bilimkurgu kulubu

Edebiyat Yeryüzü Müzesi

Tarih: 11 Mart 2018 | Yazar: İsmail Yamanol

0

Bir Kitabın Doğuşu: Yeryüzü Müzesi

Bilimkurgu Kulübü olarak yola çıkarken aklımızda tek bir şey vardı: Ülkemizde bilimkurgunun gelişip yaygınlaşmasına önayak olabilmek. Bunu sağlayabilmek için çok çalışmamız ve en önemlisi de istikrarlı bir şekilde üretim yapmamız gerektiğini biliyorduk. Ancak bu sanıldığı kadar kolay değildi. Çünkü bir zamanlar yerli bilimkurgu hareketi, belli başlı kişi ve grupların fedakârlıkları üzerinde yükselen son derece uç bir alandı. Doğal alarak keskin virajlardan döndüğümüz, hüzünlü yol ayrımlarına vardığımız anlar oldu. Buna rağmen amacımızdan sapmamayı ve türlü zorluklara rağmen var olmayı hep başardık. Şimdi geride bıraktığımız 20 yıllık maziye dönüp baktığımızda uğraşlarımızın meyve verdiğini görüp mutlu oluyoruz.

Bir avuç insanla çıktığımız bu uzun maratonda bize katılan, destek olan, omuz veren pek çok kişi ve oluşumla tanıştık, aynı erek doğrultusunda güç birliğine gittik; daha da güçlendik.  Oluşan bu zengin kadro, yerli bilimkurgu edebiyatı adına bir şeyler üretme zamanının geldiğini gösteriyordu. Şimdiye kadar yerli bilimkurgu edebiyatı çokça ürün vermiş olsa da bu üretimi sistematik bir şekilde sunan arşivlik eserler bulmak zordu. Bu noktada iş başa düştü ve bilimkurgu edebiyatının yerli yansımalarının dönem bazlı gözlemlenebilmesine olanak veren bir projeye giriştik.

Yeryüzü Müzesi, Bilimkurgu Kulübü’nün 18. yaşında 18 yerli yazardan 18 öykü içeren bir antoloji. Antolojiyi oluştururken salt kulüp kadrosuyla sınırlı kalmayıp, bir şekilde bilimkurgu yazımına bulaşmış herkese teklif götürdük; aksi yaklaşım projenin amacına uygun olmazdı zaten. Fikrimizi paylaştığımız yazarların ve İthaki Yayınları’nın olumlu yaklaşımı bizleri iyice cesaretlendirdi ve 2016 yılının ortalarında projeye start verme kararı almamızı sağladı. Toplam 35 yazarlık geniş bir kadroyla giriştiğimiz bu süreç, 16 ayın sonunda 18 yazarın ipi göğüslemesiyle tamamlandı.

Öykülerin seçimi ve değerlendirilmesi noktasında çok titiz bir düzeneği takip ettiğimizi açık yüreklilikle söylemeliyim. Öyküler, Bilimkurgu Kulübü editörlerinin yanı sıra bağımsız bir editör ekibi tarafından da sürekli olarak denetlendi. İthaki Yayınları’nın uzman editörleri de ilerleyen safhada projeye müdahil olarak dosyanın son halini almasında etkin görev üstlendi. Amacımız, bilimkurgu edebiyatının çeşitli temalarına ve dönemlerine göz kırpan zengin bir eser ortaya koyabilmekti. Bu amaca uygun şekilde kitabın adını Yeryüzü Müzesi olarak belirledik. Zira bu müzede distopyadan ütopyaya, post-apokaliptikten yapay zekâya, siberpunktan siborglara, uzay operasından dünya dışı uygarlıklara, mizahtan felsefi kurgulamalara kadar bilimkurguya ve insanlığa dair hemen her şey sergileniyordu.

