bilimkurgu kulubu

Edebiyat geleceğin toplumları

Tarih: 14 Mayıs 2017 | Yazar: Bahri Doğukan Şahin

0

Sosyolojik Bilimkurgu Öykü Derlemesi: Geleceğin Toplumları

“Kurgubilim, geleceğin mitolojisidir. Bunun, mutlu bir mitoloji olmasına çalışılıyor. Dolayısıyla, kurgubilim, bilim ve teknolojinin yaşam vereceği heyecan dolu bir geleceğin umutlarıyla mayalanıyor.” Yalçın İzbul.

1990 yılında basılan ve içinde 9 adet öykü barından bu öykü derlemesi Cep Kitapları Yayınevi’nden çıkan 2. derleme olma özelliğini taşıyor. Tıpkı Dünyalıların Gelişi‘nde olduğu gibi buradaki öyküleri derleyen ve aynı zamanda çeviren kişi Yalçın İzbul. Belli bir tema çerçevesinde bir araya getirilen öyküler gelecekteki toplumlar ve insan yaşantıları hakkında çıkarımlarda bulunuyor. Bilimkurgunun usta kalemlerini bir arada okuma fırsatı sunan derlemeye günümüzde ulaşmak biraz zor olsa da, bulduğunuzda kaçırmamanız gereken bir eser olduğunu belirtmekte yarar var.

1. Yıl 2381: Mutluluk Dolu Bir Gün – Robert Silverberg

75 milyar insanın yaşamını sürdürdüğü Dünya’da buna rağmen birçok sorunun üstesinden gelinmiştir. Yaşayan tüm insanların en büyük amacı ve aynı zamanda kutsal olarak gördükleri şey ise üremedir. Venüs’ten gelen bir sosyosaymanı insanların yaşam alanı olarak bilinen Kentmonatlar’ı gezdirme görevi ise Mattern isimli bir vatandaşa verilmiştir.

“Doyum sağlanmamış duygular toplumsal barışın en büyük düşmanıdır.”

2. Bombadan Sonra Amerika – Fritz Leiber

Yakın bir gelecekte dünyadaki güçlü devletler birbirleri ile savaşmış ve bunun sonucunda ülkelerin toplumsal yapısı değişikliğe uğramıştır. Savaş sonrası Amerika’da geçen bu öyküde Wysten Turner isimli bir İngiliz’in başından geçenleri okuyoruz. Amerika ve Rusya’nın içinde bulunduğu durum dikkat çekerken, özellikle kadınlar nezdinde değişen bakış açıları da şaşırtıcı bir halde karşımıza çıkıyor.

“Tüm bu kent ve burada oluşan yeni yaşam türü insana korkudan başka ne verebilirdi ki?”

3. Yarın… Yarınlar… – Kurt Vonnegut Jr.

Bilimkurgunun usta kalemlerinden Kurt Vonnegut’tan kara mizahla yoğrulmuş bir öykü. Yıl 2158’dir, New York’ta geçen öyküde dünyanın halinden hiç de iç açıcı bir şekilde bahsedilmez. Nüfus bir hayli artmıştır ve üstelik tıp yaşlanmanın önüne geçmiştir. Yaşlandırmaz adı verilen bu ürün, insanın yaşı kaç olursa olsun genç görünmesini sağlamaktadır. İnsanlar yer bulamadıkları için birkaç kuşak bir evde kalmakta, istedikleri gibi üreyememekte ve yaşlıların boyunduruğu altında yaşamaktadırlar.

4. Mark Gable Vakfı – Leo Szilard

Büyük bir gizlilik içinde yürütülen ve bir bilimsel deney bedenin dondurulmasını ve uzun yıllar sonra açılmasını sağlıyordur. Öncelikle hayvanlar üzerinde denenir ve sonuç başarılı olur. Gözlerini 300 yıl sonranın dünyasına açmak isteyen bir bilim insanı ise bu hayalini gerçekleştirmek istemektedir. 2260 yılının dünyasına uyanacağını beklerken, 90 yıl sonrasına yani 2050’ye uyanır. Tanıdığı herkes ölmüş, dünya ve insanlar oldukça değişmiştir. “Yaşamdan geçici çekilme” adı verilen bu uygulamadan uyanan bilim insanı ile bir röportaj yapılması planlanmaktadır.

