bilimkurgu kulubu

Edebiyat

Tarih: 2 Aralık 2017 | Yazar: İsmail Yamanol

0

Vakıf Serisi #1: Vakıf

“Büyük bir kapsam olarak galaksiyi kendine konu edinen bir hikâye yazmak istedim. Bunu yapmak için Roma İmparatorluğu’nu alıp onu çok daha geniş bir çerçevede yorumladım. Bunun için üçlemedeki toplumsal sistem Roma İmparatorluk sistemine çok benzer; hikâyemin çatısı buydu.”

Küçük yaşlardan beri bilimkurguya ilgi duyan ve 12 yaşından itibaren de kısa öyküler kaleme almaya başlayan Isaac Asimov, türün gelmiş geçmiş en önemli yazarları arasındaki yerini koruyor. Öyle ki “bilimkurgu” ve “edebiyat” sözcükleri yan yana geldiğinde, çoğu okurun aklında beliren ilk isimdir Asimov. Bilimkurgu edebiyatı nezdindeki tanınmışlığının en önemli nedeniyse, türe hak ettiği saygınlığı veren bir yazar oluşunda yatıyor. Zira Asimov, hayatı boyunca kaleme aldığı 500’den fazla yapıtıyla, 50’li ve 60’lı yıllarda yükselen pozitivist dünya görüşünün ve uzaya açılma eksenli sert bilimkurgu akımının öncü ismidir.

Asimov’un ortaya koyduğu bu ürünlerin, uzay yarışının hızlandığı ve yeni gezegenlere yayılma hayallerinin kurulduğu, Ay’a henüz yeni ayak basıldığı, dolayısıyla insanlığın doğayı kontrol etmesi ve dönüştürmesi adına önünde hiçbir engel olmadığı kanısının yaygınlaştığı, bilime duyulan inancın ve endüstriyel üretimin büyük boyutlara ulaştığı bir çağın dışavurumları olduğunu da belirtmek gerek.

asimov

Isaac Asimov’un ilk kitabını henüz 20’li yaşlarının başındayken yazmaya koyulduğu Vakıf, üretilmiş en önemli bilimkurgu roman dizilerinden biri. Başlangıçta kısa öyküler şeklinde kaleme alınan ve daha sonra bir üçleme haline getirilen eser, adeta incelikle yaratılmış galaktik bir destan olmasının yanı sıra tescilli bir edebiyat şaheseri de. Öyle ki, bilimkurgu edebiyatının en prestijli ödülünü dağıtan Hugo Komitesi‘nce bir kereye mahsus olarak “Gelmiş geçmiş en iyi bilimkurgu/fantezi üçlemesi” ödülüne layık görülmüştür. Üstelik bu ödülü, “Yüzüklerin Efendisi” gibi bir başyapıtı geride bırakarak kazanmış olması da ayrıca dikkate değer.

Hiç kuşkusuz Vakıf Serisi’ni bu denli tarihi ve önemli kılan şey, hayal gücünü zorlayan yaratıcılığında gizli. Bu ölümsüz seri ustalıkla örülmüş kurgusu, hız kesmeyen temposu, her defasında okurunu ters köşeye yatırmayı başaran kitap sonlarıyla, içinde merak ve keşfetme duygusu barındıran her canlıyı cezbetmeyi sürdürüyor. Özellikle bireysel arzuların rakip güçleriyle, toplumsal kaçınılmazlığın kadim mirası arasındaki çatışma üzerine oturtulmuş anlatı, eserin felsefi yönünü bileyip keskinleştiriyor. Dolayısıyla sadece bilimkurgu edebiyatından hoşlananların değil, düşünmekten ve sorgulamaktan haz duyanların da keyifle okuyabileceği bir seri Vakıf.

Vakif-ithaki

“Vakıf’ı yazarken esas olarak, psikotarih bilimi dediğim şeyi ifade etmeye çalıştım. Bu bir anlamda determinizm ile özgür irade arasındaki mücadeleydi. “

Serinin yayım sırasına göre birinci, kronolojik sıraya göreyse üçüncü kitabı olan Vakıf, milyonlarca gezegene yayılmış Galaktik İmparatorluk’un adım adım çöküşe doğru ilerleyişinin ve Hari Seldon adında bir matematikçinin, bu çöküşün ardından ortaya çıkacak karanlık çağları asgari düzeye indirme çabalarının hikâyesidir. Hari Seldon, adına “Psikotarih” dediği ve gelecekle ilgili olasılıkların önceden hesaplanabileceğini ileri süren kuramsal bir disiplin geliştirir. Disiplinin dayanak noktası ise kuantum mekaniğidir. Hari Seldon’a göre, tek tek bireylerin hareketi önceden tahmin edilemez, ama kentilyonlarca insandan oluşan galaktik bir toplumun geleceği önceden hesaplanabilir.

