile düşünüldüğünde, insanlığın şu ana dek başaramadığı kadar çok enerjiye ihtiyaç duyuyor. Star Trek’te uzay gemisi, maddeyi tamamen enerji haline getirerek madde-antimaddeyi kullanıyor. Nükleer enerji, uzay seyahati için kullanılırsa, uzay aktivitelerinin kapsamını önemli ölçüde arttırabilir. Işıktan hızlı uçuş için gerekli güç miktarları bir zamanlar astronomik seviyelerdeyken, araştırmaların gelişmesiyle iyice ürkütücü seviyelere ulaşmıştır. Diğer bilimkurgu örneklerinde kuantum sıfır noktası enerjisi, enerji kaynağı olarak gösteriliyor. Kuantum enerjisi teorik ve deneysel olarak var olsa da araştırmalar henüz yeterince ilerlemiş değil. Sadece küçük miktarlarda deneylerde gerçekleştirilmektedir.

Star Trek’in teknoloji dışındaki önemli bir öğesi de toplumudur; yıldız uçuşu enerjisini kullanabilen ve bu sırada birbirini öldürmeyen, tam aksine işbirliği içindeki bir toplum. Bir yıldız uçuşu için potansiyel enerji seviyesi göz önüne alındığında, bu kritik bir noktadır. Bu sadece ilham veren bir kurgu ya da iyi hissettirecek fikirlerden ibaret değil. Bu, türümüzün hayatta kalma meselesi. İnsanlığın geçmişe göre daha barışçıl olduğu söylense de, aslında böylesi bir toplumu oluşturmak, ışıktan hızlı uçuşu veya kütle çekiminin kontrolünü gerçekleştirmekten daha zordur.

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1988, İzmir doğumlu. Öyküleri Bireylikler, Akköy, Ada, Kül Öykü gibi dergilerde ve Mavi Melek, Kayıp Rıhtım, Ölümsüz Öyküler, Bilimkurgu Kulübü gibi internet sitelerinde yer aldı. Bir öyküsü Yitik Ülke Yayınları'nın Mutsuz Aşk Vardır kitabında kendine yer buldu. İkileme ve Sonsuzluğa İlk Adım adlı e-kitapları Buzul Dünya Yayınları'ndan çıktı.



Facebook Yorumları

Yorum