bilimkurgu kulubu

Bilim & Teknoloji

Tarih: 14 Kasım 2017 | Yazar: İnanç Kaya

0

Çin’in Uzay Yarışındaki Başarı Hikayesi

Uzay Bilimleri Çin Akademisi (CAS) yepyeni bir proje ile yine dünya gündeminde. Dünyanın ilk röntgen teleskobu projesi için start verildi ve Çinli bilim insanları başlamak için sabırsızlanıyor. Çin Bilimler Akademisi Genel Müdürü Wu Ji ile röportaj yapmak için gidilen CAS binasında, binanın yeni olmasından dolayı boya kokusu ve duvarlarda çalışanları motive etmek için yazılmış özlü sözlerin varlığı dikkat çekiyor. Ülkenin bilime katkıları ile ilgili bir video dev ekranda gösteriliyor. Röportajın yapıldığı gün, bir devlet televizyonu ekibi “Çin’in hızlı yükselişi” ile ilgili bir belgesel için birçok kamera ve film malzemesi ile orada olsa da, mühendisler yine de işlerinin başında, bilgisayar ekranlarına yoğunlaşmış bir vaziyette disiplin ile çalışıyorlardı.

Genel müdür Wu Ji başkanlığındaki CAS, 19.4 hektar ve 914 milyon yuan (yaklaşık 115 milyon Euro) ile Çin’in uzay keşfi için yapılmış en pahalı kampüsü. Wu Ji’nin başarısı tartışılmaz. Eğer son yıllarda Çin uyduları yörüngelerinde başarıyla görev yapıyorsa, uzaya giden astronotlar sağlıklı bir şekilde geri dönüyorsa, Ay’a uzay aracı gönderilmiş ve bilime katkıda bulunulmuşsa bu Çinli bilim insanları ile koordineli çalışan Wu Ji’nin sayesindedir. Wu gururla “Uzay araştırmalarının yeni üyeleriyiz. Uzay araştırmalarına yeni katılan insanlarız, daha çok yol almamız gerekli” diyor.

2013 yılında Çin, Ay’a 1.2 tonluk bir uzay aracı indirdi. Benzer çözünürlükte radar zemin delici kullanarak Ay yüzeyini ölçtü. Eylül 2016’da, Çin’in en yeni uzay laboratuvarını kurarak, bir düzineden fazla bilimsel cihazla birlikte uzaya çıktı. Ayrıca farklı misyonları olan 4 uzay aracını ve en önemlisi de kuantum iletişimi için öncü deneyler yapacak şekilde, bir uzay aracını son iki yıl içinde yörüngeye gönderdi. CAS ve diğer Çin organizasyonlarının bu gayreti ülkenin sınırlarının ötesinde de takip ediliyor. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Genel Müdürü Johann-Dietrich Wörner, Paris’te “Çin’in uzay programının, bilimsel keşifte son derece dinamik ve yenilikçi” olduğunu söyledi. Ay’da toprak numunelerinin çıkarılmasına ek olarak, önümüzde merakla beklenen başka görevler de var.

Ancak bu kadar çok ve çeşitli çabalara rağmen Çinli bilim insanları, uluslarının uzay araştırmalarının geleceğinden endişe duyuyorlar. Çin, çoğunlukla uluslararası alanda işbirliği yapsa da ABD ile rekabet içinde ve Amerikan yasası, NASA’nın Çin ile işbirliğini yasaklıyor. Buna ek olarak, Çin hükümeti uzay araştırması için stratejik bir plana sahip değil ve hükümet de uzun vadeli mali destek sözü vermiyor. 

Çin’in uzay çağına girmesi “Yeşil Doğu” yurtsever şarkıyla başladı. Çin, 1970 yılında düşük bir Dünya yörüngesine ilk uydusunu gönderdi ama asıl gerçek ilerlemesini Shenzhou-1 ile 1976 yılında yaptı. Uzay kapsülünün bu başarısı, uzay programının başlangıcını işaret eden ilk gerçek kilometre taşıydı. O zamandan beri Çin, yörüngeye taykonotların konuşlandırılması ve iki uzay laboratuvarının açılması dahil çok sayıda başarı elde etti. Çin Bilim Uzay Ajansı (Çin Ulusal Uzay İdaresi, CNSA) ve Gezegen Araştırma Kurumu, aynı zamanda insanlı uzay uçuşları konusunda ayrı bir bakanlık açılmasına da vesile oldu. Şu an ülkede, son derece gelişmiş uzay araştırma laboratuvarlarının yanı sıra, atom saati ve gama radyasyonu, üç milyon avroluk POLAR dedektör dahil bilim cihazları, bütün bir dizi yüksek enerjili radyasyon dalgaları ile ilgili gelişmiş aletler mevcut.