Hari Seldon, psikotarih bilimini kullanarak Galaktik İmparatorluk’un çökeceğini ve galaksiye binlerce yıl sürecek bir barbarlığın hükmedeceğini öngörür. İnsanlık, bu karanlık çağlar boyunca tüm bilgi ve birikimlerini kaybedecek; bir karmaşa ve şiddet sarmalına bulanacaktır. Galaktik İmparatorluk’un çöküşünü engellemek için artık çok geçtir, İmparatorluk çökecektir! Hari Seldon bu gerçeğin farkındadır; ama öylece durarak uygarlığın felaketine de seyirci kalamaz. Bir şeyler yapmalıdır, ama ne yapılabilir?

hari seldon vakif

Hari Seldon’ın bu çıkmazı aşmak için, psikotarihe ve zekâsına sığınmak dışında yapabileceği fazla bir şey yoktur. Binlerce yıla yayılacak dâhiyane bir plan geliştirir! Eğer planı başarıya ulaşırsa, insanlığın yaşayacağı karanlık çağlar önemli ölçüde kısalacak ve çökmüş olan uygarlık küllerinden bir kez daha doğacaktır. Hem de çok daha güçlenmiş bir şekilde! Seldon, galaksinin dış sarmal kollarından birinde yer alan ve doğal kaynaklarının yetersizliği yüzünden kimsenin önemsemediği Terminius adlı bir gezegende Vakıf’ını kurar. Vakıf, galaksinin çeşitli yerlerinden devşirilmiş ve her biri kendi alanında uzman bir grup bilim insanı için tam anlamıyla bir kale ve sığınak görevi üstlenir.

Vakıf’ın görünürdeki amacı, insanlığın bilgi birikimini toparlayıp muhafaza etmek için bir Galaktik Ansiklopedi hazırlamaktır. Böylelikle, karanlık çağlar boyunca unutulacak tüm bilgiler, bu muazzam ansiklopedide saklanacak ve yeni kuşaklara aktarılacaktır. Dolayısıyla insanlık, bir gün karanlık çağlar bitince, her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalmayacaktır. Hari Seldon tüm ince ayarlamaları yapmış, ileride Vakıf’ın karşılaşabileceği tüm zorlukları önceden öngörmüş ve buna karşı önlemler almıştır. Ama içinde yaşadığımız evren, Seldon gibi bir dâhinin bile öngöremeyeceği sürprizlerle doludur…

Asimov-Vakif

Serinin ilk kitabı Vakıf, birbirinin devamı niteliğindeki beş öykünün birleşmesinden oluşmuştur. İlk kez Gnome Press tarafından 1951 yılında romanlaştırılan eserin “Psikotarihçiler, “Ansiklopedi Uzmanları”, “Valiler” ve “Tüccarlar” adlı ilk dört öyküsü, 1942-1944 yılları arasında Astounding Magazine’de yayımlanmıştır. Kitabı oluşturan beşinci ve son öykü “Prensler” ise kurguya daha sonradan eklenmiştir. Her ne kadar ana karakter Hari Seldon olarak benimsense de, roman iki yüz yıla yayılmış geniş bir zaman aralığında geçer ve dolayısıyla kendisinin hayatına dair çok fazla ayrıntı okuyamayız. Gençlik yılları, aile hayatı ve en önemlisi de psikotarih bilimini bulma ve geliştirme süreci bu ilk kitabın kapsamına girmez. Bu tip detayları, serinin yıllar sonra yazılmış son iki kitabı olan Vakıf Kurulurken ve Vakıf İleri‘de öğrenme şansına erişiriz.