Bilimkurgu Kulübü olarak, öykülerin yazım aşamasında yazarları yalnız bırakmamaya ve teşvik etmeye daima özen gösterdik. “Yazıp gönderin, beğenirsek kitaba alırız” anlayışı bize göre değildi. Bu yüzden üretimin her safhası karşılıklı fikir alışverişleriyle, yönlendirmelerle, eleştirilerle geçti. Öyküler üzerine kapsamlı raporlar hazırlandı, doğrular-yanlışlar ortaya konuldu ve elemeler de seçici bir bakış açısıyla belirlendi. Bu yalnızca bir kitap projesi değil, aynı zamanda bir yazarlık atölyesiydi de. Dolayısıyla elenmiş olsun ya da olmasın, herkesin bu projeden fayda sağladığını düşünüyorum. Bizce olması gereken de buydu.

Kitabın nihai yazar kadrosuna baktığınızda profesyoneller kadar amatör isimlerle de karşılaşacak ve hatta çoğu yazarın bir kitapta yayımlanmış ilk öyküsünü okuma şansı yakalayacaksınız. Baştan belirlenmiş popüler isimlerden oluşan bir kitaba imza atmak yerine, Bilimkurgu Kulübü’nün var oluş amacına uygun olarak türe yeni yazarlar kazandırabildiğimiz için son derece mutluyuz. Evet, kitapta daha önce adını bile duymadığınız birçok yazar var. Bu da eleme sürecinin hakkaniyetine dair güzel bir ipucu niteliğinde. Ama en önemlisi, eleme sürecinde her yazar kendinden beklenen olgunluğu fazlasıyla sergiledi. Karşılıklı anlayış ve saygı çerçevesinin dışına asla çıkılmadı ve olumlu olumsuz her görüş gerekçeleriyle birlikte taraflara iletildi. Bana sorarsanız bu şeffaf ve içten tutum, projenin gelişip büyümesini ve sonunda da okurla buluşmasını sağlayan en önemli etkendi.

Projenin yayınevi aşaması da, bu tutumun bir uzantısı olarak sürekli etkileşim halinde geçti. Dolayısıyla başta editörümüz Burak Albayrak olmak üzere tüm İthaki ailesine özverili çalışmalarından ötürü teşekkür ediyoruz. Bu projeye inanmaları bile, yerli bilimkurgunun gelişip yaygınlaşması adına umut verici bir gelişmeydi. Sonuçta İthaki gibi bilimkurgu yayıncılığının lokomotifliğini üstlenen bir yayıneviyle çalışmak ve onların güvenine mazhar olmak bile başlı başına gurur vesilesi. Bir başka gurur vesilesi ise, ön siparişe çıkar çıkmaz kitabımızın çok satanlar listesine girmeyi başarmasıydı. Okurların yoğun ilgisiyle karşılaşmak ve birkaç hafta içinde ikinci baskıya gitmek hepimizi ziyadesiyle mutlu etti. Eğer benzeri projelerin önünü açmaya vesile olabilirsek, mutluluğumuz katlanarak devam edecek.

Kitabın editöryal süreci kadar hukuki aşamaları da gayet profesyonelce gerçekleştirildi. Çünkü her yazara hak ettikleri telifin verilmesi bizler için önemliydi. Eğer yerli bilimkurgu edebiyatını geliştireceksek, bu gelişimin yasal zeminini de güvence altına almalıyız ki verilen emekler karşılığını bulup yazarları yeni üretimlere teşvik edebilsin. Yerli bilimkurgu edebiyatını ve yazarlarını, yayınevleri karşısındaki olası edilgenlikten kurtarmamız gerektiğini düşünüyorum. Zira bu edilgenlik, bilimkurgu edebiyatımızın değersizleşmesine de yol açabilir. Kısacası yayınevlerine, yerli bilimkurgunun saygın ve basılmaya değer olduğunu göstermemiz lazım.