Çin için ilk Ay görevleri 2007 ve 2010’da başladı, ancak bunlar daha çok bir teknoloji gösterisi ve daha az bilimsel görevlerdi. Bu durum Chang’e-3 ile değişti. Çin’in misyonu, daha önce hiç yakından araştırılmamış bir bölgeye yumuşak iniş yapmaktı. Başarıya ulaşan bu misyondaki radar ölçümleri ve jeokimyasal analizler, iki milyar yıl önce meydana gelmiş olabilecek karmaşık bir volkanik patlamayı ortaya çıkardı. Misyon, Ay’ın geçmişi hakkında bir hayli yeni bilgi edinmemize katkıda bulundu. Elde edilen sonuçlar, diğer ülkelerdeki bütün bilim insanlarının dikkatini çekti ve  bir araya gelmelerini sağladı. Aralık 2017’de, Ay sondası olarak görev yapacak Chang’e-5 ile volkanik dağ Mons Rümker civarına iniş gerçekleştirilecek. 

Çin uzay biliminin başarıları da CAS’ın gayretlerinden kaynaklanmakta diyebiliriz. Uzun yıllardan beri, Çin hükümetini bilimsel misyonlara odaklanmaya ikna etmeye çalışıyorlar. Nihayet 2011 yılında başlayan ve dört araştırma uydusunun geliştirilmesini kapsayan faaliyetler için yaklaşık 430 milyon avro bütçe almayı başardılar. Bu projelerden biri olan Uzay Ölçeğinde Kuantum Deneyleri (QUESS), erken sonuçlar elde etti ve dünya çapında dikkat çekti. İlişkili uzay aracı, Ağustos 2016’da fırlatıldı ve iki geniş aralıklı kuantum parçacıklarındaki dolanıklık olgusunu araştırdı. 144 kilometrelik bir önceki rekoru aşarak Eylül 2017’de, yaklaşık 1200 kilometrelik iki ayrı uzaktaki zemin istasyonlarına, foton çifti göndermek için uydular kullanıldı. Araştırmacılar ayrıca Avusturya (Graz şehri) ve Pekin arasında bir kuantum iletişim kanalı kurmanın yollarını araştırdı. Hedef, şifrelenmiş bilgileri bir fotonik kuantum durumunda iletmekti. Bilim ve CAS Teknoloji ve Misyon Şefi Çin Üniversitesi’nden fizikçi Pan Jian-Wei “Eğer başarırlarsa, küresel kuantum iletişim ağı artık bilimkurgu olmaktan çıkacak.” açıklamasını yaptı.

Karanlık madde parçacıklarının yakalanması ve Kuantum Fenomeni Projeleri, CAS araştırması için maddi kaynak sağlanmadan hemen önce başladı. Wu dahil araştırmacılar, daha fazla destek için mücadele etmek zorunda kaldılar. Yoğun bir lobi sayesinde bu iki projenin de maddi desteği bulundu. Hükümet sonuçta CAS’ın önümüzdeki beş yılı için yaklaşık 620 milyon avro ayırdı. “Bu bir kavgaydı ama başardık,” diyor Wu. Yeni proje nihayet 2017 yılında başladı ve Güneş’in yakınına bir uzay aracı göndermek dahil, 2020’ler için planlanan projelere finans sağlanmış oldu. CNSA ve Çin Uzay Ajansı da uzay araştırmaları konusundaki çabalarını hızlandırdı. Enhanced Röntgen Zamanlama ve Polarimetri (ExtP), CNSA Projesine başlama tarihi 2025 olarak planlanıyor. Projeye 20 ülkeden yüzlerce bilim insanı katılıyor ve finansmana Avrupalı ortaklar da iştirak ediyor. Amaç nötron yıldızlarının ya da kara deliklerin çevresindeki nesneleri, bulundukları aşırı yoğunlukta, küte çekimi ve manyetizma koşulları altında incelemek.