5. Kırsal Kesimde Sıfır Nüfus – H.G. Wells

Bir aşk öyküsü aynı zamanda bu. Elizabeth ve Denton adlı iki aşık, 22. Yüzyıl’da, çok kalabalık, modern bir şehirde yaşamaktadırlar. Evlenmeleri için önlerinde daha üç yıl vardır ve sabırsız aşıklar bu süreyi çok uzun buldukları için, çeşitli yöntemler aramaya başlarlar. Çözümü ise, kentten kaçıp, kırsal alanlarda yaşamakta bulurlar. İlkel insanlar gibi, doğayla barışık, gökyüzünün altında…

6. Perşembenin Gelişi – Jerome Bixby

Albay Sanderson, Uzay Kuvvet Komutanlığı’na bağlı bir uzay gezginidir. Fakat yapmış olduğu “bağışlanmaz kusur ve davranış”ına karşın ordudan ihraç edilmek yerine başka bir seçenek sunulur: Uzay Akademisi’nde öğretmenlik. Olay basına sızmış olsa da görevine devam eden Albay Sanderson, kendisini uzay gezginliğinden eden ve başka bir gezegende vuku bulan bu sıra dışı olayı öğrencilerine aktarır.

7. Omzukalabalıkların Savaşı – Cyril M. Kornbluth

Askeri ve aynı zamanda mizahi bilimkurgu türlerine giren bu öykü çok katlı bir yapıda geçen güçlü / güçsüz ilişkilerine odaklanıyor. Katlar arasında bir hiyerarşi hakimdir ve “omzukalabalıklar” olarak nitelendirilen askeri sınıfa mensup kişiler üst katlarda yer almaktadırlar. Reuben’ın amacı ise bu güç dengesinde yükselmek ve üstlerde yer almaktır.

“Savaşın olmadığı bir yaşam tarzı yok mudur acaba?”

8. Yedinci Av – Robert Sheckley

Geleceğin dünyasında kitlesel savaşları engellemek için bir çözüm bulunmuştur. Buna göre içinde vahşi duygular barındıran kişiler bireysel olarak silahlanma ve başkalarını öldürme hakkında sahiptir. Devlet kontrolünde hayata geçirilen ve denetlenen bu sistemde av ve avcılar bulunmakta ve böylelikle insanlar içlerindeki saldırganca tutumlarına göre hareket etmektedir.

“İnsanoğlu savaşa son veremiyordu. Çünkü savaşı seviyordu. Saldırganlık insanın yapısında vardı.”

9. Milyonuncu Gün – Frederik Pohl

Yalçın İzbul’un derlediği bir başka kitap olan Dünyalıların Gelişi’nde de kendisine yer bulan bir öykü. Pohl, öyküsünü okuruyla konuşur şekilde yazmış ve bu durum öyküye harika bir mizah katmış. Cümleleriyle zaman zaman okurunu gülümseten yazar, anlatısını da bir soruyla kapatıyor ve bizleri düşünmeye sevk ediyor. Pohl’ü haklı görmemek için hiçbir sebep bulunmamakta. Peki öykü tam olarak ne anlatıyor?

İsa’dan sonraki milyonuncu günde, çok, çok uzak bir gelecekte Dora ve Adon’ın dünyasına misafir oluyoruz. Aşırı gelişmiş teknolojisi ve herkesin yaşam süresine kendisinin karar verebildiği bu ilginç zaman diliminde onların yaşadığı aşkın nasıl farklı bir boyutta tezahür ettiğini öğreniyoruz. Gülümseten, düşündüren, şaşırtıcı bir öykü.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1995, Erzurum. Adrianist hayalperest. Kitap okur, belgesel izler, sinema ve bilimkurguyla ilgilenir, öykü yazar. Kayıp Rıhtım'da başladığı yazarlık serüvenine, Fantastik Canavarlar ve Bilimkurgu Kulübü'nde devam etmekte.



Facebook Yorumları

Yorum