Ancak psikotarih bilimi sayesinde geleceği önceden hesaplamış olan Hari Seldon, kurduğu Vakıf her çıkmaza girdiğinde bir kurtarıcı edasıyla ortaya çıkar ve önceden kaydettiği holografik görüntüler sayesinde takipçilerine kılavuzluk eder. Birkaç yüzyıla yayılmış böylesi bir romanda sık sık zaman atlamaları görmek ve çeşitli karakterlerle karşılaşmak son derece doğal. Salvor Hardin, Gaal Dornick, Linmar Ponyets, Hober Mallow gibi isimler, ilk kitabımızın öne çıkan tiplemeleri. Dahası her biri inandırıcı, zeki ve ayrıntılı tasvir edilmiş karakterler olarak okuru kendilerine kolayca ısındırmayı da başarıyorlar.

asimov

“Şiddet beceriksizlerin son sığınağıdır…”

Romanın göze çarpan en önemli noktalarından biri de şiddete karşı aklı ön plana çıkaran olay örgüsü. Asimov’un tüm yapıtlarına hakim olan bu tutumunu, ateşli bir hümanist oluşuyla açıklamak mümkün. Asimov, lazer tabancalı delikanlıların metal sütyenli kızları kurtardıkları ucuz bilimkurgu eserleri vermekten her zaman kaçınmıştır. Yazınsal metinleri, yoğun bilimsel ve felsefi temeller üzerine kuruludur. Şiddet ve özellikle de nükleer silahlar, onun yapıtlarında hep tiksinilecek son çareler hatta çözümsüzlükler olarak sunulmuştur.

Vakıf, Asimov’un bu uzlaşmacı ve şiddet karşıtı anlayışının doruk noktası mahiyetinde. Galaksinin çeşitli yerlerinden devşirilmiş bir grup bilim insanından oluşan ve Terminius gibi doğal koşulları elverişsiz bir gezegende kurulan Vakıf, cılız varlığına yönelik her türlü tehlikeden zekice stratejilerle sıyrılmayı başarır. Vakıf, önüne çıkan engelleri bir bir ve zarifçe aşarken, biz okuyucular Asimov’un dehasına bir kez daha hayran kalırız. Vakıf’ın bu kıvrak ve şiddetten uzak zekice hamlelerinin merkezindeyse, bilim, ticaret ve din piramidiyle karşılaşırız. Vakıf, bu üç önemli unsuru kullanarak her türlü tehdidi savuşturur ve dahası, bir zamanlar gölgesinde uysalca konakladığı tüm güçleri teker teker hakimiyeti altına alır. Hatta bir zaman gelir ki, yıkılan imparatorluğu küllerinden doğurabilecek tek güç konumuna yükselir.

vakif asimov

Edward Gibbon’ın yazdığı “Roma İmparatorluğu’nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi’ adlı kitabından ilham alan Asimov, literatüre ölümsüz ve epik bir eser bahşetmeyi başardı. Devamında yazılan altı romanla galaktik bir destana dönüşen eser, hayal gücünün sonsuzluğunda macera dolu bir yolculuğa çıkmak isteyenler için de cezbedici bir ilk adım niteliğinde. 1983 yılında Altın Kitaplar’ın “İmparatorluk” adıyla dilimize kazandırdığı eser, 2000’lerde İthaki Yayınları tarafından bir kez daha okura armağan edilmişti. Ancak aşılamayan telif sorunları ve bir türlü yapılamayan yeni baskıları nedeniyle temini zorlaşmış, sahaflarda astronomik fiyatlara alıcı bulur hale gelmişti.

Neyse ki sorunlar aşıldı ve İthaki bu güzide seriyi tekrar raflarla buluşturdu. Üstelik bu sefer yayım sırasına riayet ederek okurun takdirini de topladı. Seri, gözden geçirilmiş çevirileri ve ruhuna sadık kapak tasarımlarıyla kitaplıklardaki yerini almayı bekliyor. Serinin birkaç ay arayla basılması ve ortalama bir yıl içinde de tamamlanması öngörülüyor. Eğer hala bu şaheserle tanışma fırsatına erişemediyseniz, şu sıralar tam zamanı olduğunu belirtelim. Hem Asimov’un kıvrak zekasından sağdığı uçsuz bucaksız bir kurgusal evrene dalmak bilimkurgu açlığınıza da iyi gelecek…

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Otuz yıllık amatör bir düş gezgini, saplantılı bir bilimkurgu hayranı ve Nietzsche ile başbaşa iki kadeh tokuşturamadığı için tanrıya atarlanan şizofrenik bir peygamberdir. Müziğin karanlık ve habis dehlislerinde dolaşmaktan sapıkça bir zevk duyar. Son olarak, dağa kaldırdığı kızın profesyonel dağcı çıkması sonucu hayata küstüğü rivayet edilmektedir.



Facebook Yorumları

Yorum