bilimkurgu kulubu

Edebiyat Frankherbert

Tarih: 7 Aralık 2016 | Yazar: Emre Karadeniz

0

Frank Herbert’in Kaleminden Dune’un Doğuşu

Dune konsepti altı yıllık bir araştırma boyunca oluşup şekillenen ham görüntüler ve bir buçuk sene süren bir yazım süreci ile başladı. Kağıda dökene kadar tüm hikaye tamamen aklımdaydı.

Nasıl gelişti? Mesihsel karışıklıklar içeren ve bizi periyodik olarak içine çeken, tüm üçlemenin bir kitapta olduğu uzun bir roman tasarladım. Demagoglar, fanatikler, üçkağıtçılar, masum seyirci kalanlar ve o kadar da masum olmayan seyirci kalanların hepsi bu dramanın bir parçası. Bunların hepsi, benim süper kahramanların insanlık için felaket olacağını savunan teorim üzerinden gelişiyor. Gerçek bir kahraman bulsak bile (ne ya da kim olduğu hiç önemli değil), biz aldanabilir ölümlüler süper kahraman meziyetlerine sahip lider çevresinde eklemlenerek eninde sonunda onun yerine iktidarı devralırız.

Kişisel gözlemlerim beni şuna ikna etti; politik ve ekonomik güçler arenasında ve onun bir sonraki mantıksal adımı olan savaşta insanlar, tüm karar verme kapasitelerini kendini toplumun bağrından kopmuş efsanesi ile özdeşleştiren bir lidere bırakma eğilimindedir. Hitler bunu yaptı. Churchill bunu yaptı. Franklin Roosevelt bunu yaptı. Stalin bunu yaptı. Mussolini bunu yaptı.

dune_by_gugo78-d6dl7a7

Benim favori örneklerim John F. Kennedy ve George Patton’dur. İkisi de kendini gösterişli Camelot düzeniyle özdeşleştirerek, bilinçli bir şekilde gerçeküstü olduklarını varsaydılar. Fakat hiçbirinin böyle bir değere sahip olmadığı en basit bir gözlemde bile görülebilir. Çoğu insan gibi onların mayası da bozuk.

Bu durum, Dune da anlatmaya çalıştığım temalardan biridir: İktidardaki liderler ne kadar takdire şayan gözükürse gözüksün, sakın tüm önemli kurum ve kararları onlara teslim etmeyin. Kahraman görünüşlerinin altında insana özgü hatalar yapan faniler göreceksiniz. Süper kahramanlar kendilerine verilen yüksek yetki altında insani hatalar yapınca da ortaya büyük sorunlar çıkar. Bazen de başka problemlerle karşılaşırsınız.

İktidar oluşumlarının, iktidarı sadece bir güç göstergesi olarak arzulayan insanları kendine çekme eğiliminde olduğu kolaylıkla ispatlanabilir. Bu tip insanların büyük çoğunluğu dengesizdir, başka bir deyişle delidirler.

Olayın başlangıcı bu şekildedir. Kahramanlar sancılı, süper kahramanlar ise felakettir. Süper kahramanların hataları birçoğumuzu kazanın içine sürükler.

dune

Tehlikeli olan şey sistemlerin kendisidir, “sistematik” kelimesi ölümcüldür. Sistemler insan yaratıcıları ve altında çalışanları ile meydana gelirler. Sistemler her şeyi eline alır ve süpürerek devam eder. Her şeyi önüne katıp devam eden sel gibidirler. Peki nasıl meydana gelirler?

Tümü yüksek oranda dram ve eğlence içerecek şekilde özetlenebilir ve ben öncelikli olarak eğlence sektöründeyim. İçine bir tutam mesaj katmak kabul edilebilir fakat geniş çaplı bir okur kitlesi için olmazsa olmaz değildir. Evet, Dune ve bugünkü olaylar arasında bir analog mevcut; önemli görevlerde rüşvet iddiaları, organize suçlara teslim olmuş polis teşkilatları, regülasyon kurumlarının regüle edilmesi gereken insanların eline geçmesi bunlardan birkaçı. Dune’daki su kıtlığı ise petrol sıkıntısının tam bir analojisidir. CHOAM, OPEC’tir.

Ama bu sadece başlangıçtır.