Yeryüzü Müzesi piyasaya çıktığında en sık karşılaştığımız iki soru şuydu: Devam kitapları gelecek mi ve Ursula K. Le Guin’den arka kapak yazısı almayı nasıl başardınız? Öncelikle bu tarz kitap projelerini sürdürme taraftarıyız. Hatta ikinci kitabın çalışmalarına da başladık. Bu kez gerçek anlamda Türk edebiyat tarihine geçecek bir proje üzerinde çalışıyoruz. Zira bu kitap, “Türkiye’nin Kadın Yazarlardan Oluşan İlk Bilimkurgu Öykü Antolojisi” olma özelliğini taşıyacak. Projeye herhangi bir kalıplaşmış düşünceyle de yaklaşmadığımızı belirtmem gerek. Bizi bu konuda motive eden en büyük güç, kadın yazarlarımızın bilimkurgusal hünerini yansıtan değerli bir eser ortaya koyabilme amacıydı. Yeryüzü Müzesi’nde işleyen titiz süreç, bu ikinci projede de aynı şekilde işlemeyi sürdürüyor. Kitabın okurla ne zaman buluşacağını söylemek için henüz erken, ama çok fazla bekletmeyeceğimizi garanti edebilirim.

Ursula K. Le Guin’in gönderdiği destek mesajına gelecek olursak, bu okurlar kadar bizi de şaşırtan ve sevindiren bir gelişmeydi. Aslında kitap için öteden beri dünyaca ünlü bir yazardan arka kapak yazısı alma arzumuz vardı, ancak Ursula K. Le Guin fikri yazarımız İsmail Yiğit’ten geldi. Bu fikrini hayata geçirip Le Guin’in menajeri Ginger Clark’a hem kulübün misyonundan hem de kitap projesinden bahseden samimi bir e-posta gönderdi. Sağ olsun Clark, İsmail Yiğit’in mesajını Le Guin’e iletti ve birkaç hafta içinde de şu an kitabın arka kapağında bulunan yazı elimize ulaştı. Bunun bizim için ne büyük bir mutluluk ve lütuf olduğunu kelimelere dökmek imkansız. “Hastayım, yaşlıyım, uğraşamam,” ya da “siz kimsiniz?” demedi. Demeye hakkı olduğu halde demedi… Deseydi de Ursula K. Le Guin olmaya devam edecekti kuşkusuz, ama bunu yapmadı. Bilimkurgu Kulübü nezdinde Türk okurlarına ve yazarlarına tüm o bilgeliğiyle seslenmeyi yeğledi. Kim bilebilirdi bu sözlerinin yerli bilimkurgu edebiyatına son vasiyeti olduğunu? Ölümü, edebiyat dünyası adına çok büyük bir kayıp. Ancak yeryüzünde birileri okuyup yazmaya devam ettiği sürece, Ursula K. Le Guin adı da parlamaya devam edecek. Büyük yazar olmak da böyle bir şey zaten.

Bir gün bizim ülkemizden de bir Ursula K. Le Guin, bir Isaac Asimov, bir Arthur C. Clarke, bir Philip K. Dick neden çıkmasın? Bilimkurgu Kulübü olarak, yirmi yıla yakın süredir bunun uğraşını veriyoruz. Koşamasak da en azından emekliyoruz. İnanıyoruz ki ürünlerimizle beslenen nesil, vakti gelince sorumluluğumuzu ve hedefimizi devralmaya hazır olacak. Bizim üstlendiğimiz görev, aslında Yeryüzü Müzesi’yle sağlam bir başlangıç yapıp gelecek nesilleri yerli bilimkurgu edebiyatına hazırlamaktan ibaretti. Amacımıza adım adım ilerliyoruz ve türe gönül veren herkesi de bu amaç doğrultusunda kenetlenmeye çağırıyoruz.

Sizce de yıllardır tükettiğimiz yetmedi mi? Artık üretme zamanı…

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Otuz yıllık amatör bir düş gezgini, saplantılı bir bilimkurgu hayranı ve Nietzsche ile başbaşa iki kadeh tokuşturamadığı için tanrıya atarlanan şizofrenik bir peygamberdir. Müziğin karanlık ve habis dehlislerinde dolaşmaktan sapıkça bir zevk duyar. Son olarak, dağa kaldırdığı kızın profesyonel dağcı çıkması sonucu hayata küstüğü rivayet edilmektedir.



Facebook Yorumları

Yorum