İnsanlı Uzay Uçuşu Bakanlığı, araştırma projelerini hızlandırdı. Bu kadar olumlu gelişmeye rağmen bilim insanları yine de endişeli. Örneğin normalden 15 kat daha duyarlı olan bir karanlık madde dedektörünün hayata geçirilmesi düşünülüyor. Buna ek olarak 600 milyon avroyu aşkın pahalı bir optik teleskop planlanıyor. Bu teleskopun Hubble teleskobundan 300 kat fazla görüş alanına sahip olacağı, bu sayede karanlık madde ve karanlık enerjinin incelenebileceği hesaplanıyor. Fakat bakanlık bu projeler için henüz bütçe vermedi. Ancak bu tür projelerde asıl dikkati çeken, CAS ve diğer Çin uzay ajanslarının koordineli çalıştığı gerçeği. Bu da Çin’in uzay programı konusunda özgüven kazandığını gösteriyor. Çinli bilim insanları da uluslararası meslektaşlarıyla daha fazla ilgileniyor ve küçük ölçekli ortaklıklar yoluyla ilişkilerini geliştiriyorlar.

CAS liderliğindeki önemli misyonların çoğu Avrupa ortaklarıyla birlikte yürütülmekte ve her iki taraftaki araştırmacılar tarafından başlatılmakta. ESA, artan alan gücü ile en üst düzeyde işbirliği kurabileceğini söylüyor. 2015 yılının başında, ESA ve CAS, uzay bilimi misyonları için teklif çağrısında bulundu. Zaten on yıldan fazladır ESA, Çinli bilim insanları ile işbirliği halinde. ESA koordinasyonu stratejik planlama başkanı Fabio Favata “Bu güven köprüleri birbirimizi daha iyi anlamak için önemli. Bu umutla geleceğin önünü açacak daha büyük ölçekli işbirlikleri yapmamız şart” açıklamasında bulundu. Fakat ABD hala Çin ile çalışmıyor. Yukarıda belirtildiği gibi, Amerika Birleşik Devletleri Çin’in işbirliği ortakları listesinde yok. Çin, geçmişte NASA’ya sürekli olarak önemli bilgiler sağladığı halde, 2011 yılında kabul edilen ABD yasalarına göre, Çin ile bu tür bir işbirliği NASA için yasaklanmıştı. Sonuç olarak, AMS’nin Birleşik Devletler, Çin ve diğer ülkeler arasında geçmişte yapılmış bir işbirliği ürünü olsa bile Çin, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) kullanımından muaf. NASA temsilcileri ve Çin örgütleri karşılıklı birbirlerini ziyarete devam etse de resmi işbirliği şimdilik mümkün değil.

Bu arada Çin’in uzay araştırmacıları, hükümetlerini geleceğe yatırım yapmanın önemi konusunda ikna etmeye çalışıyorlar. Zhang, eXTP uydusu da dahil olmak üzere çeşitli astrofiziksel misyonların lideri. Şu anki mevcut durumu “bir sonraki yemeklerin nereden geldiğini bilmemek” anlamına gelen “zhaobu baoxi”  olarak açıklıyor. “Önümüzdeki beş yıl için finans aldık ancak kimse bundan sonra ne olacağını bilmiyor” diyor.

Öncelik bilimsel çalışmalardan ziyade teknolojinin performansı ve ilerlemesi olmaya devam ediyor. Çin uzay istasyonu yaklaşık on iki milyar avroluk bir bütçeye sahip. Bununla birlikte Çin Başkanı Xi Jinping, Çin’in ulusal alan laboratuvarından bu bağlamda bahsetse bile, bilimsel ekipmanın geliştirilmesi için özel bir bütçe vermemekte. Genel Müdür Wu Ji, enstitünün eksikliklerini biliyor ancak yine de geleceğe iyimser bir şekilde bakıyor. “Şimdiye kadar her şey çok iyi gitti. Karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Yola devam edeceğimize inanıyorum.” diyor. Bakalım Çin’in uzay serüveni insanlığa daha neler kazandıracak?

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Neden, nasıl, niçin sorularına cevap ararken oluşturduğu bilgi birikimini tercümelerinde kullanan, bilimin sonsuzluğu içinde dolaşan bir gezgin...



Facebook Yorumları

Yorum