Bu konsept aklımda henüz tazeyken Florence, Oregon’a Birleşik Devletler Tarım Bakanlığının projesi hakkında makale yazmak için gittim. BDTB orada çölün ilerlemesini durdurmaya çalışıyordu. Ekolojik olaylar ile ilgili birkaç yazı yazmıştım, fakat süper kahraman konseptimin ekolojinin demagog ve kahraman özentileri için yeni bir taşıyıcı bayrak olması beni telaşlandırdı. İktidar sevdalıları ve diğerleri bu yüksek adrenalin vadeden haçlı seferini başlatabilirdi.

dune

Zaten toplumumuz suçluluk üzerine şekillenir çoğu zaman, bariz çözümlerin önünü tıkamak için kendi iç mekanizmasını önemsizleştirir. Adrenalinin verdiği zevk, uyuşturucu bağımlılığından az değildir.

Ekoloji gerçek bir şüpheyi kapsar, bununla beraber Florence projesi, gezegen üzerinde bıraktığımız etkileri düşünme konusunda ilgimi artırdı. Küresel bir sorunun şekillerini görmeye başlamıştım. Hiçbir parçası diğer sosyal ekoloji, politik ekoloji ve ekonomik ekolojiden ayrılamaz. Bu kavramlar listesi ucu açık bir listedir.

Bütün bu araştırma ve yazıların sonrasında da dinler, psikoanalitik teoriler, dilbilimi, ekonomi, felsefe, bitki bilimi, toprak kimyası ve feromonların meta dili gibi konular hakkında yeni nüanslar keşfedebiliyordum. Yeni bir araştırma alanı kaynayan cadı kazanından yükselen ruhlar gibi açığa çıkıyordu: gezegenler arası toplumların psikolojisi.

Tüm bunlar orijinal konseptimin köklü bir değişikliğe uğramasına neden oldu. Başlangıçta ben de herkes gibi ortaya çıkıp suçluları arayan, günahkarları cezalandıran lidere dönüşmek istiyordum. Sarı gazeteciliğin atını kutsal savaşlara sürmenin, doğruları gün yüzüne çıkaran bir kitap yapmanın tadını başka hiçbir şey veremezdi.

Köklü değişikliklere gitmek tükenmeyen soruları da birlikte getirdi. Şimdi evrimin ya da geri evrimin hiçbir şekilde bitmediğine, hiçbir toplumun bir zirve noktasına ulaşamadığına ve insanların eşit yaratılmadığına inanıyorum. Bunun yanında bazı eşitlikçi uygulamaların, sonunda eşitlikçi uygulama taraftarlarının zarar gördüğü büyük bir adaletsizlik bataklığı yarattığına inanıyorum. Herkese eşit fırsat ve adalet sunmak ulaşmamız gereken bir ideal olmalı; ama bu uygulamayı gerçekleştireceklerin de insan olduğu ve farklı yetenekler sergileyecekleri unutulmamalı.

dune

Köklü değişiklikler bana dikkatli olmayı öğretti. Probleme korkuyla yaklaştım. Kuşkusuz, standartlarımızdaki gevşeklik yüzünden gözle görülür pek çok hedef vardı; acı veren dikenleriyle hedefe kitlenen bolca kör fanatizm ve suçlu oportünizm vardı.

Peki bu duruma nasıl geldik? Nixon’u yaratan neydi? Bir güçlü yaratmada dolandırıcıların rolü nedir?

Bir lider hataları kabul edemezse, bu hatalar gizli kalacaktır. Liderlerimizin mükemmel olması gerektiğini kim söylemiş? Liderler mükemmel olmayı nerede öğrenecekler?

Füge bakın. Müzikte füg, genellikle farklı şekillerde çalınan tek bir temaya dayanır.Bazen karşılıklı etkileşim etrafında harika danslar yapan özgür sesler olur. İkincil temalar uyum, ritm ve melodi bakımından zıtlıklar içerebilir. Bununla birlikte, tek bir ses birincil temayı oluşturduğu andan itibaren bütün parça tek bir dokuma haline getirilir.

Bu ekolojik fügde çalgılarım neydi? Görüntüler, çatışmalar, kendilerine dönen şeyler ve tamamen farklı olan şeyler, efsane figürlerimiz ve ortak mirasımızın derinliklerinden tuhaf yaratıklar, teknolojik gelişmemizin ürünleri, insan arzuları ve insani korkularımız.

Dünyanın önde gelen vahşi yaşam sanatçılarından ve illüstratörlerinden John Schoenherr’ın aynı imgelerle kafamda yaşadığını öğrenmek için sürpriz hayal edebiliyorsunuz. İnsanlar, John’un ve Dune illüstrasyonlarının boyamasından önce görüş alışverişinde bulunmadığına inanmakta güçlük çekiyorlar. Resimlerin benim için harika bir sürpriz olduğunu size temin ederim.

dune

Sardaukar, Dune’un yıllanmış taşları gibi görünür. Baron’un göbeği bir dünyayı emebilir. Ornitopterler, toprakları yağmalayan böceklerdir. Kum solucanları, Dünya’daki solucanların canavarlaştırılmış halidir. Stilgar bir komutan edasıyla bize bakıyor.

Beni özellikle memnun eden şey Dune’un atmosferi ile bu görüntülerin, tıpkı füg gibi iç içe temalar oluşturması oldu.

Bir Escher litografında olduğu gibi kendimi paradoksa dönüşüp tekrar eden temalara dahil ettim. Merkezdeki paradoks, insanlığın zaman vizyonunu ile alakalıdır. Paul’ün öngörü yeteneği – Presbiteryen tespiti ne olabilir? Delphi kahinlerinin kehanetlerini gerçekleştirmesi için , kendini önceden belirlenmiş bir ağa karıştırmalıdır. Bununla birlikte, önceden belirlenmiş sürprizleri reddeder ve sınırları her zaman tutarsız ve açıklanamayan bir durumla karşılaşan, matematiksel olarak kapalı bir evren kurar. Bu bir koan, Zen zihin kırıcısı gibidir. Giritli Epimenidler’in “Bütün Girit yalancıdır” demesi gibi.

Attığınız her sınırlayıcı ve tanımlayıcı adım, vizyonunuzu daha büyük bir evren sonsuzluğunda ve daha küçük evrenlerde sonsuza dek duran daha geniş bir evrene doğru dışarıya sürükler. Zaman ve mekanı ne kadar ince parçalarsanız parçalayın, her küçük bölüm sonsuzluk içerir.

Dune Mesihi

Fakat bunun anlamı doğrusal zamanı kesip, olgunlaşmış bir meyve gibi açabilir ve sonuçta ortaya çıkan bağlantıları görebilirsiniz. Önceden bilebilir ve doğru tahmin edebilirsiniz. Bir kez daha önceden kestirim ve paradoks olur.

Sınırların bulunmadığı örtülü sınırları ifade eden tanımlama yöntemlerimizde, dillerde, sosyal anlamlar ağında, ahlaki yapılarda ve felsefe ve dinlerde kusur olmalıdır. Sonuçta Paul Muad’Dib, bunu Dune eserinde defalarca kez söylüyor.

Kesin bir tahmin mi istiyorsun? O halde sadece bugün için istiyorsun, yarın reddedeceksin. Nihai muhafazakârsınız. Sonsuz değişen bir evrende hareketi durdurmaya çalışıyorsunuz. Olmak fiili, hepimizi aptala çevirir.

Tabii ki Dune’da ve üçlemenin tamamında başka başka temalar ve fügler var. Dune Mesihi, temanın klasik bir ters çevrimini anlatır. Dune Çocukları, karşılıklı etkileşime giren temaları artırır. Her neyse, bu karmaşık karışıma daha fazla açıklama yapmayayım. Füg örneğine uyuyor. Kendi çözümlerinizi bulun. Bana liderinizmişim gibi bakmayın.

Gerçekten de uyarı yapılıyor, ancak tüm hareketi engelleyen terör hakkında değil. Gerilmeyin. Ve birisi yeni bir kült başlatıp başlatmadığınızı sorduğunda, benim yaptığımı yapın: Deli gibi kaçın.

Frank Herbert

***

Frank Herbert’in Dune dizisinin kökenlerini anlattığı bu açıklama ilk kez Omni Dergisi‘nin Temmuz 1980 sayısında yayınlandı.

Etiketler: , , , , , ,


Yazar Hakkında

Uzay Mühendisi. Bilgisayar oyunu meraklısı. Üniversitede giriştiği bilimkurgu kulübü kurma ve fanzin çıkarma girişimini kısa süre sürdürebilmiş emekli bir mentat. Hem İngilizcesini geliştirsin hem de bilimkurgudan kopmasın diye çeviriler yapmakta…



Facebook Yorumları

Yorum